gezi, gezi rehberleri, gezi rehberi, doğa, doğa sporları, dağcılık, tırmanış, kayak, snowboard, bisiklet, kano, rafting, treking, doğa yürüyüşleri, kamp kurma, kampcılık
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/dr.emin30
  • https://plus.google.com/u/0/108934662682922126853/posts
  • https://twitter.com/eminnoyan

Emin Noyan Web Sitesine Hoşgeldiniz.

 

Afrika

Bukalemun (Madagaskar)

Madagaskar bakir doğasından dolayı bir çok farklı canlı türünü barındırıyor. Ülkede bulunan değişik canlılardan biri de bu bukalemun. Yaprağa benzemesinden dolayı zor seçilen bu cins yere indiğinde kahverengine dönüyor.




Ziwa Gergedan Sığınağı, Uganda

Gece ava çıkıyorsunuz, tek bir hayvan vuruyorsunuz ve gizlice satıyorsunuz: karşılığında 106 senede kazanacağınız parayı kazanıyorsunuz. Siz olsanız yapar mısınız?

Binlerce Ugandalı bu soruya "evet hemen" dediği için bugün Uganda'da doğada serbest yaşayan gergedan kalmamış. Çinliler gergedan boynuzunu ilaç ve afrodizyak olarak kullanıyorlar . Bir kilo gergedan boynuzu 50,000 dolara kadar  alıcı bulduğu için avlamak isteyeni bol.


Uganda'da hiç gergedan kalmayınca için bir toplum örgütü girişimlerde bulunarak Kenya ve ABD'den gergedan ithal etmiş ve aldığı geniş bir araziye salmış. İlk başlarda aldığı gergedanlara yenilerini ekleyerek gergedan sayısını arttırmış.
 Uganda'nın başkenti Kampala'ya yaklaşık üç saat mesafede bulunan Ziwa Gergedan Sığınağı  bu şekilde  elindeki gergedan sayısını otuza kadar çıkarmış.


Şimdilerde turizm firmaları ile yakın işbirliği içinde gergedanları ziyarete gelenlerden aldıkları ücretlerle daha çok gergedan üretmeye ve doğaya geri salıvermeye çalışıyorlar.


Kamp girişinde bulunan tabelada bütün gergedan aileleri tanıtılmış. "Obama" ismi doğal olarak dikkat çekici. Efenim, son doğan gergedanlardan birinin babası Kenya'dan annesi ise ABD'den olduğu için kendisine Obama ismi verilmiş. Bunu da notlarımıza alalım.
Gergedanları avlamak isteyen çok meraklı olduğu için bütün gergedanlar 24 saat silahlı koruma ile otluyor.  Sakin sakin otlayan her gergedan ailesinin hemen yanında sakin sakin onları gözleyen silahlı bir gergedan çobanı var. Sığınaktaki silahlı görevliler sadece bunlarla sınırlı değil, kampın girişini ve çevresini devriye gezen başkaları da var. Eee ne de olsa gergedan boynuzu altından daha değerli bir şey.

Afrika'daki gezimiz burada sona eriyor. Buradan Asya'ya geçiyoruz.

Nil Nehrinin Doğduğu Yerlerde, Uganda

Nil nehri Uganda'nın Victoria gölü kıyılarında doğduktan sonra yaklaşık 300km kadar kuzeye akıyor. Bu sıradaki ismi "Victoria Nil" nehri.
Murchison şelalelerinden geçen nehir Albert gölüne akıyor. 
Albert gölünün sularıyla daha da güçlenen ve artık başında sıfat olmadan "Nil"  adını alan nehir önce Sudan'a oradan da Mısır'a akıyor.
Nil nehrinin Murchison Şelaleleri Milli Parkı sınırları içinde kalan kısmında tekne turları oldukça popüler.
Kıyıda yaşayan hayvanların doğal hallerini onları rahatsız etmeden görebilmek ya da sadece keyif

 çatabilmek için tekne turu ideal.



Murchison Falls Milli Parkı, Kuzey Uganda

Murchison Falls Milli Parkı başkent Kampala'ya yaklaşık beş saat mesafede.


 Ortasından geçen Nil nehri tarafından ikiye bölünen park başlıca zürafa, fil, geyik, aslan, maymun, su aygırı ve leoparları barındırıyor.

1950'lerde safari için oldukça popüler olan bu milli park hayvanların kaçak olarak avlanması sonucu çekiciliğini büyük ölçüde kaybetmiş.


 Bir kilo gergedan boynuzunun 50,000 dolara kadar müşteri bulabildiğini ve bölgede kişi başı yıllık gelirin 470 dolar kadar olduğu bilgisini size vereyim de sonra bu adamlar niye gergedanları öldürüyor demeyin. Bir gergedan öldürse 106 senelik geliri çıkıyor, az sebep mi?


1990 sonrası başlayan canlandırma çalışmaları sonucu en azından zürafa ve fil nüfusu eski sayılarına yaklaşmış.


Su aygırları dışındaki hayvanlar için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Nil nehri kıyısında olması sebebiyle parkta en fazla görebileceğiniz hayvanlardan biri de su aygırları.
Belki de fazla hayvan olmaması sebebiyle bu park Afrika'daki en ucuz safari olanaklarını sunuyor.
İlk defa safariye çıkanlar ya da buradan sonra dağlarda goril izlemek isteyenler için bu park iyi bir seçim.

Parkta biraz daha kalıp sonra Nil kıyısı boyunca kısa bir gezi yapacağız.


Afrika, Hastalıklar ve Altyapı

“Bu bölgede sıtma var mı?”
“Eskiden vardı, artık yok.”
“Hiç mi yok?”
“Komşu bölgede var ama burada olmaz hiç”
“Ebola varmış, doğru mu?”
“Uzak bölgede buraya gelmez”
“E bu şehirdeki hastanede 3 kişi Eboladan ölmüş, hastanedekiler kaçmış”
“Olmamıştır”
“Göl suyunda bilharzia varmış, girenler parazit kapıyormuş”
“Hıı?”
“Çeçe sinekleri sokunca öldürüyormuş”
“Beş on kere sokmadan öldürmezzzz”
“Eee altı bin kişiyi öldürmüş bu bölgede”
“Bunlar başka çeçe sineği”
Afrika deyince aklımıza gelen güzel görüntülerin yanında bir de gezerken bizi tedirgin eden hastalıklar var. Yerellere sorunca hastalıkların nedense hep başka bölgede olduğunu öğrenip rahatlayabilirsiniz, ya da biraz istatistiklere bakıp aslında “o başka bölgede” olduğunuzu anlar etrafınıza biraz daha paranoyak bakabilirsiniz.
Afrika'da bulunan hastalıkların çoğu parasızlıktan ve altyapı eksikliğinden dolayı kökü kazınamayan illetler. Bir kısımı ilk başta farkına varılabilinse tek doz ilaçla tedavi edilebilecek şeyler. Mesela Bilharzia. Şimdi bu da ne dediğinizi duyar gibiyim. Ben de bilmiyordum ama tam suya girilecek yerlerde göl kenarında güzel plajların boş durup havuzların kullanıldığını ama yerli halkın suya girmeye devam ettiğini görünce sorup öğreniyorsunuz. Bilharzia durgun sularda yaşayan bir salyangozdan geçen bir parazit. Vücudun bir bölgesine gidip orada yerleşiyor ve başlıyor orayı yoketmeye. Bazen beyin, bazen bağırsak, kemikler, karaciğer vb. Erken yakalanırsa sorun yok, gecikilirse hasar kalıcı olabiliyor. Hastalık alım gücü olmayan insanları etkilediği için fazla kar yok, dolayısıyla tedavi daha da ucuzlamıyor.
Uganda, Sudan ve Tanzanya'da rastlanan başka garip bir hastalıktan “ baş sallama hastalığı”. Hayır, sadece memurlarda görülmüyor. Aslında 5 ila 15 yaş arası çocukları etkiliyor. Çocuk tam yemek yemeğe başlarken başını sallamaya başlıyor, ta ki kontrolünü kaybedip bayılana kadar. Baş sallama görülmeye başladıktan sonra üç sene içinde de ölüm geliyor. Şu anda Uganda'da yaklaşık üçbin çocukta bu hastalık var. Sebebi tam bilinmiyor ama gene bölgeye özgün bir su paraziti olduğu düşünülüyor.
Yukarıda camımın hemen dışına yapışmışken kötü bir fotoğrafını çektiğim çeçe sineği soktuğu insanların bir kısmında Afrika Uyku Hastalığına yol açıyor. Kurbanlarını uyutarak ve güçsüz bırakarak öldürüyor. Sıtma, malum her sene yaklaşık 800,000 Afrikalıyı aramızdan alıyor. Ondan da korunmanın bir sürü yolu var ama ilaç iyi olanlarından değil, bir sürü yan etkisi var. En iyisi ısırılmamak.
Bölgede dolaşınca aslında sağlık bakımından ne kadar çok sorunun biraz gelişmeyle ve daha iyi altyapıyla çözülebileceğini görüyorsunuz. Tabi madalyonun bir de başka yüzü var. Afrika daha gün yüzü görmemiş bir sürü hastalığı daha barındırıyor. Bu hastalıkların yayılmaları için de biraz daha iyi altyapıya ihtiyaç var: AIDS ve Ebola'nın Kongo'da ormandan yol açılması sonrası yayıldığını gösteren bulgular var, yani bir ilerleme bir yandan eski hastalıklara çare olurken bir yandan da yenilerine yol açabilir.

Bu saydığım hastalıklar Afrika'da gezmenin önünde elbette bir engel değil, sadece biraz daha dikkatli olmamızı gerektiren etkenler. Gideceğiniz bölge hakkında yola çıkmadan biraz bilgi toplarsanız tedbirinizi önceden alıp rahatça gezebilirsiniz.

Kabarega ( Murchison) Şelaleleri, Kuzey Uganda


Kenya'nın kuru mevsimde girdiği tozlu grilikten çıkıp ardından Uganda'nın yeşilliğine girmek gerçekten güzel geldi. Afrika'daki bu gezimizde dünyanın en kötü 30 ekonomisi içinde gezinip duruyoruz. Uganda'da kişi başı yıllık gelir 478 dolar ve bu para onları 183 ülke içerisinde gelir bakımından 173. sıraya yerleştiriyor. Ortalama bir Kenyalının geliri bir Ugandalının neredeyse iki katı yine de ülke olarak Uganda hem daha hoş hem daha güvenli görünüyor. Zamanında Churchill'in “Afrika'nın incisi” olarak adlandırdığı Uganda, dar bir alan içerisinde hem düzlükleri hem dağları barındırması, gorilleri, milli parkları, cömert doğası, farklı insanları ve komşularına göre göreceli olarak daha kararlı ve uzun döneme yayılan politikalar izleyen hükümetiyle tanınıyor.
Uganda'nın toprakları Türkiye'nin yaklaşık üçte biri büyüklüğünde, nüfusu ise yine Türkiye'nin yarısı kadar. Nüfus ise oldıkça genç: ortalama yaş sadece 15. 1950 yılında 4.8 milyon olan nüfus 2012'de 35 milyona fırlamış, sağlık hizmetlerinin son senelerde bedava yapılması sonucu daha da hızlı artacağı ( en azında belli bir süre) öngörülüyor.
Ülkede 250 kadar muz çeşidi olmasına karşın dört tanesi çok popüler ve yemeklerde kullanılıyor. Ortalama bir Ugandalı hergün yaklaşık 750 gram kadar muz tüketiyor. Bu kadar çok tüketmelerine şaşırmayın. Plantain ve Mataoke denilen büyük muz cinsleri patates gibi ezilerek ya da kızartılarak tüketiliyor. Kuzey Avrupa'da nasıl çok patates ve lahana tüketiliyorsa Uganda'da da muz çok tüketiliyor.
Bugün gideceğimiz Kuzey Uganda'da yakın zamanlara kadar “Tanrının Direniş Ordusu” ( Lord's Resistance Army- LRA) isimli bir terör gurubu faaliyetteymiş. Çocukları kaçırıp asker olarak eğiten bu örgütün amacı ve ideolojisi pek belli değil. Hükümet son senelerde aldığı dış yardımlar sayesinde daha iyi donanımlı hale gelip TDO'nu kuzey Uganda'dan uzaklaştırmış. TDO şimdilik Sudan, Kongo sınırları boyunca zaman zaman faaliyet gösteriyor.
Gelelim Murchison ya da zaman zaman kullanılan yerel adıyla Kabarege şelalelerine: burası Nil nehrinin kayalardan dolayı daralıp sadece 7 metre genişliğe düştüğü bir nokta. Bu yüzden suyun debisi oldukça fazla. Şelalelerin olduğu bölgede bir çok hayvan yaşıyor, onları da ziyaret edeceğiz. Şelale yakınındaki tüm köyler bir hayvan tehlikesi yüzünden taşınmış. Bölgede yaşayan en tehlikeli hayvan hangisi diye merak ettiyseniz, söyleyeyim su aygırı, fil, aslan, leopar gibi hayvanları geçin. Eskiden şelale yakınlarında bulunan köylerin topluca tahliyesine yol açan 6000 kişinin ölümünden sorumlu bu canlı bir sinek: uyku hastalığını taşıyan çe çe sineği. Halen de şelale yakınlarında bol bol bulunuyorlar. Arabayla şelale yakınlarına geldiğinizde onlarcası aracınıza sanki hucüm ediyor ve camlara yapışıyor, camlar açıksa içeridekilerin paniklemesine yol açıyorlar. Ama bunları sonra anlatayım. Şimdilik şelalelere bir göz atalım.





Kenya'nın başkenti Nairobi

Kenya'nın başkenti Nairobi üç milyonu geçen nüfusu ile hem ülkenin hem de Doğu Afrika'nın en büyük şehri. 1899 yılında bir demiryolu durağı olarak kurulan bu şehir başını alıp hızla büyümüş. Şu sıralar Doğu Afrika'nın en iyi altyapısına sahip olması sebebiyle bölgede iş yapmak isteyen şirketlerin gözdesi durumunda. Şehir aynı zamanda bölgeye safari yapmaya gelen turistlerin ilk duraklarından biri. Bu iki etkenden dolayı Nairobi diğer bölge şehirleri arasında hem en gelişmişi hem de en pahalı olanı.



Şehir merkezi kısa sürede gezilecek kadar küçük. Nairobi hızla geliştiği için gelir dengesizliği ve suç oranı yüksek bir şehir. Hatta takma ismi Nai-robbery ( Nai-soygun). Şehrin merkezinde gündüz herhangi bir güvenlik sorunu yok ancak karanlık bastırdıktan sonra sokaklar hızla boşalıyor ve bir süre sonra Kenyalılar bile sokaklarda görülmüyor. Karanlıktan sonra en iyisi yürümek yerine taksiye binmek. Ancak diğer şehirlere göre taksilerin pahalı olduğunu söyleyebilirim. Kalınacak yerler de pahalıca, aynı kalitede bir otel Tanzanya ya da Uganda'da neredeyse yarı fiyatına bulunabilir. Yani Nairobi'de beyaz olmak pahalı.
Nairobi merkezli oldukça çok sayıda safari şirketi var ve rekabet yüksek. Ancak bunun fiyatlara yansımadığını söyleyebilirim. Safariye elverişli parkların sayısının az olması ve insan nüfusunun artması sebebiyle giderek küçülmeleri sebebiyle fiyatlar hızla tırmanmaya devam ediyor. Bulabileceğiniz en düşük safari turunun günlüğü 150 dolardan başlayıp çılgın rakamlara doğru tırmanıyor: günlük 6500 dolara çadırda kalmaya ne dersiniz?
Azıcık büyüyen her Afrika kentinde olduğu gibi Nairobi'de de trafik büyük sorun. Kısa mesafeleri almak bile saatler sürebiliyor. Konuştuğum taksi şoförlerine göre 2005 sonrası araba sayısı hızla artmış ama yollar aynı kalmış. Ha bir de trafik aybaşlarında Nairobililer maaşlarını alınca kalabalık olurmuş. Ayın yarısından sonra maaş suyunu çekince yollar daha bir rahat oluyormuş.
Nairobi'de biraz soluklandıktan sonra Uganda'nın kuzeyine geçiyoruz.
Bunlar da ilginizi çekebilir:
  • Kampala'dan Kenya Sinirina
  • Kampala'dan Kenya Sinirina
  • Ngorongoro Krateri: Tanzanya

    Ngorongoro Milli Parkı, Arusha Yakınları, Tanzanya


    Şaşırınca ne yapıyorsunuz? Ağzını mı açıyorsunuz? Oooo. AAAAA. Uuuuu. Haaa. Mı diyorsunuz? Gözlerinizi açıyorsunuz. Size garanti veriyorum Ngorongoro'ya görünce hepsini aynı anda yapacaksınız. Ngorongoro özel bir yer: bir yanardağ kraterinin içine Nuh'un gemisi ağzına kadar dolu inse ancak bu olurdu.


     Nereye baksanız başka yerde görmesi zor bir hayvan: aslanlar, su aygırları, filler, wildebeestler, buffalo, sırtlan, çakal, devekuşu ... hepsi burada daracık bir alanda hiç acele etmeden sizin onları görmenizi bekliyor.


     Geçen sefer fotoğraf yoktu, açığımızı bu yazıyla kapatıyoruz.


    Ngorongoro kraterinde hayvanlar dar bir alanda oldukça fazla sayıda olduğu için çok sayıda ziyaretçi çekiyor. Bu onların normal yaşamını pek etkilemiyor olsa gerek ki avlanmalarını bile yakından takip edebiliyorsunuz. Aşağıdaki aslanın dört zebraya doğru yaklaşması pek dostane koşullarda gerçekleşmedi.



    Ngorongoro kraterinde çok sayıda hayvanı kısa sürede görme olasılığı çok sayıda ziyaretçiyi bölgeye çekiyor sonuçta ciddi bir safari trafik sıkışıklığı ortaya çıkıyor.

    Özellikle aslan gören arabaların durması zaten dar olan yolda trafiği başa çıkılmaz hale getiriyor.

     Duran arabaların gölgesinden yararlanmak için aslanların araçların  altına yatması sonucu bazı araçlar isteseler de çakılıp kalıyorlar.


    Tanzanya'nın en çok turist çektiği mevsim olan Temmuz-Ağustos ayları kalabalık yüzünden pek tercih edilmeyebilir.


    Eğer daha başka tarihte gelme olasılığınız varsa Mayıs- Haziran ayları daha iyi olabilir.

    Yine de kalabalık sezonda bile Ngorongoro oldukça ilginç. Örneğin bir kaç aslan araçlar arasında dolaşıp gölge bir yer ararken arkası dönük aslan az önce avladığı geyiği bitirmekle meşgul.

    Ngorongoro'dan Kenya'nın başkenti Nairobi iki adım mesafe, yarın oradayız.


Yorumlar - Yorum Yaz
Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
-3° 0° -4°
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.72705.7500
Euro6.46976.4956