gezi, gezi rehberleri, gezi rehberi, doğa, doğa sporları, dağcılık, tırmanış, kayak, snowboard, bisiklet, kano, rafting, treking, doğa yürüyüşleri, kamp kurma, kampcılık
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/dr.emin30
  • https://plus.google.com/u/0/108934662682922126853/posts
  • https://twitter.com/eminnoyan

Emin Noyan Web Sitesine Hoşgeldiniz.

 

ABD

ABD ve Göç
Bütün ülkeler göç alır, verir.  Bu video ABD'nin 1820 yılından itibaren aldığı göçleri ve göçmenlerin geldikleri ülkeleri eşi az bulunur basitlikte açıklamış.
ABD'ye yüksek göç veren ülkeler arasında Türkiye'de var. Yıl?
Yoksa "Alo John" vakası mı? Onlarca TV istasyonu aynı anda aynı aynı aynı aynı
Ekteki video ABD'de yayın yapan bağımsız onlarca TV istasyonunun yılbaşı öncesi yaptığı haber yayınlarından derlenmiş.  Şaka gibi ama değil: gerçek. Anlamak için İngilizce bilmenize gerek yok, çünkü haberler tekerleme gibi: aynı aynı aynı aynı. 
Bir seyredin hele, sonra üzerinde konuşalım.  İşte linki burada, yeni bir pencere açılacak ve video gösterime başlayacak. 25. saniyeden sonrayı bekleyin. Hadi.
Nasıl? 
Kesin "Alo John" vakası dedirtecek cinsten değil mi? Ama değil. Siz her ülkeyi ileri demokrasi mi sandınız?
Olay şu: ABD'deki yerel TV istasyonları kendilerine geçilen haber görüntülerini seçip (aynen bizdeki TVler gibi) yayınlıyorlar. Eğer  TV istasyonunun bütçesi darsa metin yazarı çalıştırmayıp okunacak haber metnini de aynı firmadan satın alıyorlar. Bu durumda CNN. Bütün istasyonlar aynı kaynaktan yazılı metni alınca ortaya bu durum çıkmış.
Gerçi "Alo John" vakası değil ama dünyadaki "medya bağımsızlığı" konusunda bir fikir veriyor.   
Arabayla uçtan uca Amerika
ABD, Atlantik kıyısından Pasifik kıyısına dört saat dilimini kapsayan kocaman bir kıtanın üzerinde oturuyor. Ülkede görülecek şeyler genelde doğu ve batı kıyıları boyunca sıralandığı için ABD'nin iç kısımları pek ziyaretçi almıyor. ABD'de mesafeler uzun olduğu için şehirlerarası yolculuklar için genelde uçak kullanmak mantıklı. Bir şehri gezmenin en iyi yolu taban tepmek olduğu gibi geniş bir ülkeyş gezmenin en iyi yollarından biri de yavaş yavaş araba kullanmak olmalı.
Yavaş yavaş değil ama uzun uzun araba kullanacağım geldiğinden herhalde ABD'yi uçarak değil de yerden geçeyim dedim. Bu kez ABD'nin güneydoğu ucunda bulunan Orlando şehrinden yola çıkıp Pasifik okyanusu kıyılarına arabayla geçeceğiz. Yolu fazlaca detaylandırmak yerine siz isterseniz nasıl ABD'yi boydan boya geçersiniz bilgilerini de ekliyorum.
Önce en temelden başlayayım: ABD'yi boydan boya geçmek için nereden, nasıl araba kiralarsınız?
ABD'de onlarca araba kiralama şirketi var. Fiyatları mevsime ve tatil günlerine göre değişiyor. www.hotwire.com sitesi en iyi araç kiralam fiyatlarını karşılaştırarak verdiği için iyi. Bu siteye bakarak araç kiralarına baktığımda en ucuz firma Hertz ( www.hertz.com) çıktı. Ama Hertz'in her ayrı lokasyonunda ayrı fiyat olduğu için aracı teslim alacağınız yeri iyi seçmeniz lazım. Örneğin aynı aracı New York JFK havaalanında teslim alırsanız günlüğü 105 USD, Orlando havalaanında 84 USD. Ama Orlanda havaalanından 15 kilometre ötedeki Hertz bayiine giderseniz günlük 34 USD. Böylece neden Orlando'dan yola başladığım ortaya çıkar sanırım. Bu fiyatların üzerine bir de kaza sigortası yaptırmanız lazım. Hertz günde 22 dolara herşeyi kapsıyor.  İnternet üzerindeki sigorta şirketlerinde fiyat 9 dolara kadar iniyor ama yazılanları iyi okuyun bazıları yanıltıcı. 
İzlediğim rotada gecelemeleri şu şehirlerde yaptım:
Orlando, Florida
Pensacola, Florida
New Orleans, Lousiana
Dallas, Teksas
Tucumcari, New Mexico
Flagstaff, Arizona
Las Vegas, Nevada
San Diego, Kaliforniya
Los Angeles, Kaliforniya
San Francisco, Kaliforniya
Neden bu şehirler?
Bazılarında görülecek yerler var ( New Orleans, Lousiana gibi) , bazılarıysa 700 km yol yapınca dinlenmek için uygun noktada olduklarından dolayı ( Pensacola, Florida gibi)
Yol toplamda dur-kalk ve ara yollara gir, geri dön dahil 7700 km sürdü ve 12 günde sona erdi.
Nerelerde kalınır?
Amerika bir sürü zincir otel-motel var. Yol kenarlarında en fazla moteli olan ve fiyatları en iyi olanı Motel 6 ( www.motel6.com). Fiyatları 30 dolardan 55 dolara kadar gidiyor.
Başka gerekli bir şey var mı?
Özellikle şehir içlerinde GPS kullanırsanız rahat edersiniz, haritayı kurcalama derdini son veriyor.
Yol üzerinde beklemediğim kadar ilgimi çeken yer Tucumcari oldu. Ünlü Route 66 üzerinde yol alan bu küçük yerleşim merkezi en heyheyli günlerini 1950'lerde yaşamış. Ve aynen orada kalmış. Bugün Tucumcari'de herhangi bir dükkana girmek zaman tüneline dalmak gibi bir şey. Ama bu da başka bir yazının konusu.
Her 7 Amerikalıdan biri aç
Finansal kriz tüm dünyayı vurdu malum, ama en çok ABD'nin fakirlerini vurmuşa benziyor. ABD'de yaklaşık 46 milyon kişi yani her 7 kişiden biri devletten her ay  yemek yardımı alıyor. İhtiyacı olanlara yemek yardımı kuponlarla yapılıyor, bu kuponlar sadece yiyecek satan dükkanlarda geçerli oluyor.
  
Dünyanın 120 ülkesinde askeri üssü bulunan, dünyanın en zenginlerine ev sahipliği yapan bu süper gücün ülkesindeki ekonomik dengesizlik endişe verici. Konuyla ilgili iyi bir haber ( Google tercümesi ile ) şurada
Tezek fırlatma yarışması başlıyor
ABD'de kırsal hayat şehirlerden ayrı bir ritmde akar. Yavaş. Tarzları farklıdır. Yarışmaları öyle. Mesela iki gün sonra "Wisconsin Eyalet Tezek Fırtlatma Şenliği"  başlıyor. Yarışma 1975'te başlamış ve her sene popülerlerliği giderek artmış. Geçen sene yarışmacıları seyretmek için 40,000 kişi  "şenliğe" gitmiş.  Şenlik 2 Eylül'de başlıyor. " Amann geç kaldım, bu kadar geç mi söylenir?" demenize gerek yok, bu şenlik ABD'deki onlarca tezek şenliğinden sadece biri.
Amerika'ya ( ABD ) nasil gidilir, nasil gezilir, ne zaman gidilir, ne kadar harcanir, nerede kalinir, hangi yeme icme ve tatil mekanlari iyidir?
Vize 

ABD, Turklerden vize istiyor. ABD vizesi ile ilgili ayrintilara ve formlara ulasmak icin http://turkish.turkey.usembassy.gov/consular.html adresine gidebilirsiniz.

Ucak Bileti

Daha once yazdigim sirketleri bir bakiverin. Turkiyede http://www.ekobilet.com/, yabanci olarak http://www.kayak.com/ , http://www.edreams.com/ , http://www.expedia.com/ ucuza bilet temin etmenize yarayacak siteler. Turkiye'den THY ile dogrudan ucuslar var ama digerlerine gore daha pahali. ABD'ye Frankfurt, Amsterdam, Londra, Roma ve Madrid aktarmali ucuslar var. Havayollarinin promosonlarina bakarsaniz daha indirimli bilet alabilirsiniz. www.ekobilet.com da promosyonlu biletler bulma olasiliginiz daha yuksek.
Transit Vize gerekiyor mu?
ABD vizeniz varsa (baska ulkelere giderken transit vizesi isteyen Almanya ve Ingiltere gibi ulkeler) transit vizesi istenmiyor.
ABD'den transit gecip baska bir ulkeye gidecekseniz, yine de ABD vizesi almaniz sart.
Ne zaman gitmeli?

ABD, genis bir ulke. Florida'da sicaktan bunalirken Chicago'da kar firtinasi olabiliyor. Gitmeden once www.weather.com a bakiverin.

Ne kadar harcarim?

Fazla seyahat etmez ve ucuz yerlerde kalip, ucuz yerlerde yerseniz, gunluk 50-60 dolara gecinebilirsiniz. Hostellerde gecelik yataklar 25 dolar civari, ayakustu yemek ise ucuz. 

Nasil gezmeli? Tatil mekanlari

ABD icinde ucak seferleri bazen tren ve otobusten bile indirimli oluyor. Otobusle sehirden sehire gidecekseniz www.greyhound.com , treni tercih ederseniz www.amtrak.com . Her iki sirketinde indirimli bolgesel pasolari var, web
sitelerinden takip edebilirsiniz.

Sehirlere yakin olmayan turistik bolgelere ulasmak icin tek sansiniz arac kiralamak, genelde arac kirasi degil ama arac sigortasi fazla tutuyor. Bazi kredi kartlarini kullandiginizda arac sigortasini uzerlerine aliyorlar, bu durumda arac kirasi epey dusuyor.

ABD genis bir ulke vaktiniz iki haftadan azsa dogu ya da bati kiyisinda dolasarak daha cok yer gorebilirsiniz. Ulkenin bati kismi daha liberal, dogu kismi daha Avrupai ve ic kesimler daha tutucu yerler. Dolayisiyla yenilikleri gormek icin California'ya ( San Francisco, San Diego, Los Angeles), dunyaca unlu sehirlerde dolasmak icin doguya ( New York, Boston, Washington), rahatlamak icin guneydoguya ( Miami, Orlando, New Orleans, Atlanta), bos alanlar ve col gormeye guneye ( Teksas, Arizona, Yeni Meksika), George Bush'a kimin oy verdigini merak edenler ic kesimlere ( Amerikalilarin no-fly zone adini verdigi) tutucu eyaletlere, illada usumek isteyenler Kanada sinirina yakin ( Montana, Illinois, Michigan) yerlere ugrayabilirler.
Bunlar da ilginizi çekebilir:

San Francisco'da uzun bir yuruyus







San Francisco yuruyusumuze kaldigimiz yerden devam edelim.

Cin mahallesinde bir hostelde kaliyorum. Mahalledekilerin ana dili Cince sonra Ingilizce. Girdigim bazi dukkanlarda Ingilizce bilmeyenlere de rastladim. Cin mahllesinden disari cikmadan hayatlarini devam ettirmeleri mumkun. Buradaki Cinlilerin cogu 1800'lerin sonunda 1900'lerin basinda altin aramak icin gelmisler. Bulan bulmus, bulamayan kalmis. RedKit okuyanlar bilir, Cinliler orada camasirhanecidir. Bugunde durum ayni, Sehrin etrafina dagilmis yuzlerce camasirhanenin sahibi Cinliler. Hemseri olayi yani. Amerika'daki motellerin %80'ide Hintlilere ait ustelik hepsi ayni bolgeden geliyorlar ve soyadlari Patel. Ilk bakista ABD'de motel sahibi olmak icin Patel soyadi gerekiyor gibi geliyor. Neyse yurumeye devam edelim. Cin Mahallesi bitince uc blok otede Union meydanina geliyoruz. Burasi sehrin moda ve marka tutkunlari icin ugrak yeri. Meydanin etrafi Gucci, Armani, L.Voitton vb gibi markalarin magazalari ile cevrili. Dediniz ki ben pahali marka istemem, o zaman ana alisveris caddesi Market caddesine gidecegiz. Market caddesi Union meydanina sadece iki blok otede ve sehrin en hareketli bolgelerinden biri: alisveris merkezleri, is merkezleri, konferans merkeleri, sinema merkezleri, herseyin merkezi orada yani. Market caddesinde sola donup 15 dakika yurursek SF gemi iskelesine ve eski otoyolun oldugu alana, saga donup yurursek Civic Center, Tenderloin, Castro, Mission semtlerine variriz. llk once sola donuyoruz, SF liman binasi daha cok lokanta ve yiyecek satan dukkanlari ile ilgi cekiyor. Bina, ogle vakti cevredeki isyerlerinden yemege gelenlerle tika basa dolu. Bu bolgeden eskiden bizim Mecidiyekoy'deki gibi havadan otoyol geciyormus, uzun suren ugraslardan sonra otoyolu yikip halka acik alan yapmislar. Gercekten hosca vakit gecirilebilinecek guzel bir bolge yaratmislar. Yemek yiyip biraz da dinlendikten sonra Market caddesinin geri kalan kismina gidelim.


Caddede Westfield alisveris merkezinin gectikten sonra sola girerek SoMa ( South of Market) bolgesine girelim. Burasi 1990'larin sonuna kadar pekte iyi olmayan bir bolgeymis, 1990'larin sonunda Silikon vadisine akan yatirimdan nasiplenen muhendisler mahalleye yerlesmeye baslamislar. Simdilerde yine biraz gozden dusse de kafeler ve resim galerilerinin oldugu guzel sokaklari olan bir yer. Market caddesine donup yurumeye devam edersek birden dukkanlarin kepenklerinin gunduz bile yari kapali oldugu, kaldirimlarin evsizler ve uyusturucu kullananlarla dolmaya basladigi Civic Center-Tenderloin bolgesine gelmis oluruz. Amerika'nin ciddi bir evsiz problemi oldugu malum. Sehrin en kalabalik bolgesinde yururken 100 metre icinde sosyal dokunun bu kadar cabuk degisip sokaklarin urkutucu bir hal almasi rahatsiz edici. Gece gelinmemesi gereken semtler listesine bir numaradan giris yapiyorum.

Market'in sonlarina yaklasiyoruz, sehrin kuruldugu noktayi gormeden durmak olmaz simdi. 16.inci cadde ile Mission caddesinin kosesindeki kilise binasi “Mission Dolores” sehrin mayasini calan yer. Butun yerlesim bu misyonun etrafinda olmus.Mission bolgesi ayni zamanda geceleri hareketli barlari ile biliniyor. Caddeye donup biraz daha devam ediyoruz, Castro'dayiz. Burasi ABD'nin gay baskenti, ara sokaklar, pencereler gokkusagi bayraklarla dolu. Karsidan kol kola gelen kadin kiligindaki iki erkege kimse donup bakmiyor bile. Tamam ben bakiyorum, alismamisiz napim? Market caddesi bitti. Bayagi da iyi yuruduk ama bitmedi. UCSF kampusunun oraya eski hippilerin baskenti Haight-Ashbury'a cikalim. Cikalim diyorum cunku dik bir yokus var. SF haritalari sizi aldatmasin, sehir kucuk ama cok yokuslu. Bazen kisa gorunen mesafeler yuru babam yuru bitmiyor.

Haight-Ashbury'de bizi kafeler, eski plak evleri, tutunculer, vitrininde kenevir isareti olan “duman dukkanlari (smoke shop)”, halen sadece batik elbise satmakta direnen magazalar ve eski kitapcilar karsiliyor. Cok yuruduk di mi? Gelin su kafede biraz oturalim, adi “ coffee to the people”, gecen zaman “power” i “coffee” ye cevirivermis.

Oturmak iyi geldi degil mi? Ama biz oturmaya mi geldik buraya, Golden Gate Park iki adim otede, biraz da orada dolasalim. Haftaici olmasina ragmen park insanlarla dolu: mangal yapanlar, kriket oynayanlar ( ingiliz olmasinlar??), frizbi atanlar ( halen olmemis su meret), kosanlar, cocuklarini dolastiranlar, skate kayanlar, ha bi de benim gibi yavas yuruyup tembellik edenler. Parkin icinde Japon Cay Bahcesine gidiyorum, 1800 ortalarindan bir Japon-Amerikali aile burayi baslatmis. Ikinci Dunya Savasinda ABD butun Japon kokenli vatandaslarini casusluk yaparlar korkusuyla toplama kamplarina koyup, mallarini da ellerinde n alinca cay bahcesi bir ara sahipsiz kalmis. Sonra Amerikali baska bir aile bakimini uzerine almis. Kafa dinlemek icin ideal bir yer: bonzailer, ozenle duzenlenmis japon baligi havuzlari, degisik budanmis agaclar, zen bahcesi ve tabi cay icilecek bir dukkan. Iyice yorulduk, geriye yurumek yerine troleybus'e atlayalim diyorum ( evet burada halen kullanimdalar, ustelik havayi kirletmedikleri icin populerler). Kaldigim yere varinca lobide bir Japonla karsilasiyorum. Gezi kitabi yazari, Turkiye'de Guneydogu'yu dolasmis. “ Hasankeyf'e yazik olacak” diyor, yerin tam ismini hatirlamasina sasiriyorum. “ Bak burada” diyor ve bilgisarinda Japonca bir sayfayi gosteriyor. Henuz Japonca sokebilecek hale gelemedim, ustelik bayagi yorulmusum, ama sohbet koyu biraz ABD'de dolastigi yerleri anlatiyor: yakinda kitabini basacakmis, onun icin herseyi not etmis. “ Turkiye kitabin ne zaman cikacak o zaman ?” diyorum. “ 3-4 senesi daha var” diyor, “ aceleye gerek yok”. Yarin erken kalkacagim icin erken yatiyorum: Barbados ucusu bayagi uzun olacak.


ABD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ABD ve Göç

Bütün ülkeler göç alır, verir.  Bu video ABD'nin 1820 yılından itibaren aldığı göçleri ve göçmenlerin geldikleri ülkeleri eşi az bulunur basitlikte açıklamış.

ABD'ye yüksek göç veren ülkeler arasında Türkiye'de var. Yıl?

Onu da seyrederek bulun. Güzel video.


Bunlar da ilginizi çekebilir:
Arabayla uçtan uca Amerika
Amerika'ya ( ABD ) nasil gidilir, nasil gezilir, ne ...
Tezek fırlatma yarışması başlıyor

Yoksa "Alo John" vakası mı? Onlarca TV istasyonu aynı anda aynı aynı aynı aynı

Ekteki video ABD'de yayın yapan bağımsız onlarca TV istasyonunun yılbaşı öncesi yaptığı haber yayınlarından derlenmiş.  Şaka gibi ama değil: gerçek. Anlamak için İngilizce bilmenize gerek yok, çünkü haberler tekerleme gibi: aynı aynı aynı aynı. 

Bir seyredin hele, sonra üzerinde konuşalım.  İşte linki burada, yeni bir pencere açılacak ve video gösterime başlayacak. 25. saniyeden sonrayı bekleyin. Hadi.

Nasıl? 

Kesin "Alo John" vakası dedirtecek cinsten değil mi? Ama değil. Siz her ülkeyi ileri demokrasi mi sandınız?

Olay şu: ABD'deki yerel TV istasyonları kendilerine geçilen haber görüntülerini seçip (aynen bizdeki TVler gibi) yayınlıyorlar. Eğer  TV istasyonunun bütçesi darsa metin yazarı çalıştırmayıp okunacak haber metnini de aynı firmadan satın alıyorlar. Bu durumda CNN. Bütün istasyonlar aynı kaynaktan yazılı metni alınca ortaya bu durum çıkmış.

Gerçi "Alo John" vakası değil ama dünyadaki "medya bağımsızlığı" konusunda bir fikir veriyor. 
Yoldan portreler: John
Arabayla uçtan uca Amerika
Toraja'lar Ölenleriyle Aynı Evde Yaşıyor, Çok Sonra ...

Arabayla uçtan uca Amerika


ABD, Atlantik kıyısından Pasifik kıyısına dört saat dilimini kapsayan kocaman bir kıtanın üzerinde oturuyor. Ülkede görülecek şeyler genelde doğu ve batı kıyıları boyunca sıralandığı için ABD'nin iç kısımları pek ziyaretçi almıyor. ABD'de mesafeler uzun olduğu için şehirlerarası yolculuklar için genelde uçak kullanmak mantıklı. Bir şehri gezmenin en iyi yolu taban tepmek olduğu gibi geniş bir ülkeyş gezmenin en iyi yollarından biri de yavaş yavaş araba kullanmak olmalı.

Yavaş yavaş değil ama uzun uzun araba kullanacağım geldiğinden herhalde ABD'yi uçarak değil de yerden geçeyim dedim. Bu kez ABD'nin güneydoğu ucunda bulunan Orlando şehrinden yola çıkıp Pasifik okyanusu kıyılarına arabayla geçeceğiz. Yolu fazlaca detaylandırmak yerine siz isterseniz nasıl ABD'yi boydan boya geçersiniz bilgilerini de ekliyorum.

Önce en temelden başlayayım: ABD'yi boydan boya geçmek için nereden, nasıl araba kiralarsınız?

ABD'de onlarca araba kiralama şirketi var. Fiyatları mevsime ve tatil günlerine göre değişiyor. www.hotwire.com sitesi en iyi araç kiralam fiyatlarını karşılaştırarak verdiği için iyi. Bu siteye bakarak araç kiralarına baktığımda en ucuz firma Hertz ( www.hertz.com) çıktı. Ama Hertz'in her ayrı lokasyonunda ayrı fiyat olduğu için aracı teslim alacağınız yeri iyi seçmeniz lazım. Örneğin aynı aracı New York JFK havaalanında teslim alırsanız günlüğü 105 USD, Orlando havalaanında 84 USD. Ama Orlanda havaalanından 15 kilometre ötedeki Hertz bayiine giderseniz günlük 34 USD. Böylece neden Orlando'dan yola başladığım ortaya çıkar sanırım. Bu fiyatların üzerine bir de kaza sigortası yaptırmanız lazım. Hertz günde 22 dolara herşeyi kapsıyor.  İnternet üzerindeki sigorta şirketlerinde fiyat 9 dolara kadar iniyor ama yazılanları iyi okuyun bazıları yanıltıcı. 


İzlediğim rotada gecelemeleri şu şehirlerde yaptım:

Orlando, Florida
Pensacola, Florida
New Orleans, Lousiana
Dallas, Teksas
Tucumcari, New Mexico
Flagstaff, Arizona
Las Vegas, Nevada
San Diego, Kaliforniya
Los Angeles, Kaliforniya
San Francisco, Kaliforniya

Neden bu şehirler?

Bazılarında görülecek yerler var ( New Orleans, Lousiana gibi) , bazılarıysa 700 km yol yapınca dinlenmek için uygun noktada olduklarından dolayı ( Pensacola, Florida gibi)

Yol toplamda dur-kalk ve ara yollara gir, geri dön dahil 7700 km sürdü ve 12 günde sona erdi.

Nerelerde kalınır?

Amerika bir sürü zincir otel-motel var. Yol kenarlarında en fazla moteli olan ve fiyatları en iyi olanı Motel 6 ( www.motel6.com). Fiyatları 30 dolardan 55 dolara kadar gidiyor.


Başka gerekli bir şey var mı?

Özellikle şehir içlerinde GPS kullanırsanız rahat edersiniz, haritayı kurcalama derdini son veriyor.


Yol üzerinde beklemediğim kadar ilgimi çeken yer Tucumcari oldu. Ünlü Route 66 üzerinde yol alan bu küçük yerleşim merkezi en heyheyli günlerini 1950'lerde yaşamış. Ve aynen orada kalmış. Bugün Tucumcari'de herhangi bir dükkana girmek zaman tüneline dalmak gibi bir şey. Ama bu da başka bir yazının konusu.

Bunlar da ilginizi çekebilir:
San Francisco'da uzun bir yuruyus
Amerika'ya ( ABD ) nasil gidilir, nasil gezilir, ne ...

Her 7 Amerikalıdan biri aç

Finansal kriz tüm dünyayı vurdu malum, ama en çok ABD'nin fakirlerini vurmuşa benziyor. ABD'de yaklaşık 46 milyon kişi yani her 7 kişiden biri devletten her ay  yemek yardımı alıyor. İhtiyacı olanlara yemek yardımı kuponlarla yapılıyor, bu kuponlar sadece yiyecek satan dükkanlarda geçerli oluyor.
  
Dünyanın 120 ülkesinde askeri üssü bulunan, dünyanın en zenginlerine ev sahipliği yapan bu süper gücün ülkesindeki ekonomik dengesizlik endişe verici. Konuyla ilgili iyi bir haber ( Google tercümesi ile ) şurada


Bunlar da ilginizi çekebilir:
Arabayla uçtan uca Amerika
Amerika'ya ( ABD ) nasil gidilir, nasil gezilir, ne ...
Tezek fırlatma yarışması başlıyor

Tezek fırlatma yarışması başlıyor

ABD'de kırsal hayat şehirlerden ayrı bir ritmde akar. Yavaş. Tarzları farklıdır. Yarışmaları öyle. Mesela iki gün sonra "Wisconsin Eyalet Tezek Fırtlatma Şenliği"  başlıyor. Yarışma 1975'te başlamış ve her sene popülerlerliği giderek artmış. Geçen sene yarışmacıları seyretmek için 40,000 kişi  "şenliğe" gitmiş.  Şenlik 2 Eylül'de başlıyor. " Amann geç kaldım, bu kadar geç mi söylenir?" demenize gerek yok, bu şenlik ABD'deki onlarca tezek şenliğinden sadece biri



http://www.wiscowchip.com/index.html


Bunlar da ilginizi çekebilir:
Arabayla uçtan uca Amerika

Amerika'ya ( ABD ) nasil gidilir, nasil gezilir, ne zaman gidilir, ne kadar harcanir, nerede kalinir, hangi yeme icme ve tatil mekanlari iyidir?

Vize 

ABD, Turklerden vize istiyor. ABD vizesi ile ilgili ayrintilara ve formlara ulasmak icin http://turkish.turkey.usembassy.gov/consular.html adresine gidebilirsiniz.

Ucak Bileti

Daha once yazdigim sirketleri bir bakiverin. Turkiyede http://www.ekobilet.com/, yabanci olarak http://www.kayak.com/ , http://www.edreams.com/ , http://www.expedia.com/ ucuza bilet temin etmenize yarayacak siteler. Turkiye'den THY ile dogrudan ucuslar var ama digerlerine gore daha pahali. ABD'ye Frankfurt, Amsterdam, Londra, Roma ve Madrid aktarmali ucuslar var. Havayollarinin promosonlarina bakarsaniz daha indirimli bilet alabilirsiniz. www.ekobilet.com da promosyonlu biletler bulma olasiliginiz daha yuksek.
Transit Vize gerekiyor mu?
ABD vizeniz varsa (baska ulkelere giderken transit vizesi isteyen Almanya ve Ingiltere gibi ulkeler) transit vizesi istenmiyor.
ABD'den transit gecip baska bir ulkeye gidecekseniz, yine de ABD vizesi almaniz sart.
Ne zaman gitmeli?

ABD, genis bir ulke. Florida'da sicaktan bunalirken Chicago'da kar firtinasi olabiliyor. Gitmeden once www.weather.com a bakiverin.

Ne kadar harcarim?

Fazla seyahat etmez ve ucuz yerlerde kalip, ucuz yerlerde yerseniz, gunluk 50-60 dolara gecinebilirsiniz. Hostellerde gecelik yataklar 25 dolar civari, ayakustu yemek ise ucuz. 

Nasil gezmeli? Tatil mekanlari

ABD icinde ucak seferleri bazen tren ve otobusten bile indirimli oluyor. Otobusle sehirden sehire gidecekseniz www.greyhound.com , treni tercih ederseniz www.amtrak.com . Her iki sirketinde indirimli bolgesel pasolari var, web
sitelerinden takip edebilirsiniz.

Sehirlere yakin olmayan turistik bolgelere ulasmak icin tek sansiniz arac kiralamak, genelde arac kirasi degil ama arac sigortasi fazla tutuyor. Bazi kredi kartlarini kullandiginizda arac sigortasini uzerlerine aliyorlar, bu durumda arac kirasi epey dusuyor.

ABD genis bir ulke vaktiniz iki haftadan azsa dogu ya da bati kiyisinda dolasarak daha cok yer gorebilirsiniz. Ulkenin bati kismi daha liberal, dogu kismi daha Avrupai ve ic kesimler daha tutucu yerler. Dolayisiyla yenilikleri gormek icin California'ya ( San Francisco, San Diego, Los Angeles), dunyaca unlu sehirlerde dolasmak icin doguya ( New York, Boston, Washington), rahatlamak icin guneydoguya ( Miami, Orlando, New Orleans, Atlanta), bos alanlar ve col gormeye guneye ( Teksas, Arizona, Yeni Meksika), George Bush'a kimin oy verdigini merak edenler ic kesimlere ( Amerikalilarin no-fly zone adini verdigi) tutucu eyaletlere, illada usumek isteyenler Kanada sinirina yakin ( Montana, Illinois, Michigan) yerlere ugrayabilirler.

San Francisco yuruyusumuze kaldigimiz yerden devam edelim.

Cin mahallesinde bir hostelde kaliyorum. Mahalledekilerin ana dili Cince sonra Ingilizce. Girdigim bazi dukkanlarda Ingilizce bilmeyenlere de rastladim. Cin mahllesinden disari cikmadan hayatlarini devam ettirmeleri mumkun. Buradaki Cinlilerin cogu 1800'lerin sonunda 1900'lerin basinda altin aramak icin gelmisler. Bulan bulmus, bulamayan kalmis. RedKit okuyanlar bilir, Cinliler orada camasirhanecidir. Bugunde durum ayni, Sehrin etrafina dagilmis yuzlerce camasirhanenin sahibi Cinliler. Hemseri olayi yani. Amerika'daki motellerin %80'ide Hintlilere ait ustelik hepsi ayni bolgeden geliyorlar ve soyadlari Patel. Ilk bakista ABD'de motel sahibi olmak icin Patel soyadi gerekiyor gibi geliyor. Neyse yurumeye devam edelim. Cin Mahallesi bitince uc blok otede Union meydanina geliyoruz. Burasi sehrin moda ve marka tutkunlari icin ugrak yeri. Meydanin etrafi Gucci, Armani, L.Voitton vb gibi markalarin magazalari ile cevrili. Dediniz ki ben pahali marka istemem, o zaman ana alisveris caddesi Market caddesine gidecegiz. Market caddesi Union meydanina sadece iki blok otede ve sehrin en hareketli bolgelerinden biri: alisveris merkezleri, is merkezleri, konferans merkeleri, sinema merkezleri, herseyin merkezi orada yani. Market caddesinde sola donup 15 dakika yurursek SF gemi iskelesine ve eski otoyolun oldugu alana, saga donup yurursek Civic Center, Tenderloin, Castro, Mission semtlerine variriz. llk once sola donuyoruz, SF liman binasi daha cok lokanta ve yiyecek satan dukkanlari ile ilgi cekiyor. Bina, ogle vakti cevredeki isyerlerinden yemege gelenlerle tika basa dolu. Bu bolgeden eskiden bizim Mecidiyekoy'deki gibi havadan otoyol geciyormus, uzun suren ugraslardan sonra otoyolu yikip halka acik alan yapmislar. Gercekten hosca vakit gecirilebilinecek guzel bir bolge yaratmislar. Yemek yiyip biraz da dinlendikten sonra Market caddesinin geri kalan kismina gidelim.


Caddede Westfield alisveris merkezinin gectikten sonra sola girerek SoMa ( South of Market) bolgesine girelim. Burasi 1990'larin sonuna kadar pekte iyi olmayan bir bolgeymis, 1990'larin sonunda Silikon vadisine akan yatirimdan nasiplenen muhendisler mahalleye yerlesmeye baslamislar. Simdilerde yine biraz gozden dusse de kafeler ve resim galerilerinin oldugu guzel sokaklari olan bir yer. Market caddesine donup yurumeye devam edersek birden dukkanlarin kepenklerinin gunduz bile yari kapali oldugu, kaldirimlarin evsizler ve uyusturucu kullananlarla dolmaya basladigi Civic Center-Tenderloin bolgesine gelmis oluruz. Amerika'nin ciddi bir evsiz problemi oldugu malum. Sehrin en kalabalik bolgesinde yururken 100 metre icinde sosyal dokunun bu kadar cabuk degisip sokaklarin urkutucu bir hal almasi rahatsiz edici. Gece gelinmemesi gereken semtler listesine bir numaradan giris yapiyorum.

Market'in sonlarina yaklasiyoruz, sehrin kuruldugu noktayi gormeden durmak olmaz simdi. 16.inci cadde ile Mission caddesinin kosesindeki kilise binasi “Mission Dolores” sehrin mayasini calan yer. Butun yerlesim bu misyonun etrafinda olmus.Mission bolgesi ayni zamanda geceleri hareketli barlari ile biliniyor. Caddeye donup biraz daha devam ediyoruz, Castro'dayiz. Burasi ABD'nin gay baskenti, ara sokaklar, pencereler gokkusagi bayraklarla dolu. Karsidan kol kola gelen kadin kiligindaki iki erkege kimse donup bakmiyor bile. Tamam ben bakiyorum, alismamisiz napim? Market caddesi bitti. Bayagi da iyi yuruduk ama bitmedi. UCSF kampusunun oraya eski hippilerin baskenti Haight-Ashbury'a cikalim. Cikalim diyorum cunku dik bir yokus var. SF haritalari sizi aldatmasin, sehir kucuk ama cok yokuslu. Bazen kisa gorunen mesafeler yuru babam yuru bitmiyor.

Haight-Ashbury'de bizi kafeler, eski plak evleri, tutunculer, vitrininde kenevir isareti olan “duman dukkanlari (smoke shop)”, halen sadece batik elbise satmakta direnen magazalar ve eski kitapcilar karsiliyor. Cok yuruduk di mi? Gelin su kafede biraz oturalim, adi “ coffee to the people”, gecen zaman “power” i “coffee” ye cevirivermis.

Oturmak iyi geldi degil mi? Ama biz oturmaya mi geldik buraya, Golden Gate Park iki adim otede, biraz da orada dolasalim. Haftaici olmasina ragmen park insanlarla dolu: mangal yapanlar, kriket oynayanlar ( ingiliz olmasinlar??), frizbi atanlar ( halen olmemis su meret), kosanlar, cocuklarini dolastiranlar, skate kayanlar, ha bi de benim gibi yavas yuruyup tembellik edenler. Parkin icinde Japon Cay Bahcesine gidiyorum, 1800 ortalarindan bir Japon-Amerikali aile burayi baslatmis. Ikinci Dunya Savasinda ABD butun Japon kokenli vatandaslarini casusluk yaparlar korkusuyla toplama kamplarina koyup, mallarini da ellerinde n alinca cay bahcesi bir ara sahipsiz kalmis. Sonra Amerikali baska bir aile bakimini uzerine almis. Kafa dinlemek icin ideal bir yer: bonzailer, ozenle duzenlenmis japon baligi havuzlari, degisik budanmis agaclar, zen bahcesi ve tabi cay icilecek bir dukkan. Iyice yorulduk, geriye yurumek yerine troleybus'e atlayalim diyorum ( evet burada halen kullanimdalar, ustelik havayi kirletmedikleri icin populerler). Kaldigim yere varinca lobide bir Japonla karsilasiyorum. Gezi kitabi yazari, Turkiye'de Guneydogu'yu dolasmis. “ Hasankeyf'e yazik olacak” diyor, yerin tam ismini hatirlamasina sasiriyorum. “ Bak burada” diyor ve bilgisarinda Japonca bir sayfayi gosteriyor. Henuz Japonca sokebilecek hale gelemedim, ustelik bayagi yorulmusum, ama sohbet koyu biraz ABD'de dolastigi yerleri anlatiyor: yakinda kitabini basacakmis, onun icin herseyi not etmis. “ Turkiye kitabin ne zaman cikacak o zaman ?” diyorum. “ 3-4 senesi daha var” diyor, “ aceleye gerek yok”. Yarin erken kalkacagim icin erken yatiyorum: Barbados ucusu bayagi uzun olacak.
Bunlar da ilginizi çekebilir:
San Francisco'ya giris

San Francisco'da aksamustu bir seyler yemek icin Cin Mahallesine gittim, lokantalara biraz bakindim ama tam acikmadigim icin dolasmaya devam ettim, hemen yakindaki Colombus caddesine sapip yurumeye basladim.


“ Abi karidan az para aldin be”

“ Yok ya, tarife oyle”

“ Abi yanlis gune bakiyorsun yine bak”

100 metre ileride, baska biri otekine soyleniyor:

“ Kos, hadi kos. Bak gec kaldin adama, sokagin ortasinda kaldi herif”.

Bu konusmalari baska yerde duysam aklimda kalmazdi ama San Francisco'nun Italyan mahallesi North Beach'te Turkce duyunca isin rengi degisiyor tabi.

“ Iyi aksamlar”

“ ?, iyi aksamlar”

“ Demin gelirken araba parkeden Turkler gormustum, sizde aynisini yapiyorsunuz. Iki tesaduf ust uste olunca bir merhaba diyeyim dedim”

“ Abi, bu civarda araba parketme isi Turklerde. Bizim firma sadece Turklere is verir, ondandir”

“ Hepiniz hemseri misiniz?”

“ Yok, herkes gelemiyor ki. Her yerden Turk var, kacagi var, universitelisi var”

Restorandan bir musteri cikip araba fisini gosteriyor, bizimkisi fisi alip yan sokakta kayboluyor.

Hava Seattle'in ayazindan sonra cok iyi geliyor, biraz daha yuruyorum. North Beach'in sonlarina dogru Italyan lokantalari yerlerini farkli etnik restoranlara birakiyorlar. Thai, Vietnam, Cin, Filipin, Brezilya, Pers (Iran ismini verirlerse satislar duser diye herhalde etrafta hic Iran mutfagi restorani yok), Hint...Sehrin kozmopolit yapisi bir cadde boyundaki yuruyuste bile dunya mutfagini ayaklarima getiriyor. Bunlari dusunmeye devam etmeden gurulduyan karnimi dinleyerek en yakindaki lokantaya giriyorum. Nachos isteyen?

Yemekten sonra ,hazir yakindayken, San Francisco'nun Sultanahmeti diyebilecegimiz sehre gelen her turistin ugramadan edemedigi Fisherman's Wharf'a yonleniyorum. Turistler icin calistirilan eski tip tramvaylardan biri geciyor. Tramvayin ici bos, disi kalabalik: yandaki korkuluklara tutunarak disari sarkan 50li yaslardaki hallerinden son derece mutlu erkekler ve aracin icinden onlari seyreden anneleri, pardon esleri.

Fisherman's Wharf'ta turistlere yonelik herseyi bulmak mumkun: hediyelik esyalar, barlar, lokantalar, yakinlardaki gorulecek yerlere gezi satan sirketleri, bir saatlik korfez turu satan tekneler, Alcatraz turlari vs vs. Tabi ayakta atistirilicak deniz urunu satan onlarca kucuk tezgahi unutmamak lazim. Eskiden bu bolge SF'nun balik haliymis, balikci teknelerinde calisanlara maas yerine satmalari icin balik verilirmis. Onlarda maas karsiligi aldiklari baliklari kendi kucuk tezgahlarinda pisirerek satarlarmis. Maas yerine balik odenmesi artik bitmis ama tezgahlar kalmis. Sehirde dolasacak daha cok yer var, ama onlarida yarina birakalim.

==============================================

Gunun sarkisi: San Francisco merkezli Metallica'dan One.

San Francisco'ya giris


San Francisco'nun simgelerinden biri 1937'den beri hizmette olan Golden Gate koprusu. Yapildiginda dunyanin en uzun suspansiyon koprusuymus, simdi halen ilk onda. San Francisco'ya gelipte kopruyu yakindan gormeden turistlik vazifenizi yapmis sayilmiyorsunuz: hemen yaptim. Kopru kirmizi/portakal rengini paslanmaya karsi devamli boyanmasina borclu. Yilda 25-30 kisi Golden Gate'den atlayarak intihar ettigi icin koprude bir cok uyari levhasi var.




Levhalarda diyorki bu kopruden atlamak olumcul ve trajik sonuclara neden olabilirmis? Amerikalilar herseyi illaki sonuna dek aciklayacaklar.





Birde kopruden herhangi bir cisim yada fuze atmanin yasak oldugunu hatirlatan levhalar var. Fuze atmayla ilgili hatirlatmalarina tesekkur ediyorum.


Kopruden yuruyerek gecmek serbest. Bazilari da bisikletle geciyorlar. Fisherman's Wharf tan bisiklet kiralayip kopruyu gectikten sonra bizim Bebek'e benzeyen keyifli bir semte geliyorsunuz: Sausalito (Buraya gitmemi onderdikleri icin Murat ve Nazife'ye tesekkurler). Kucuk dukkanlar, degisik lokantalar ve birkac kitapcinin oldugu hos bir semt.









Bu uzun yuruyus turunun sonunda gemiyle Fisherman's Wharf'a donmek icin iskeleye gidiyorum ve gordugum manzara karsisinda butun yorgunlugum gdiyor. Buraya niye "Sis Sehri" dendigini anliyorum.



Sehr-i Kafein: Seattle

Salon sessiz, etrafta temizlik yapan uc-dort gorevli disinda kimse yok. Dun aksam sehri bana biraz anlatan otel gorevlisine soruyorum:
"Yakinlarda iyi kahve yapan bir yer var mi?"
" Diva Expresso'ya git".
Islerini sessizce yapan gorevli bir anda atliyor:
" Hayir o iyi degil, Central Grind House yada Cafe Allegro cok iyi. Yakinda iyi olan Tully's var".
Digeri karisiyor:
" Sen onlari dinleme, Good Coffee Company'nin kahve kavurma teknigi cok daga iyi, tam tadini ancak orada alirsin"
"Sen esas diger ikisini bosver, onlar Starbucks'a bile giderler"
" Hadi oradan,....."

Sordugum konu kahve olunca bu kadar tutkulu bir tartisma cikabilecek pek fazla sehir yoktur herhalde. Starbucks'in ilk dukkaninin acildigi ve su anda merkezinin oldugu Seattle'dayim. Uretim ekomisinin ana girdilerinden biri benzinse, beyinle is gorulen endustrilerin gereklerinden biride herhalde kafein olsa gerek. Seattle, yeni teknoloji ureten/kullanan firmalardan nasibini fazlasiyla almis. Boeing, Microsoft ve Amazon'un merkezleri burada. Bunlarin yaninda bircok irili ufakli tekjnoloji firmasi daha Seattle'i ev secmis. Yani Starbucks iyi yere dukkan acmis.

Muzik deyince de Seattle boyuyla bagdasmayacak kadar cok yildiz cikarmis: Jimmy Hendrix, Nirvana, Pearl Jam, Alice in Chains... bunlardan bazilari. Sehrin muzik hayatindan bir kesit gormek isteyenler gece Union Square civarindaki yerlere gidebilirler. Yalniz dikkatli olmakta fayda var, evsizler de ayni bolgeyi kendilerine mekan bellemisler, bazilari fazla yapiskan olabiliyor.

Seattle'in yeri bayagi kuzeyde olmasina ragmen kar almiyor. Seattle'da yasayan arkadaslarima sordugumda Puget "sound"'tan (aradim bu cografi yapinin Turkce karsiligini bulamadim) dolayi yorede mikroiklim olustugunu ve bunun kar yagisini engelledigini anlattilar. Kar yagisi yok ama kisin ruzgar insanin icine isliyor.

Sehrin en eski pazari olan Pike Place Public Market civari gece gunduz cok canli, degisik bir seyler yemek yada hediyelik esya almak isteyenler icin ideal bir mekan. Bu pazar, balik saticilarinin balik satarken yaptiklari gosterilerle de unlenmis durumda: pazarda dolasirken burnunuzun onunden baliklar ucarak gecerse bilin ki Pike Place'de balik aliyorsunuz. Sehir devamli yagmur aldigi icin " devamli yesil (evergreen)" unvanini hakli olarak almis. Ciddi anlamda kafein depolayip biraz sakin zaman gecirmek isteyenler icin Seattle iyi bir sehir. Ikisini de yaptim, simdi sirada San Francisco var, orada gorusmek uzere....

==========================

Gunun sarkisi: Foxy Lady ( Jimmy Hendrix), bir de Smells like teen spirit (Nirvana).

Ilk durak Los Angeles



Sakin, olaysiz, fakat uzun bir ucus sonrasi ilk duragim Los Angeles’a indim. Los Angeles'i 9-10 sene once birkac kez ziyaret etmistim. Bu seferki ziyaretimde hem sehirle birbirimize, hem de uzun sureden beri gorusemedigimiz LA de oturan cok eski bir arkadasimla "Eee, naptin? gorusmeyeli" dedik. LA ne dedi ben size aktarayim.

Los Angeles, nufus olarak ABD'nin ikinci buyuk sehri. Sehir yukariya degil enlemesine genislemis: binalar nadiren uc kattan daha yuksek. Bundan dolayi sehrin kapladigi alan buyuk ve mesafeler uzun. Mesafeler uzun ama toplu tasima neredeyse yok gibi, arabaniz yoksa bu sehirde -taksi tutmazsaniz- yapabilecekleriniz sinirli.

Los Angeles deyince film ve muzikten bahsetmeden olmaz. 1920 lerin basina kadar New York'ta olan film sirketleri hem oradaki vergilerden kacmak hem de LA'nin daha gunesli olan ikliminde cekim surelerini dusurup filmleri daha ucuza mal etmek icin bu sehire goc etmis. O zamandan beri dunya film endustrisinin kalbi burada atiyor. Bu aralar yazarlarin grevi sebebiyle bu endustri neredeyse durma noktasina gelmis. Yine de Hollywood'u gormek isteyenlerin buraya akini devam ediyor: yildizlarin isim, el, ayak izlerinin kaldirimlarda sergilendigi Chinese Theatre civari bugun de turist otobusleri ile dolu, hediyelik esya dukkanlari ve film yildizlarinin evlerinin yerini gosteren "yildiz haritalari" satanlarin isleri tikirinda.

Film endustrisi disinda sehir ayni zamanda hatiri sayilir bir uretim merkezi ve liman. Baska br unu de hava kirliliginin en yuksek oldugu sehirlerden biri olmasindan geliyor. ABD'nin ikinci buyuk sehri LA'da 140 milletten yaklasik dort milyon kisi yasiyor. Bu cesitlilik film ve teknoloji gibi hayalgucu isteyen sektorler icin gerekli altyapiyi sagliyor. Yasayanlarin onemli bir kismi Latin Amerika'dan geldigi icin Ispanyolca ikinci dil. ABD'deki Ermeni lobisinin kalbi burada atiyor, sadece LA'da 100 bin kadar Ermeni var. Burada yasayan arkadasim, LA'taki Ermenilerin Turkleri tanimadan dusman olduklarini ve bunun devami icin calisan guclu dernekler oldugu surece bizim basimizin agrimaya devam edecegini soyluyordu. Iran devrimi sonrasi kacan Iranlilarin 70 bin kadari da LA'i vatan bellemisler. Kaliforniya eyaletinin butce sorunlari oldugunu caddelerin haline bakarak anlamak mumkun: bayagi buyuk bir kisim eskimis delik desik.
Kisa bir sure kaldigim Los Angeles'tan Seattle geciyorum, orada gorusmek uzere.


=======================================

Gunun sarkisi: Vaktiniz varsa dinleyin: The End ( The Doors). 1966'da Los Angeles'ta kaydettikleri ilk albumleri " The Doors"'tan.
Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
-3° 0° -4°
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.31315.3343
Euro6.02766.0518