gezi, gezi rehberleri, gezi rehberi, doğa, doğa sporları, dağcılık, tırmanış, kayak, snowboard, bisiklet, kano, rafting, treking, doğa yürüyüşleri, kamp kurma, kampcılık
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/dr.emin30
  • https://plus.google.com/u/0/108934662682922126853/posts
  • https://twitter.com/eminnoyan

Emin Noyan Web Sitesine Hoşgeldiniz.

 

Asya

Japonya'da Yemek Ismarlamak Gerçekten Kolay

Yabancı dil bilmeyenler hiç çekinmeden Japonya'ya gidebilirler: ülkede Japonca dışında herhangi bir dil  çok az konuşulduğu için ne dil bilirseniz bilin pek farketmiyor. Ama bir şekilde yol da bulunuyor, yemek de yeniyor. Hem yemek seçmek için bırakın Japonca'yı hiçbir dil bilmeniz gerek yok. Çoğu lokantanın girişinde menüdeki yemeklerin küçük bibloları yer alıyor. Dışarıdaki vitrinde ne yemek istediğinize karar verip içeri girince garsona parmağınızla seçtiğiniz yemeği göstermeniz yeterli. Tabi biblolar her yerde aynı gözükmüyor, aynı yemeği başka bir mekanda bir daha seçmeniz (ya da yemeğin içinde ne olduğunu keşfetmeniz)  bu yöntemle pek kolay değil ama yine de karnınız doyuyor. 



Yılan (ve Çıyan) Şarabı Yapımı




Asya mutfağının genişliğiyle başa çıkmak zor. Bazen şartta değil. Bir önceki yazıda anlattığım pirinç alkolünü bölge insanları her zaman sade olarak içmiyorlar. Alkolün içine başta yılan olmak üzere insanda görünce ters yönde fırlama isteği uyandıran mahlukatları dolduruveriyorlar. Sonuç alın size "yılan şarabı".  Peki neden? diye sordunuz sanırım.  Şifa olsun diye.  Kimisi bu içkinin kanı yenilediğine, kimi afrodizyak olduğuna kimi de bin bir türlü hastalığa iyi geldiğine inanıyor ve fondipliyor.  Belki de yakınlarda düzgün bir eczane olsa bu şarap yapılmayacak? Neyse meraklısına yılan (ve çıyan) şarabı yapımı aşağıdaki videoda. Bir de yılan zehirini kokteyl yapıp içenler var ki o da başka bir yazının konusu.


Sadece Japonya'da Bulabileceğiniz 10 İlginç Otomat


Gözümüz Türkiye sokaklarında otomat  görmeye yavaş yavaş alışıyor. Japonya'da emek pahalı olduğu için ve daha çok yerde müşteriye ulaşabilmek için otomatlar çok sık kullanılıyor.


Otomat işine seneler önce başlayan Japonların bu makinalarla satmadıkları şey yok gibi. Mesela yukarıdaki fotoğrafı Tokyo'nun Ueno mahallesinde çektim, dondurma satıyor.

"Japonya ve otomat makinaları" konusu ne zaman açılsa ilk sorulardan biri "Kullanılmış kadın donu satıyorlarmış, doğru mu ? oluyor.

Evet, otomattan kadın donu satıyorlar. Hayır, kullanılmış satmıyorlar. O bir şehir efsanesi.



Herkese uygun bir otomat cinsi var. Aşağıdaki dilimlenmiş elma satıyor.


Bu otomat ise Japon tapınaklarında "muska" satıyor. Atıyorsunuz parayı, şakk sizi kötü şanstan, hastalıktan vb koruyor. Artık hangi muskayı seçtiyseniz.


Evde pil bitti ve yakındaki bütün mağazalar kapalı mı? Üzülmeyin bu otomatı bulun ve pilinizi satın alın.



Yağmur yağdığında bizde sokaklarda birden şemsiye satan işportacılar bitiverir. Japonlar bu makinadan şemsiye satın alıyorlar.

Sora bu makinadan yeşil salata,

 bundan taze muz,
 bundan pirinç
 ve bundan da taze yumurta.
,


Dünyanın çatısı, mistik Şangrila'da "yak" sütünden Kıbrıs peyniri Hellim

Çin'in Yunnan eyaletinde ismi efsanelerde geçen Şangrila şehri bölgeye gelen her turistin mutlaka uğramak istediği yerlerdendir.  Bölge Yunnan eyaletinde yer almasına karşın, Şangrila'nın nüfusunun çoğunluğu Tibetli. Şehir 2800 metre yükseklikte olduğu ve kış mevsimi oldukça zorlu geçtiği için bölgede sadece "Yak" denen sığır cinsi yetişiyor. Bölgeyle ilgili daha önce yazmıştım.

Evet, Yak'lar biraz gürbüz ve bol yünlü yaratıklar. Yak sütü normalden biraz daha yağlı. Tibetliler göçebe oldukları için geleneksel olarak kolay taşınabilecek peynir türlerini üretiyorlar. Kolay taşınabilecek ne mi demek? Mesela ceplerinde taşıyabilecekleri gibi. Genelde Tibet peynirleri aşağıdaki oldukça kuru ve cepte taşınsa bile dağılmayacak şekilde. 

Ama gel de bu peyniri yabancı turistlere sat. Efenim deyin ki bak kolay taşırsınız, istediğin yerde hemen yersiniz, yoğun olduğu için içinde daha çok protein vardır vb. Yok almıyor Tibet peynirini yabancılar.

Tibetliler de çareyi Yak sütünden yapılabilen ve batılı damağına en uygun peyniri araştırmakta bulmuşlar. Ne peki? Kıbrıs'ın Hellim peyniri.

Şangrila'nın eski bölümünde yürürken olur da Yak Peyniri ( The Shangrila Cheese Shop) mağazasına benim yaptığım gibi denk gelirseniz, çekinmeyin dalın. Kıbrıs'tan uçakla 10 saat mesafede, 2800 metre yükseklikte, dünyanın en ücra yerleşimlerinden birinde Kıbrıslı tanıdık bir lezzet sizi karşılayacak. Peynirin şekli şemali biraz farklı, ama tadı aynı. Masalardaki broşürlerde neden Kıbrıs peynir mayası kullanılduğının hikayesi uzun uzadıya anlatılmış. Dileyen peynire bölgesel şaraplardan yoldaş da seçebilir, ama şaraptan fazla bir şey beklemeyin.

Bize Görünmeyen Asya.

 Aslında oradalar, Asyalılar varlıklarını biliyor ama bize görünmüyorlar.

Mesela burada çocuk babasına asılmış, ayakları boşta görünmesine rağmen Asyalılar orada görünmeyen bir çocuk koltuğu olduğunu biliyor. 
 Eeee. bunlar da. Gerçi çocuk koltuğu değil, bunlar yolcu koltuğu monte etmiş.

 Aslında orada bir hamak var, her ne kadar sadece bir ip gözükse bile.
 Ve tabii ki bu güzel motorsikleti görmek isterdiniz. 
Bazı şeyleri görmek için gezmek lazım.

Tayland gece hayatı üzerine belgeseller


Tayland deyince akla gelenlerden biri de gece hayatı. Özellikle Bangkok hareketli gece yaşantısı ile uluslararası ün yapmış durumda. Bangkok'un bu yönüne odaklanan üç belgeselin linkini aşağıda veriyorum. İşlenen konular pek iç açıcı değil, belgeseller İngilizce.

Tayland'da insan kaçakçılığı. National Geographic yapımı.
https://www.youtube.com/watch?v=ajbQVwbWRg0
Youtube çalışmıyorsa bu linki takip edin. Filmin konusu açıklaması burada:
 http://www.imdb.com/title/tt3037110/ 




Tayland'da "bar kızları".  Channel 4, 2007 yapımı.
http://www.youtube.com/watch?v=STCpKDAmKSs&index=2&list=PLDCE98A574E08B020


Tayland gece hayatı: Bangkok Kızı.
https://www.youtube.com/watch?v=vqo3DA9ymOM
Youtube çalışmıyorsa bu linki takip edin. Filmin konusu ve açıklaması burada:
http://www.imdb.com/title/tt0488537/

Bu aralar Tayland'da en çok tutulan bir şarkıyla yazıyı bitirelim. 
https://www.youtube.com/watch?v=Wx3_78QxFHg#t=47 


 Simdigezelim.com'a abone olun, daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgiler posta kutunuza gelsin. 

Gerçek "sahte"


Yukarıdaki fotoğraf Hong Kong'un ünlü Mongkok mahallesinden. Gündüzleri trafiğe açık olan caddeler, akşam saat beş sonrası tezgahların atılmasıyla açık hava pazarına dönüyor. Ve aklınıza ne gelirse bu ünlü pazarda satılıyor.

Pazarda çeşit çeşit saat satılıyor. Bu tezgah diğerlerinden biraz farklı: doğrucu Davut'un yeri galiba?  Saatlerin altında kocaman  "Gerçek Sahte Saatler" ( Genuine Fake Watches) yazmışlar. "Hani yanlış anlaşılmasın, tüm saatlerimiz dibine kadar sahtedir, gerçeği bulunmaz" der gibi.


Türkiye'de neler "gerçek sahte" sizce?

Dabbawala: okuma yazma bilmeyenlerle dünyanın en kaliteli dağıtım şebekelerinden birini nasıl işletirsiniz?



Kaliteye önem veren şirketlerin almaya çalıştığı bir sertifika var:  "altı sigma". Bu sertifika için şirketler süreçlerini epey bir elden geçiriyorlar: operasyonlarını mükemmele yakın bir halde tekrarlayabilecek bir hale getirince de sertifikayı kapıyorlar. "Altı sigma uyumlu" olduğunu söyleyen bir şirket ürettiği her bir milyon mal/hizmet için sadece 3.4 hata yapmasına izin var.  Şirketleri altı sigma uyumlu hale getirebilmek için piyasada yüzbinlerce danışman var ve harıl harılş çalışıyorlar, yine de zor ve zaman alan bir süreç.


Şimdi sözünü edeceğim topluluk ( çünkü tam şirket değil) her gün 200 bin kap yemeği öğlene doğru evlerden tek tek topluyor, sonra da gitmesi gereken adreslere tek tek dağıtıyor. Yemekler yenince bu kez kapları geri toplayıp alındıkları adreslere akşamüstü iade ediyor. Çalışanları okuma yazma bilmeyecek kadar cahil olan bu topluluk üyeleri he sekiz milyon dağıtımda bir hata yapmaları ile tanınıyorlar. Bu özelliklerinden dolayı Harvard'lı araştırmacıların dikkatini çeken topluluk BBC ve Forbes yayın kuruluşları tarafından da sıkı bri şekilde takip edilip işlenmiş.

Hindistan'nın bir çok şehrinde ama özellikle Mumbay'da aktif olan Dabbawala sistemi Hintlilerin nerede olursa olsun "ev yemeği" yeme isteğine hizmet etmek için kurulmuş.  Dabbawala sisteminde çalışanlar 1890 yılından beri işe giden ama ev yemeği bekleyenlerin sefertaslarını öğlene doğru evlerden topluyor ve yemekten önce işyerlerine ulaştırıyorlar. Yemek sonrası kirli sefertaslarını toplayıp bu kez akşam olmadan evlere geri dağıtıyorlar. Yüz seneyi aşkın bir süredir sağlam bir şekilde çalışan Dabbawala sistemine göre evlerden toplanan sefertasları üzerine renk ve işaretlerden bir sistemle adresleme yapılıyor. Tren istasyonlarına kadar bisikletle sevkedilen sefertasları burada gidecekleri mahalleye göre tasnif edilip o bölgenin sorumlusuna teslim ediliyor. Okuma yazma bilmeyen çalışanlar kodlar yardımıyla doğru adrese teslimatı yapıyorlar. Herhangi bir yazılı ya da bilgisayara dayalı takip sistemi söz konusu değil. Yemek sonrası sefertasları bu kez ters yönde evlere geri dağıtılıyor. 



Dabbawala sistemi dağıtımda sadece el arabası, bisiklet ve tren kullanıyorlar. Mumbay'da çalışan beş bin Dabbawala aynı maaşı alıyor: 8000 Rupee ( yaklaşık 130 dolar). Organizasyonları çok basit sadece saha çalışanı, bölge şefi ve yöneticiler var ki yapılanma da kıdeme dayalı ve maaş farkı yok.

Dünyanın en geri kalmış bölgelerinden birinde en cahil çalışanlarla en kaliteli dağıtım ağlarından biri her gün hatasız tıkır tıkır çalışıyor.  Kim tahmin edebilir ki?

Gezmek lazım bazen. 


Ucuza Uçak Bileti Bulmak İçin ( Yol -Para- Zaman 2)


 Simdigezelim.com'a abone olun, daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgiler posta kutunuza gelsin. Abonelik için buraya gidiniz.

Önceki yazıdan devam edelim.

Uçak bileti alırken yapacağınız seçimler bilet fiyatını normal günlerde %50'ye kadar etkiler, bayram gibi kalabalık günlerde ve illa şu saatte uçmam gerekir denilen zamanlarda ise normalin 10 katına kadar çıkabilir. Bu yazıda rota için uçak biletinizi nasıl 7964 dolara ya da daha iyisi 684 dolara satın alabileceğinizi göreceğiz, sonra da biraz daha fazla ödeyip 792 dolara bileti alacağız. Niye? Nasıl? Aşağıda.

Daha rahat anlaşılması için gerçek bir yolculuk planlar gibi araştırmalarımızı tapacağız. 11 Ağustos Cumartesi İstanbul'dan Kuala Lumpur'a gidip oradan 19 Ağustos Pazar günü geri döndüğümüzü varsayalım. Aşağıda bazı web sitelerinden kopyaladığm arama sonuçlarını ve fiyatları göreceksiniz, belki de tam göremeyeceksiniz: bilgisayar ekranınızın büyüklüğüne göre bazı fotoğraflar ekranda tam çıkmayabilir,  üzerine tıklayarak tam boyutta görebilirsiniz. Ya da daha da iyisi aynı sitelere gidip kendiniz deneyin. 

İlk önce THY'nin sayfasına girip bir bakalım. Ama uyarmadı demeyin THY bir çok yabancı havayoluna göre daha pahalı olacaktır. Barcelona ve Machester sponsoru olup Kobe Bryant'ı reklamlarından oynatmak ucuz bir reklam türü değil, o reklamların parası senin benim alacağımız bilete dahil. THY hizmetine bir şey diyemem şimdi, iyi ama bite ücretleri için aynı şeyi söyleyemiyorum. Ucuzluk istiyorsak genelde başka yerlere bakmamız lazım. Hadi başlayalım.

www.thy.com.tr 'de tarihleri girip arayalım.


Her şey dahil 2578 TL.  Hmm ya bir hafta sonra Şeker Bayramı sırasında gitsek?  Gidiş tarihini 18 Ağustos yapıp tekrar fiyata bakalım. Bu sefer 3049 TL ye yükseliyor. Bayram etkisi. 



Ee o zaman başka havayollarına bakalım.  www.hipmunk.com  sitesi bütün uçuş olasılıklarını tek bir sayfada veriyor, çok kullanışlı. Arama seçeneklerini girdim aşağıdaki sayfa çıktı. Resme tıklatıp büyütün yoksa görmesi zor, çok seçenek  var. Bakın en düşük fiyat 853 dolara geriledi yani ( 853x1.83= 1560 TL). Tek bir hareketle 2578 TL den 1560 TL ye indik: 1018TL cebimizde kaldı . Fena mı?  Hmm yok bu iyi değil, çünkü iki aktarma var. Başka seçeneklere bakmalı. Bu arada dikkatinizden kaçmamıştır. En düşük fiyat 853 dolar tamam ama en pahalısına demeli: tam 7964 USD! Kim veriyor bu parayı?   Şirketler tabii. Bizim gibi kendi cebinden bilet alanlar elbet en düşük fiyata bakıyor, şirket cebinden alanlarsa tam vaktinde kalkan ve en rahat olanından. Elin parasını harcamanın kolaylığı bu.Uçak şirketleri bu yüzden iş için uçanları seviyor, sizin bizim gibi yolcular pek para getirmiyor onlara.

Peki daha iyi bir seçenek var mı? Başka bir siteye bakalım. www.kayak.com. Bu sitenin en sevdiğim yanı kolay kullanımı ve "esnek tarihler" seçeneği.  Yani uçuş tarihinizin 3 gün öncesi ve sonrasını araştırıp size fiyatları vermesi.  "My dates are flexible" seçeneğini seçerseniz, ekranda -+3 days seçeneğini grileşiyor. Bunu yapın, işimize yarayacak.



veeee arama sonuçları.


Fiyat seçenekleri bir tablo olarak geldi. Bakalım, bakalım 11 Ağustos gidiş, 19 Ağustos geliş=  792 dolar. Bakın eğer 11 Ağustos yerine 12 sinde gidersek , fiyat 713 dolara düşüyor, ayın 13ünde gidip 19'unda geri gelirsek fiyat 685 dolara düşüyor. Gidiş geliş tarihiniz esnek değilse 7964 dolarda ödeyebilirsiniz, ama esnekseniz tamamıyla aynı rotayı 685 dolara da gidebilirsiniz. Bu açıdan bakıldığında "zaman" bir zenginlik birimi. Eğer yolculuk tarihleriniz ile oynayabilirsiniz, inanılmaz indirimler almanız olası.

Neyse bir kaç siteyi daha dolaşalım, aynı biletin farklı fiyatlarla satıldığını çooook gördüm.  Şimdi de www.vayama.com ' a bakalım.



Yok, burada en düşük bilet 838 dolar. Aramaya devam. Bir de İstanbul merkezli www.ekobilet.com'a bakalım. Güzel, güzel. Ekobilet'in fiyatları da www.kayak.com ile neredeyse aynı.

 Daha bakılacak siteler var: www.expedia.comwww.priceline.comwww.bestflights.com.au . Hepsi iyi siteler, şimdi baktım fiyatları hafif daha pahalı ama yine de bakmak lazım.

 Burada duracak mıyız? Yok. Bir adım daha kaldı ama önce özetleyelim.

Ne yaptık?

İlk önce THY'ye baktık, genelde olduğu gibi pahalıca. Geçtik.

www.hipmunk.com'a baktık, kaç tane uçuş var nerden geçer fikrimiz oldu.

www.kayak.com 'da iyi fiyatlar bulduk ama durmadık.

www.vayama.com daki fiyatlar daha yüksekti, geçelim.

www.ekobilet.com 'a baktım. Sonra  www.expedia.comwww.priceline.comwww.bestflights.com.au . Şimdi de son adıma geldik. İnterneti dünyasını terkedip telefona sarılıyoruz.


Niye telefon? Bir havayolu olduğunuzu düşünün uçak boş, dolmuyor. Panikliyorsunuz. Uçak boş gitse de dolu da gitse masraflar aynı. Biletleri ucuzlatıp çok düşük fiyata verseniz, uçak dolabilir ama önceden bileti verdiğiniz müşterileriniz kızabilir. Daha kötüsü tur şirketleri sizden devamlı bu fiyatları bekleyebilir. Ne yaparsınız? Tanıdığınız bileti hızlı satabileceğine inandığınız bazı acentelere internete konulmaması şartıyla kampanyalı bilet verirsiniz. Kim bu acenteler? Gazetelere bir göz atın, genelde anormal düşük fiyat veren bir kaç yer göreceksiniz. Siz arayınca o biletlerin bittiğini ama biraz daha pahalı başka biletlerin olduğunu söyleyeceklerdir. Arada gerçekten düşük fiyat veren çıkacaktır. Deneyin. Bilet alalım mı artık? Yok, bir adım daha ekleyeyim. Bu da telefonla yapılacak bir iş.Türkiye'de fazla iş yapmayan temsilcilikleri küçük olan ama istediğimiz yer uçan küçük havayolların bakalım. Mesela Türkmenistan havayolları, İran havayolları, Azerbeycan havayolları. Bu gibi havayollarının rota sayısı düşüktür ama fiyatları genelde makul olur.

Bayağı bir bilet arama yönteminin üzerinde geçtik. Zaten 7000 küsur dolar öedeyecek halimiz yoktu, THY'nin 2578TL lik promosyon fiyatından 1126 TL düşüğe 793 dolara( 1451TL) ye istediğimiz tarihlerde bilet bulduk. Artık bilet almaya hazırız, değil mi? Evet, ama henüz bileti almayın. Size kalınacak yerleri de anlatayım, sonra seyahat masraflarını toplamda kısmanın ana ve en önemli kuralını beraber tartışalım.

Çin'de Aranılan Lezzet: İdrarda Kaynatılmış Yumurta


 Simdigezelim.com'a abone olun, daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgiler posta kutunuza gelsin. 

Doğu Çin'de yaşayanlar bahar aylarında "özel pişirilmiş yumurta" yerlerse yazın daha az terleyeceklerine, eklemlerinin daha iyi çalışacağına ve genel olarak daha sağlıklı olacaklarına inanıyorlar.


Asya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Japonya'da Yemek Ismarlamak Gerçekten Kolay

Yabancı dil bilmeyenler hiç çekinmeden Japonya'ya gidebilirler: ülkede Japonca dışında herhangi bir dil  çok az konuşulduğu için ne dil bilirseniz bilin pek farketmiyor. Ama bir şekilde yol da bulunuyor, yemek de yeniyor. Hem yemek seçmek için bırakın Japonca'yı hiçbir dil bilmeniz gerek yok. Çoğu lokantanın girişinde menüdeki yemeklerin küçük bibloları yer alıyor. Dışarıdaki vitrinde ne yemek istediğinize karar verip içeri girince garsona parmağınızla seçtiğiniz yemeği göstermeniz yeterli. Tabi biblolar her yerde aynı gözükmüyor, aynı yemeği başka bir mekanda bir daha seçmeniz (ya da yemeğin içinde ne olduğunu keşfetmeniz)  bu yöntemle pek kolay değil ama yine de karnınız doyuyor. 
Bunlar da ilginizi çekebilir:
Japonya = Nikko = Japonya
Japonya'da "Gece Toprağı" Kullanımı
Japonya'yi nasil bilirsiniz?

Yılan (ve Çıyan) Şarabı Yapımı




Asya mutfağının genişliğiyle başa çıkmak zor. Bazen şartta değil. Bir önceki yazıda anlattığım pirinç alkolünü bölge insanları her zaman sade olarak içmiyorlar. Alkolün içine başta yılan olmak üzere insanda görünce ters yönde fırlama isteği uyandıran mahlukatları dolduruveriyorlar. Sonuç alın size "yılan şarabı".  Peki neden? diye sordunuz sanırım.  Şifa olsun diye.  Kimisi bu içkinin kanı yenilediğine, kimi afrodizyak olduğuna kimi de bin bir türlü hastalığa iyi geldiğine inanıyor ve fondipliyor.  Belki de yakınlarda düzgün bir eczane olsa bu şarap yapılmayacak? Neyse meraklısına yılan (ve çıyan) şarabı yapımı aşağıdaki videoda. Bir de yılan zehirini kokteyl yapıp içenler var ki o da başka bir yazının konusu.




 Simdigezelim.com'a abone olan 5000'den fazla kişiye siz de katılarak daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgileri kaçırmayın. Abonelik için buraya gidiniz.
Bunlar da ilginizi çekebilir:
Rio de Janerio, Brezilya: Sadece Manzarası İçin Bile Gidilir
Reggae bus ( Barbados )
Kaçkar Zirve Yürüyüşü

Sadece Japonya'da Bulabileceğiniz 10 İlginç Otomat


Gözümüz Türkiye sokaklarında otomat  görmeye yavaş yavaş alışıyor. Japonya'da emek pahalı olduğu için ve daha çok yerde müşteriye ulaşabilmek için otomatlar çok sık kullanılıyor.


Otomat işine seneler önce başlayan Japonların bu makinalarla satmadıkları şey yok gibi. Mesela yukarıdaki fotoğrafı Tokyo'nun Ueno mahallesinde çektim, dondurma satıyor.

"Japonya ve otomat makinaları" konusu ne zaman açılsa ilk sorulardan biri "Kullanılmış kadın donu satıyorlarmış, doğru mu ? oluyor.

Evet, otomattan kadın donu satıyorlar. Hayır, kullanılmış satmıyorlar. O bir şehir efsanesi.



Herkese uygun bir otomat cinsi var. Aşağıdaki dilimlenmiş elma satıyor.


Bu otomat ise Japon tapınaklarında "muska" satıyor. Atıyorsunuz parayı, şakk sizi kötü şanstan, hastalıktan vb koruyor. Artık hangi muskayı seçtiyseniz.


Evde pil bitti ve yakındaki bütün mağazalar kapalı mı? Üzülmeyin bu otomatı bulun ve pilinizi satın alın.



Yağmur yağdığında bizde sokaklarda birden şemsiye satan işportacılar bitiverir. Japonlar bu makinadan şemsiye satın alıyorlar.

Sora bu makinadan yeşil salata,

 bundan taze muz,
 bundan pirinç
 ve bundan da taze yumurta.
  
Bunlar da ilginizi çekebilir:
Japonya = Nikko = Japonya
Japonya'yi nasil bilirsiniz?
Yokohama, Japonya

Dünyanın çatısı, mistik Şangrila'da "yak" sütünden Kıbrıs peyniri Hellim

Çin'in Yunnan eyaletinde ismi efsanelerde geçen Şangrila şehri bölgeye gelen her turistin mutlaka uğramak istediği yerlerdendir.  Bölge Yunnan eyaletinde yer almasına karşın, Şangrila'nın nüfusunun çoğunluğu Tibetli. Şehir 2800 metre yükseklikte olduğu ve kış mevsimi oldukça zorlu geçtiği için bölgede sadece "Yak" denen sığır cinsi yetişiyor. Bölgeyle ilgili daha önce yazmıştım.

Evet, Yak'lar biraz gürbüz ve bol yünlü yaratıklar. Yak sütü normalden biraz daha yağlı. Tibetliler göçebe oldukları için geleneksel olarak kolay taşınabilecek peynir türlerini üretiyorlar. Kolay taşınabilecek ne mi demek? Mesela ceplerinde taşıyabilecekleri gibi. Genelde Tibet peynirleri aşağıdaki oldukça kuru ve cepte taşınsa bile dağılmayacak şekilde. 

Ama gel de bu peyniri yabancı turistlere sat. Efenim deyin ki bak kolay taşırsınız, istediğin yerde hemen yersiniz, yoğun olduğu için içinde daha çok protein vardır vb. Yok almıyor Tibet peynirini yabancılar.

Tibetliler de çareyi Yak sütünden yapılabilen ve batılı damağına en uygun peyniri araştırmakta bulmuşlar. Ne peki? Kıbrıs'ın Hellim peyniri.

Şangrila'nın eski bölümünde yürürken olur da Yak Peyniri ( The Shangrila Cheese Shop) mağazasına benim yaptığım gibi denk gelirseniz, çekinmeyin dalın. Kıbrıs'tan uçakla 10 saat mesafede, 2800 metre yükseklikte, dünyanın en ücra yerleşimlerinden birinde Kıbrıslı tanıdık bir lezzet sizi karşılayacak. Peynirin şekli şemali biraz farklı, ama tadı aynı. Masalardaki broşürlerde neden Kıbrıs peynir mayası kullanılduğının hikayesi uzun uzadıya anlatılmış. Dileyen peynire bölgesel şaraplardan yoldaş da seçebilir, ama şaraptan fazla bir şey beklemeyin.
Bunlar da ilginizi çekebilir:
Efsanevi şehir Şangrila ( Yunnan Eyaleti, Çin)
Malezya Gezi Rehberi. Nasıl Gidilir /Gezilir? Neresi ...
Çin'de yerli turist cenneti, güzel şehir Lijiang ( ...

Bize Görünmeyen Asya.

 Aslında oradalar, Asyalılar varlıklarını biliyor ama bize görünmüyorlar.

Mesela burada çocuk babasına asılmış, ayakları boşta görünmesine rağmen Asyalılar orada görünmeyen bir çocuk koltuğu olduğunu biliyor. 
 Eeee. bunlar da. Gerçi çocuk koltuğu değil, bunlar yolcu koltuğu monte etmiş.

 Aslında orada bir hamak var, her ne kadar sadece bir ip gözükse bile.
 Ve tabii ki bu güzel motorsikleti görmek isterdiniz. 
Bazı şeyleri görmek için gezmek lazım.
Bunlar da ilginizi çekebilir:
Asya, Asya
Parmakla Saymak ve Gezmek
Seyahat ederken soyulmamak için 10 tavsiye

Tayland gece hayatı üzerine belgeseller


Tayland deyince akla gelenlerden biri de gece hayatı. Özellikle Bangkok hareketli gece yaşantısı ile uluslararası ün yapmış durumda. Bangkok'un bu yönüne odaklanan üç belgeselin linkini aşağıda veriyorum. İşlenen konular pek iç açıcı değil, belgeseller İngilizce.

Tayland'da insan kaçakçılığı. National Geographic yapımı.
https://www.youtube.com/watch?v=ajbQVwbWRg0
Youtube çalışmıyorsa bu linki takip edin. Filmin konusu açıklaması burada:
 http://www.imdb.com/title/tt3037110/ 




Tayland'da "bar kızları".  Channel 4, 2007 yapımı.
http://www.youtube.com/watch?v=STCpKDAmKSs&index=2&list=PLDCE98A574E08B020


Tayland gece hayatı: Bangkok Kızı.
https://www.youtube.com/watch?v=vqo3DA9ymOM
Youtube çalışmıyorsa bu linki takip edin. Filmin konusu ve açıklaması burada:
http://www.imdb.com/title/tt0488537/

Bu aralar Tayland'da en çok tutulan bir şarkıyla yazıyı bitirelim. 
https://www.youtube.com/watch?v=Wx3_78QxFHg#t=47 


 Simdigezelim.com'a abone olun, daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgiler posta kutunuza gelsin. Abonelik için buraya gidiniz.
Bunlar da ilginizi çekebilir:
Chiang Rai, Kuzey Tayland
Chiang Mai (Kuzey Tayland)
Tayland'da tatil ne kadara çıkar? Adım adım masraf ve ...

Gerçek "sahte"


Yukarıdaki fotoğraf Hong Kong'un ünlü Mongkok mahallesinden. Gündüzleri trafiğe açık olan caddeler, akşam saat beş sonrası tezgahların atılmasıyla açık hava pazarına dönüyor. Ve aklınıza ne gelirse bu ünlü pazarda satılıyor.

Pazarda çeşit çeşit saat satılıyor. Bu tezgah diğerlerinden biraz farklı: doğrucu Davut'un yeri galiba?  Saatlerin altında kocaman  "Gerçek Sahte Saatler" ( Genuine Fake Watches) yazmışlar. "Hani yanlış anlaşılmasın, tüm saatlerimiz dibine kadar sahtedir, gerçeği bulunmaz" der gibi.


Türkiye'de neler "gerçek sahte" sizce?


Bunlar da ilginizi çekebilir:
Hong Kong'da Ölüm ve Kargo
Hong Kong'da Kalacak Yerler
Hong Kong'ta guzel bir gun

Dabbawala: okuma yazma bilmeyenlerle dünyanın en kaliteli dağıtım şebekelerinden birini nasıl işletirsiniz?



Kaliteye önem veren şirketlerin almaya çalıştığı bir sertifika var:  "altı sigma". Bu sertifika için şirketler süreçlerini epey bir elden geçiriyorlar: operasyonlarını mükemmele yakın bir halde tekrarlayabilecek bir hale getirince de sertifikayı kapıyorlar. "Altı sigma uyumlu" olduğunu söyleyen bir şirket ürettiği her bir milyon mal/hizmet için sadece 3.4 hata yapmasına izin var.  Şirketleri altı sigma uyumlu hale getirebilmek için piyasada yüzbinlerce danışman var ve harıl harılş çalışıyorlar, yine de zor ve zaman alan bir süreç.


Şimdi sözünü edeceğim topluluk ( çünkü tam şirket değil) her gün 200 bin kap yemeği öğlene doğru evlerden tek tek topluyor, sonra da gitmesi gereken adreslere tek tek dağıtıyor. Yemekler yenince bu kez kapları geri toplayıp alındıkları adreslere akşamüstü iade ediyor. Çalışanları okuma yazma bilmeyecek kadar cahil olan bu topluluk üyeleri he sekiz milyon dağıtımda bir hata yapmaları ile tanınıyorlar. Bu özelliklerinden dolayı Harvard'lı araştırmacıların dikkatini çeken topluluk BBC ve Forbes yayın kuruluşları tarafından da sıkı bri şekilde takip edilip işlenmiş.

Hindistan'nın bir çok şehrinde ama özellikle Mumbay'da aktif olan Dabbawala sistemi Hintlilerin nerede olursa olsun "ev yemeği" yeme isteğine hizmet etmek için kurulmuş.  Dabbawala sisteminde çalışanlar 1890 yılından beri işe giden ama ev yemeği bekleyenlerin sefertaslarını öğlene doğru evlerden topluyor ve yemekten önce işyerlerine ulaştırıyorlar. Yemek sonrası kirli sefertaslarını toplayıp bu kez akşam olmadan evlere geri dağıtıyorlar. Yüz seneyi aşkın bir süredir sağlam bir şekilde çalışan Dabbawala sistemine göre evlerden toplanan sefertasları üzerine renk ve işaretlerden bir sistemle adresleme yapılıyor. Tren istasyonlarına kadar bisikletle sevkedilen sefertasları burada gidecekleri mahalleye göre tasnif edilip o bölgenin sorumlusuna teslim ediliyor. Okuma yazma bilmeyen çalışanlar kodlar yardımıyla doğru adrese teslimatı yapıyorlar. Herhangi bir yazılı ya da bilgisayara dayalı takip sistemi söz konusu değil. Yemek sonrası sefertasları bu kez ters yönde evlere geri dağıtılıyor. 



Dabbawala sistemi dağıtımda sadece el arabası, bisiklet ve tren kullanıyorlar. Mumbay'da çalışan beş bin Dabbawala aynı maaşı alıyor: 8000 Rupee ( yaklaşık 130 dolar). Organizasyonları çok basit sadece saha çalışanı, bölge şefi ve yöneticiler var ki yapılanma da kıdeme dayalı ve maaş farkı yok.

Dünyanın en geri kalmış bölgelerinden birinde en cahil çalışanlarla en kaliteli dağıtım ağlarından biri her gün hatasız tıkır tıkır çalışıyor.  Kim tahmin edebilir ki?

Gezmek lazım bazen. 




Video kaynak: http://vimeo.com/60748502

Foto kaynak: https://worksthatwork.com/1/dabbawallas 




Bunlar da ilginizi çekebilir:
Tac Mahal mi Sokaklar mı? ( Agra, Hindistan)
Hindistan
Kochi: Güney Hindistan'ın En Güzel Şehri ( Kerala-Hindistan)

Ucuza Uçak Bileti Bulmak İçin ( Yol -Para- Zaman 2)


 Simdigezelim.com'a abone olun, daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgiler posta kutunuza gelsin. 

Önceki yazıdan devam edelim.

Uçak bileti alırken yapacağınız seçimler bilet fiyatını normal günlerde %50'ye kadar etkiler, bayram gibi kalabalık günlerde ve illa şu saatte uçmam gerekir denilen zamanlarda ise normalin 10 katına kadar çıkabilir. Bu yazıda rota için uçak biletinizi nasıl 7964 dolara ya da daha iyisi 684 dolara satın alabileceğinizi göreceğiz, sonra da biraz daha fazla ödeyip 792 dolara bileti alacağız. Niye? Nasıl? Aşağıda.

Daha rahat anlaşılması için gerçek bir yolculuk planlar gibi araştırmalarımızı tapacağız. 11 Ağustos Cumartesi İstanbul'dan Kuala Lumpur'a gidip oradan 19 Ağustos Pazar günü geri döndüğümüzü varsayalım. Aşağıda bazı web sitelerinden kopyaladığm arama sonuçlarını ve fiyatları göreceksiniz, belki de tam göremeyeceksiniz: bilgisayar ekranınızın büyüklüğüne göre bazı fotoğraflar ekranda tam çıkmayabilir,  üzerine tıklayarak tam boyutta görebilirsiniz. Ya da daha da iyisi aynı sitelere gidip kendiniz deneyin. 

İlk önce THY'nin sayfasına girip bir bakalım. Ama uyarmadı demeyin THY bir çok yabancı havayoluna göre daha pahalı olacaktır. Barcelona ve Machester sponsoru olup Kobe Bryant'ı reklamlarından oynatmak ucuz bir reklam türü değil, o reklamların parası senin benim alacağımız bilete dahil. THY hizmetine bir şey diyemem şimdi, iyi ama bite ücretleri için aynı şeyi söyleyemiyorum. Ucuzluk istiyorsak genelde başka yerlere bakmamız lazım. Hadi başlayalım.

www.thy.com.tr 'de tarihleri girip arayalım.


Her şey dahil 2578 TL.  Hmm ya bir hafta sonra Şeker Bayramı sırasında gitsek?  Gidiş tarihini 18 Ağustos yapıp tekrar fiyata bakalım. Bu sefer 3049 TL ye yükseliyor. Bayram etkisi. 



Ee o zaman başka havayollarına bakalım.  www.hipmunk.com  sitesi bütün uçuş olasılıklarını tek bir sayfada veriyor, çok kullanışlı. Arama seçeneklerini girdim aşağıdaki sayfa çıktı. Resme tıklatıp büyütün yoksa görmesi zor, çok seçenek  var. Bakın en düşük fiyat 853 dolara geriledi yani ( 853x1.83= 1560 TL). Tek bir hareketle 2578 TL den 1560 TL ye indik: 1018TL cebimizde kaldı . Fena mı?  Hmm yok bu iyi değil, çünkü iki aktarma var. Başka seçeneklere bakmalı. Bu arada dikkatinizden kaçmamıştır. En düşük fiyat 853 dolar tamam ama en pahalısına demeli: tam 7964 USD! Kim veriyor bu parayı?   Şirketler tabii. Bizim gibi kendi cebinden bilet alanlar elbet en düşük fiyata bakıyor, şirket cebinden alanlarsa tam vaktinde kalkan ve en rahat olanından. Elin parasını harcamanın kolaylığı bu.Uçak şirketleri bu yüzden iş için uçanları seviyor, sizin bizim gibi yolcular pek para getirmiyor onlara.

Peki daha iyi bir seçenek var mı? Başka bir siteye bakalım. www.kayak.com. Bu sitenin en sevdiğim yanı kolay kullanımı ve "esnek tarihler" seçeneği.  Yani uçuş tarihinizin 3 gün öncesi ve sonrasını araştırıp size fiyatları vermesi.  "My dates are flexible" seçeneğini seçerseniz, ekranda -+3 days seçeneğini grileşiyor. Bunu yapın, işimize yarayacak.



veeee arama sonuçları.


Fiyat seçenekleri bir tablo olarak geldi. Bakalım, bakalım 11 Ağustos gidiş, 19 Ağustos geliş=  792 dolar. Bakın eğer 11 Ağustos yerine 12 sinde gidersek , fiyat 713 dolara düşüyor, ayın 13ünde gidip 19'unda geri gelirsek fiyat 685 dolara düşüyor. Gidiş geliş tarihiniz esnek değilse 7964 dolarda ödeyebilirsiniz, ama esnekseniz tamamıyla aynı rotayı 685 dolara da gidebilirsiniz. Bu açıdan bakıldığında "zaman" bir zenginlik birimi. Eğer yolculuk tarihleriniz ile oynayabilirsiniz, inanılmaz indirimler almanız olası.

Neyse bir kaç siteyi daha dolaşalım, aynı biletin farklı fiyatlarla satıldığını çooook gördüm.  Şimdi de www.vayama.com ' a bakalım.



Yok, burada en düşük bilet 838 dolar. Aramaya devam. Bir de İstanbul merkezli www.ekobilet.com'a bakalım. Güzel, güzel. Ekobilet'in fiyatları da www.kayak.com ile neredeyse aynı.

 Daha bakılacak siteler var: www.expedia.comwww.priceline.comwww.bestflights.com.au . Hepsi iyi siteler, şimdi baktım fiyatları hafif daha pahalı ama yine de bakmak lazım.

 Burada duracak mıyız? Yok. Bir adım daha kaldı ama önce özetleyelim.

Ne yaptık?

İlk önce THY'ye baktık, genelde olduğu gibi pahalıca. Geçtik.

www.hipmunk.com'a baktık, kaç tane uçuş var nerden geçer fikrimiz oldu.

www.kayak.com 'da iyi fiyatlar bulduk ama durmadık.

www.vayama.com daki fiyatlar daha yüksekti, geçelim.

www.ekobilet.com 'a baktım. Sonra  www.expedia.comwww.priceline.comwww.bestflights.com.au . Şimdi de son adıma geldik. İnterneti dünyasını terkedip telefona sarılıyoruz.


Niye telefon? Bir havayolu olduğunuzu düşünün uçak boş, dolmuyor. Panikliyorsunuz. Uçak boş gitse de dolu da gitse masraflar aynı. Biletleri ucuzlatıp çok düşük fiyata verseniz, uçak dolabilir ama önceden bileti verdiğiniz müşterileriniz kızabilir. Daha kötüsü tur şirketleri sizden devamlı bu fiyatları bekleyebilir. Ne yaparsınız? Tanıdığınız bileti hızlı satabileceğine inandığınız bazı acentelere internete konulmaması şartıyla kampanyalı bilet verirsiniz. Kim bu acenteler? Gazetelere bir göz atın, genelde anormal düşük fiyat veren bir kaç yer göreceksiniz. Siz arayınca o biletlerin bittiğini ama biraz daha pahalı başka biletlerin olduğunu söyleyeceklerdir. Arada gerçekten düşük fiyat veren çıkacaktır. Deneyin. Bilet alalım mı artık? Yok, bir adım daha ekleyeyim. Bu da telefonla yapılacak bir iş.Türkiye'de fazla iş yapmayan temsilcilikleri küçük olan ama istediğimiz yer uçan küçük havayolların bakalım. Mesela Türkmenistan havayolları, İran havayolları, Azerbeycan havayolları. Bu gibi havayollarının rota sayısı düşüktür ama fiyatları genelde makul olur.

Bayağı bir bilet arama yönteminin üzerinde geçtik. Zaten 7000 küsur dolar öedeyecek halimiz yoktu, THY'nin 2578TL lik promosyon fiyatından 1126 TL düşüğe 793 dolara( 1451TL) ye istediğimiz tarihlerde bilet bulduk. Artık bilet almaya hazırız, değil mi? Evet, ama henüz bileti almayın. Size kalınacak yerleri de anlatayım, sonra seyahat masraflarını toplamda kısmanın ana ve en önemli kuralını beraber tartışalım.

Gelecek yazıda.  


Bunlar da ilginizi çekebilir:
Yol - Para - Zaman
Yurtdışında Nasıl Para Taşımalı?
Hostel nedir?

Çin'de Aranılan Lezzet: İdrarda Kaynatılmış Yumurta


 Simdigezelim.com'a abone olun, daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgiler posta kutunuza gelsin. 

Doğu Çin'de yaşayanlar bahar aylarında "özel pişirilmiş yumurta" yerlerse yazın daha az terleyeceklerine, eklemlerinin daha iyi çalışacağına ve genel olarak daha sağlıklı olacaklarına inanıyorlar.


 "Özel pişirilmiş yumurta"'da ne diyorsunuz değil mi? Çin mutfağının çok geniş olduğu malum. Bazen Çin yemeği yerken içinde ne olduğunu bilmezseniz daha rahat edersiniz  "özel pişirilmiş yumurta"'nın tam adı: "Bakir Erkek Çocuk İdrarında Kaynatılmış Yumurta".  

Bahar aylarıyla birlikte Doğu Çin'deki halk ilkokullara kovalar koyuyor. Tercihen sadece 10 yaşından küçük erkek çocukların idrarları toplanıyor. Sonra toplanan idrarla yerel bir lezzet olan "Bakir Erkek Çocuk İdrarında Kaynatılmış Yumurta" yapılıyor. "Niye idrar? Niye illa bakir erkek?"  Sorularına halkın cevabı " gelenek böyle".  Bu yumurtaları kapışan halk gerçekten yararını gördüklerini söylüyor. Dünya küçük diyoruz ama halen şaşırtıcı şeyler her gün önümüze geliyor değil mi?

Pes Artık: Tavuk Yumurtasının Sahtesini Üretiyorlar


 Simdigezelim.com'a abone olun, daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgiler posta kutunuza gelsin. 

Çinlilerin gıda güvenliğinde pek iyi olmadığını ülkeden gelen sahte süt ve sahte portakal suyu haberlerinden biliyoruz. Yeni yaptıkları bir şey var ki görünce siz de pes diyeceksiniz: bildiğiniz yumurtanın sahtesini üretmişler.  O kadar da başarılı olmuşlar ki yeseniz bile ayırdetmeniz kolay değil. Sahte yumurta üretimi Çin'den diğer ülkelere sıçramaya başlamış, en son Malezya'da üretim merkezleri bulunmuş.Sahte yumurta üretimi o kadar kolay ki hızla diğer ülkelere sıçrıyor: belki sırada Türkiye var, belki de çoktan geldi bile.


Sahte yumurta niye yapılıyor? Kar için elbette. Tavuk yumurtası için gerekli yem, veteriner, barınma ve tabi tavuğu aradan çıkardığınızda yumurta çok daha ucuza geliyor. Sahte yumurta yapımında tamamen kimyasal maddeler kullanılıyor. Kabuğu için kalsiyum, içindeki maddeler için alginik ait, potasyum alum, jelatin ve renklendirme maddeleri kullanılıyor.

 Sahte yumurta üretimi ile ilgili kısa bir video aşağıda var ( İngilizce)

http://www.youtube.com/watch?v=0US7JEfhsrA






Yiyenler için bile ayırdetmesi zor demiştik öyle ki Malzeya'da insanları uyarmak için televizyonda sahtesi ile gerçeğini nasıl ayıredeceğinizi anlatmak zorunda kalmışlar. Sahtesiyle gerçeğini ayırdetmenin 5 yolu şöyle:
1) Yumurtanın şekli normal değilse
2) Yumurta yüzeyi pürüzlü ise
3) Kırıldığı zaman yumurta sarısını beyaza bağlayan beyaz zar yoksa ( gerçeğinde belli belirsiz gözükür zaten)
4) Kırıldığı zaman yumurta sarısı hızla beyaza karışıyorsa
5) Yumurta sarısı koyu renkte ise,

Sahte yumurta karaciğer, beyin ve sinir sisteminde rahatsızlıklara sebep oluyor. Yapanlar da bu sorunları biliyor. Buna rağmen sahte yumurta yapımının püf noktalarını anlatan video ve kitapçıklar internet sitelerinden satın alınabiliyor. Sahte yumurtaların daha fazla sayıda ülkeye sıçraması son derece muhtemel.

Peki  Türkiye'de sahte yumurta var mı? Umarım yoktur, olsa bile artık siz nasıl ayırdeceğinizi  biliyorsunuz.

Kochi: Güney Hindistan'ın En Güzel Şehri ( Kerala-Hindistan)

Hindistan'ın güney ucundaki Kochi şehri yüzyıllar boyunca ticaret yapanların ve gezenlerin bölgede en sık uğradığı yerlerden biri olmuş. Bunun bir sebebi coğrafi konumu, diğeriyse gerçekten hoş bir şehir olması.

 Kochi, Hindistan'ın en gelişmiş eyaletlerinden Kerala'da yer alıyor.Kerala'nın sağlık altyapısı Hindistan'ın en iyisi olmasının ötesinde bazı değerlerde ABD'nin başkenti Washington'dan daha iyi durumda.  
 Kişi başı sağlık harcaması olarak Washington'dan kat be kat az harcama yapmasına rağmen daha iyi sonuçlara ulaşmışlar. Kimisi kerameti Kerala'nın okumuş nüfusunda kimisi de eyaletin sosyalist yönetiminde buluyor. 

Kochi şehri Hindistan'ın en güneyinde karışık bir adalar ve kanallar bölgesinin girişinde yer alıyor. Kötü deniz koşullarından etkilenmeden ticaret yapmak isteyenleri çeken limanları sayesinde Kochi yüzyıllar boyunca yabancıları ağırlamış. Şehir ilk başlarda Araplar ve Çinlilerle ticaret yapmış.
Kochililer şehirdeki müslüman nüfusun yüksekliğini ve yukarıda fotoğraflarını gördüğünüz "Çinli balıkçı" ağlarını bu eski zamanlara  bağlıyorlar. Şehir daha sonra Pasifik okyanusunda ticaret yapmak isteyen Portekiz, Hollanda ve İngiltere tarafından zaman zaman boyunduruk altına alınmış. 

 Kochi bütün bunlara rağmen kendi Hintli benliğini korumayı başarmış. Bugün şehrin Arap denizine bakan eski kısmını ( Fort Kochin) dolaştığınızda tüm eski ziyaretçilerden kalma irili ufaklı onlarca binaya denk geliyorsunuz.


 Kentteki eski binaların çoğu otel, restoran ya da müze olarak korunmuş. Doğa cömert, çevre güzel, eserler güzel. Kochi'ye "Arap Denizinin Kraliçesi" denmesi boşuna değil.

Yalnız Mayıs ayında Kochi ciddi olarak sıcak ve nemli. Öğle saatlerinde yerellerin yaptığını yapıp esen bir köşeden gelen geçeni seyretmek en iyisi. Kentte herkes Mayıs ortasında başlayacak olan muson yağmurlarının getireceği serinliği dört gözle bekliyor. 


Musonlar başlayınca Hindistan'da zaten yavaş olan ulaşım daha da yavaşlıyor, bazen kesintiye uğruyor. Kuzeyden başladığımız Hindistan gezisinde en güneye kadar indik. Buradan daha güneyde Hindistan içinde görecek fazla bir şey kalmadı. On bir ay gezinin sonunda artık eve yollanma zamanı.

Hadi toplayın sırt çantanızı, bu gezinin son durağında daha da güneyde güzel bir yere gideceğiz. 

Hindistan'ın Bal Emicileri Bilişim Dünyasına Dışkı Dopingi Yapıyor

 
Hindistan'da ilginç bir geri dönüşüm projesi var, sonuç olarak bildiğimiz dışkı Amerika'daki şirketlerin bilişim işlerini yapanlara ek enerji olarak geri dönüyor. Nasıl mı? Anlatayım.


Hindistan çok büyük, çok fakir, çok zengin, çok uçlarda kısacası çok karışık bir yer. Ama Hindistan şehirlerinin hepsinin ortak bir noktası var: altyapıları eksik. Bu yazıdaki fotoğrafları ve bilgileri Hindistan'ın ünlü bilişim şehri Bangalore'daki bir projeden aldım. Bangalore, 2000'li yıllardan beri dünyanın en büyük sözleşmeli bilişim desteği veren şirketlerine ev sahipliği yapıyor. Şehir "Hindistan'ın Silikon vadisi" lakabıyla tanınıyor. Tam tamına 350,000 kişi bu şehirde bilgisayat teknolojisiyle ilgili işlerden geçiniyor.  

Yani şehrin hali vakti yerinde. Ama diğer Hindistan şehirleri gibi kanalizasyon sistemi yok. Tuvalet atıkları binaların kanalizasyon çukurlarında depolanıyor. Ve resmini gördüğünüz vidanjörler tarafından her gün toplanıyor. Vidanjör deyince ne olduğunu bir türlü anlamıyoruz, belki de bilerek böylesine yabancı bir kelimeyi kullanmışiz, ne diyecektik? B.k kamyonu mu?  Hintliler de böyle düşünmüş olmalı ki, bu kamyonların yerel adı: Bal Emici ( honey sucker). "Ne alaka? " dediğinizi duyar gibiyim.  

Kimsenin istemediği bir ürünü toplar,  üstelik hem toplarken para alır hem de bu ürünü gayet iyi bir fiyata satarsanız, herhalde ürün dışkı bile olsa "bal" adını verebilirsiniz. Bangalore'da b.k toplama kamyonlarının adı bal emici. Emdikleri balları isteyen satıyorlar. Niye? 

Tarlada gübre olarak kullanılmak üzere. Bazıları balı doğrudan tarlaya basıyor. Ürünler insan dışkısıyla gübreleniyor, ee tamamen organik. Hani sertifika alsanız başınız ağrımaz, gübrede katkı maddesi sentetik madde galan yok, tanıdık.

Bazı "ballar" ise yukarıdaki beton depolarda kurutuyor ya da daha iyisi aşağıdaki gibi toprak bir depoya serilip kurutuluyor.  

 Kurutulan dışkılar daha sonra analiz edilip satılıyor, hani içinde hastalık olmasın diye. Analiz edilmesi önemli ama herşeyi kapsar mı bilmem: sıcak havada ölmeyen virüsler, vücudun kullanmayıp balla attığı ilaç kalıntıları, hormonlar daha neler neler.
Bir kamyon balı emmek için 40 dolar civarı para alan "bal emiciler" bal kuruyunca bir traktörünü de yaklaşık 25 dolardan satıyor. Ballar Bangalore çevresinde daha çok muz ve Hindistan cevizi tarlalarında bitkilerin hızla gürleşmesinde ve dolayısıyla Bangalorlu bilişimcilerin daha iyi beslenmesinde kullanılıyor. Çevre daha az kirleniyor. Tam geri dönüşüm, tam doping. Bu yazıyı okuduktan sonra elinizdeki muzun ya da Hindistan cevizinin nerede üretildiğine daha dikkatli bakacakmışssınız gibi bir his var ben de? Haklı mıyım? 


Kaynaklar:  http://www.irc.nl/page/74178  ve http://www.indiawaterportal.org/articles/honeysuckers-how-bangalores-sewage-managed-film-gautam-vishwanath-and-celine-thizy

Yorumlar - Yorum Yaz
Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
-3° 0° -4°
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.72705.7500
Euro6.46976.4956