gezi, gezi rehberleri, gezi rehberi, doğa, doğa sporları, dağcılık, tırmanış, kayak, snowboard, bisiklet, kano, rafting, treking, doğa yürüyüşleri, kamp kurma, kampcılık
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/dr.emin30
  • https://plus.google.com/u/0/108934662682922126853/posts
  • https://twitter.com/eminnoyan

Emin Noyan Web Sitesine Hoşgeldiniz.

 

Avrupa

Kiev ( Ukrayna)


Ukrayna'nın başkenti Kiev iki adım ötemizde olup fazla uğranılmayan yerlerden biri. Ülke 2012'de Türklere
vizeyi kaldırdığından beri daha fazla ziyaretçi çekmeyi başlamış. Genel olarak gezmek isteyenler için bu ara ülkenin en ilgi çekici yanlarından biri Ukrayna havayollarının düşük bilet fiyatları. Ben baktığımda Ukrayna'da bir iki gün durarak ABD'ye geçmek İstanbul'dan doğrudan geçmekten yaklaşık %30 indirimliydi. Hem Kiev'i görmek üstüne bir de indirim almak varken doğrudan ABD'ye uçulur mu? Siz de www.aerosvit.com a bir bakıverin , belki iyi bir fiyat denk gelebilir.



Kırk milyon nüfuslu Ukrayna'nın başkenti Kiev ya da yerellerin deyimiyle Kyiv'in nüfusu üç milyonu buluyor. Ülke 200 seneyi geçen bir süre Rus egemenliğinde kaldıktan sonra bağımsızlığını kazandığı için milliyetçi duygular biraz ön plan çıkmış. Politik olarak ülke her ne kadar batıya dönmek istese de Rus etki alanından kurtulabilmiş değil.


Ülkede ticaret yapanların şikayet ettiği en büyük iki sorun bürokrasinin çok yavaş ilerlemesi ve yolsuzluk. Buna rağmen ülkede iş yapan oldukça fazla sayıda Türk firması var. Özellikle tarım konusunda ülkenin çok büyük kaynakları var ama tam randımanlı olarak kullanılamıyor. 
Kyiv, şehir merkezi İkinci Dünya Savaşı sırasında tamamen yıkılmış ve sonra yeniden inşa edilmiş. Merkezin geniş, gösterişli ve ışıltılı caddeleri Kyiv'in geri kalan kısmını oluşturan gri Sovyet mimarisi ile tam bir tezat oluştursa da ikiside Sovyetler birliği zamanından yapılmış.

Şehirde bir çok park ve dinlenme alanı olsa da tadı daha çok bahar ve yaz aylarında çıkacak gibi. Dinyeper nehri kıyısı gerçekten güzel gözüküyor ancak ağaçlar kel olunca pek keyifli de olmuyor.

Kyiv'de kalınacak yer dışındaki fiyatlar Türkiye'den daha ucuz. Otel yerine bir hostelde kalarak daha ekonomik olarak şehri dolaşmanız mümkün.  Ukrayna mutfağı yerine başka bir şeyler denemek isteyenler için fırsatlar çok: Sovyetler zamanının bir mirası olarak Kyiv'de hatırı sayılır bir Ermeni, Gürcü, Rus ve Azeri azınlık ve bunlara ait işletmeler var. Kyiv'den ABD'ye doğru yola çıkıyoruz. 
Bunlar da ilginizi çekebilir:
Başkanlıkla Yönetilen 26 Ülkeden Ekonomi Üzerine Seyahat ...
Konuşmamız gereken önemli şeyler

Afrika'nın yemeği: Ugali

Bizim için ekmek neyse Afrika'lı içinde Ugali o.

Ugali, mısır unu , su ve yağla hazırlanan doyurucu bir katık. Özellikle doğu Afrika sofralarında illaki var.
Ugali'de protein yok. Afrika'nın bazı bölgelerinde günlük öğünlerde başka protein kaynakları eklenmezse fazla ugali tüketimi unutkanlıkve ölüme kadar giden sorunlara yol açabiliyor.
Asya ya da Afrika'da köpek yiyenleri gören bizim ve batılıların yüzleri hemen ekşiyiverir.  

"Gerikalmışlar" nasıl olur da bu yemeği yiyebilmektedir?


Yukarıdaki foto, 20.yy başında Fransa'da bir köpek kasabını gösteriyor.

 Burada da İsviçre'de halen yapılan bir köpek yemeğinin tarifi var ( Gedörrtes Hundefleisch).

Aynı kitapta beyin, paça, dil gibi çoğu batılı tarafından "yenemez" yemeklerin de tarifleri eklenmiş.

Anafikir: Toplumlar ve mutfaklar akışkandır, içindeyken görmesi zordur.
Bunlar da ilginizi çekebilir:
Ortaya Karışık: Vietnam, Kamboçya, Isviçre'den
Uruguay'ın Başkenti Montevideo'da Köpek Gezdirici
Monako, Akdeniz kıyısında monarşiyle yönetilen iki kilometrekare büyüklüğünde bağımsız bir prenslik. Toplam nüfusu 35,000 olan bu ülkeciğin büyük çoğunluğu yukarıdaki resim karesine sığıyor. Ülkenin tek komşusu Fransa. Monako'dan İtalya ise sadece 15 km uzaklıkta. 

İki kilometrekare çok küçük demeyin, Monako 1970lere kadar daha da küçükmüş, deniz doldurularak ülke %20 büyütülmüş. 


Monako'nun adını hemen hepimiz bir yerden duymuşuzdur. "Bu kadar küçük bir nasıl oluyor da bu kadar çok tanınıyor"  derseniz  cevap hazır: " vergi hassasiyeti olan zenginler sayesinde" .


Monako vatandaşlarından veya ülkede yaşayanlardan gelir vergisi almıyor. Üstelik ülkede sadece bir daire tutarak oturma belgesi alabiliyorsunuz. Böyle olunca Avrupa'nın zenginleri ülkede yerleşmek için birbiriyle yarışıyor. İşte bu yüzden Monako'da manzarası olmayan 120 m2lik normal bir daire almaya kalkarsanız en az 3 milyon doları gözden çıkarmanız gerekiyor.  Buna karşın kişi başı yıllık gelirin 125,000 dolar olduğunu da ekleyeyim.
 Monako deyince akla hemen Monte Carlo'da gelir. Dünyanın en ünlü kumarhanelerinden biri olan Monte Carlo ismini bulunduğu semtten almış. Akşamüstü Monte Carlo yakınlarındaki cadderden geçerseniz dünyanın en pahalı arabalarının parkedildiği kaldırımlara kurulmuş cafelerde oturan jet sosyeteden isimlere rastlamanız olası. Monte Carlo kumarhanesi sadece yabancılara açık: Monako vatandaşı iseniz oynamanıza izin yok.
 Monako'nun gelir kaynaklarından biri de çok sayıda turisti çeken  Grand Prix araba yarışları. 1929'dan beri ülkede düzenlenen "Monaco Grand Prix" ülkenin caddelerinde yapılıyor ve dünyanın en prestijli üç otomobil yarışından biri kabul ediliyor. 
Aklımdayken bir ayrıntı daha ekleyeyim.
 Bu Monako'nun bayrağı

Farkı? Endonezya bayrağındaki beyaz insan ruhunu kırmızı ise kanı simgeliyor. Monako bayrağındaki beyaz ve kırmızı ise ülkeyi yöneten Grimaldi ailesinin simgesi. 
San Marino'ya nasıl gidilir, nasıl gezilir, ne zaman gidilir, ne kadar harcanır, nerede kalınır?


Dünyanın en küçük devletlerinden biri olan San Marino’nun tek sınır komşusu İtalya. Her tarafı İtalya tarafından çevrili olduğu halde işgal edilmeden bağımsız kalmayı becerebilmek iyi bir siyasi başarı olsa gerek. Bugün San Marino’nun 30,000’e yaklaşan nüfusunun çoğu bankacılık ve turizmden geçiniyor. Ülke oldukça küçük kısa bir sürede gezilebilir. İtalya’ya gidecekseniz ve biraz boş vaktiniz varsa bir günlüğüne gitmek için San Marino ilginç bir yer olabilir.
Bilgisayarımı düzenlerken 4 sene once ziyaret ettiğim San Marino’nun fotoğraflarına rastladım. Hazır elim değmişken nasıl gidleceği bilgisini de bloğa ekleyeyim dedim.


Vize 
San Marino, Turklerden vize istiyor. Ülke Schengen vize bölgesinde olmamasına rağmen sınır kontrolü olmamasından dolayı İtalya’ya girmekte kullandığınız vize ile San Marino’ya girebilirsiniz.
Ulaşım
San Marino’da havalaanı yok. Yakındaki İtalyan şehri Rimini’ye uçak ya da trenle gelip buradan otobüsle San Marino’ya geçebilirsiniz.  Rimini demişken yaz aylarında bu İtalyan şehri çok gürültülü oluyor, yorulmuşsanız ve erken yatmak istiyorsanız boşverin.


Ne zaman gitmeli?

San Marino iklimi genelde ılıman ancak ülkenin denizden yüksekliği 650 metre, kış geceleri soğuk olabilir.





Ne kadar harcarim?
San Marino’nun iki ana gelir kaynağı bankacılık ve turizm. Buna karşın ülkede fazla otel yok ve fiyatlarda bunu yansıtacak kadar yüksek. Genelde ülkeyiz gezmeye gelenler sabah gelip akşam geri gidiyorlar. Eğer akşam kalmazsanız öğlen yemeğine 20-30 Euro kadar öderseniz. Oteller 100 Euro ve yukarısı, hostelde yatak 15 Euro.


Nasıl gezmeli?
Ülkenin büyüklüğü toplam 61km2. Dolayısıyla yavaş yavaş tadını çıkara çıkara gezinki hemen bitmesin.  Turist otobüslerinin indiği meydandan başlayıp şehrin hepsini gezmeniz 1-2 saatinizi alır. Onun dışında biraz manzaranın tadını çıkarıp biraz da hediyelik eşya bakabilirsiniz.




San Marino ile ilgili daha detaylı bir yazı ve bol fotoğraf arıyorsanız bisikletli gezgin Baki Berk Kayalar'ın güzel sitesine de bir uğrayıverin : 
  http://bisikletturlari.blogspot.com/2010/11/italya-turu-3-anlatm-ancona-forli-01.html


Mostar, yakın zamanda olanlarla hepimizin belleklerine yer etmiş bir yer. Dubrovnik'ten buraya her gün bir çok tur otobüsü kalkıyor. Tur otobüsleri Mostar'ın merkezindeki Osmanlıların yaptığı "Eski köprü ( Stari Most)" yakınında turistleri bırakıyor. Mostar küçük bir yer olduğu için buradan görülecek yerlere ulaşmanız en fazla beş dakikanızı alıyor.
Mostar nehir tarafından hem coğrafi hem etnik olarak ortadan ikiye bölünmüş durumda: nehrin doğu kısmında Müslümanlar, Batı kısmında ise Hıristiyanlar yaşıyor. İki halk olabildiğince birbirine karışmadan yaşayıp gidiyor. Hıristiyan ve Müslüman mahallelerini birleştiren  "Eski Köprü" savaş sırasında tamamen yıkılmış. 2004 yılında Türkiye'nin de içinde olduğu beş devlet tarafından aslına sadık kalınarak yeniden inşa ettirilmiş. 
Köprünün hemen yanında "Mostar Dalgıçlar Kulubü" var. Orada takılanlardan bir kaçı atlayacakmış gibi yapıp köprünün üzerinde bekliyorlar. Ta ki onları atlarken çekmeye meraklı biri biraz bahşiş verene kadar...
 
Mostar merkezinde köprünün yüzlerce fotoğrafını çekmek dışında yakındaki iyi korunmuş Osmanlı döneminden kalma Muslibegovica  köşkünü ve köprüyle aynı zamanda Mimar Sinan tarafından yapılan Karagöz Bey camiini ziyaret edebilirsiniz.
Mostar'da tarihi bir kaç yeri dolaştıktan sonra yapılacak en iyi şey köprüyü gören bir yerde dinlenmek ve bir şeyler atıştırmak. Söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama köfteleri ünlü ( Rumeli'nde miyiz ne?).

Dubrovnik, Hırvatistan: Doğunun Bitip Batının Başladığı Şehir

Hırvatistan'ın güneyindeki Dubrovnik turizm piyasasının son zamanlarda yükselen yıldızlarından. Doğrusu Dubrovnik övülmeyi hakediyor: deniz, tarih, güneş, iyi yemekler, tekne turları.. Bir de vize olmayınca bizim Akdeniz kıyılarına karşı  iyi bir seçenek oluyor.
Hırvatistan'a daha önce gitmiştim, fotolar o eski geziden.
Dubrovnik'in eski şehri bir yarımada üzerinde ve etrafı tamamen surlarla çevrili.
Hırvatlara göre Avrupa kendi sınırlarında bitiyor, sonra "Doğu" başlıyor. Komşularının Osmanlı işgali sonucu bozulduklarını kendilerinin ise kültürel olarak hep Avrupalı ( ve Batılı) kaldıklarını söylüyorlar. Öyle mi? Gidin kendiniz karar verin. Biz biraz daha şehirde dolaşalım.
 Şehri boydan boya kesen Standun caddesi bakımlı ve hoş bir yer. Eee Dubrovnik boşuna Dünya Mirası listesinde değil.... 
 Ana caddeden sapılan yan sokaklarda hediyelik eşya dükkanları, butik oteller ve akşamları güzel lokantalar var.
Kale surlarının üzerinden şehir manzarası bir başka güzel.
Dubrovnik surları ve deniz.
Eski şehrin surlardan görünümü.
Surlardan Lokrum adasının görünümü. Dubrovnik limanından adaya tekne turları kalkıyor.
Bunlar da ilginizi çekebilir:
Dubrovnik'te şu an ne oluyor?
Balkanlarda Hızlı Bir Tur


Dubrovnik'te şu an ne oluyor?

Kosova'nın Başkenti Priştina

"Üsküp'e gelmişken  çiceği burnunda yeni devlet Kosova'nın başkentine de uğramak lazım" deyip sabahleyin otobüs terminaline geldim. Üsküp'ten Kosova'nın başkenti sadece 80 km ötede. Ama varması 4 saati buluyor. Yolun bu kadar uzun sürmesinin iki sebebi var:  NATO bombardımanları sırasında altyapının yokolması ve yeni gelen araba zenginliği.

Yemyeşil dağlardan ve derin vadilerin yamaçlarından kağnı hızıyla ilerleyen otobüs şehre yaklaştığında daha da yavaşlıyor. Savaş sonrası Birleşmiş Milletler denetimine geçen Kosova'ya yardım yağmış, bir de yerel çeteler Avrupa'dan çaldıkları araçları çok ucuza piyasaya sürmeye başlamışlar. Sonuçta başkent Priştina caddeleri umulmayacak kadar yoğun.


Bu yazı ve daha nice benzeri sık sık güncelleniyor, kaçırmamak için aşağıdaki linkten ŞimdiGezelim'e üye olun.
http://feedburner.google.com/fb/a/mailverify?uri=SimdiGezelim&loc=TR


Taksilerin çokluğu da dikkat çekici. Bu yoğunluğun sebebi şehirdeki yüzlerce kafenin varoluş sebebiyle aynı: işşizlik. Çalışacak yer bulamayanlar ya taksi almışlar ya kafe açmışlar.

Priştina'nın kafeleri günün her saati kalabalık. Müşteriler pek bir şey yemiyorlar, tek bir içecek alıp oturuyorlar, gelip geçenleri seyrediyorlar aralarında sohbet ediyorlar. Kapalı alanda sigare içmek serbest olduğu için popüler kafeler dışarıdan duman altı olmaları sayesinde hemen anlaşılıyor.
Sigara demişken hemen herkesin sigara içtiği bir yerde sigara kaçakçılığı da iyi bir gelir getiriyor olmalı ki yukarıda görülen tür satıcılar şehirde çok yaygın.

Şehirdeki hükümet binalarının duvarları savaşta ölen ve kaybolanların resimleri ile kaplı. Resimleri görünce Kosova'nın durumu şimdi iyi olmasa bile eskiye nazaran ne kadar iyi olduğunu anlıyorsunuz.


Şehirde önüne gelen plansız bir şekilde bina yaptığı için sokaklar yamru yumru, kaldırımı işgal eden binalar, sarkık elektrik telleri vs. Bizim gecekondu mahalleleri gibi.


Şehirde tarihi eserler savaşta zarar görmüş. Halen çoğunda restorasyon başlamamış. Sağlam olan bir iki tanesi Yaşar Paşa camii etrafında. Bu saat kulesi de tamir edkileceği günü bekliyor.


Priştina'ya gidiyorsanız amacınız eski eser görmek olmamalı, yeni kurulan bu devletin doğum sancılarını ve zorlukları aşarak yaşamlarıı yeniden inşa eden insanlarını yerinde görmek olmalı. 




Yolunuz Priştina'ya düşerse kalmak için iyi seçeneklerden biri de bir Makina Mühendisliği profesörü tarafından işletilen Velania Pansiyon (  taksi şöforleri Professor Pansiyon olarakta biliyor ). Pansiyonda kalanların hatırı sayılır bir kısmı Kosova'da görevli sivil toplum kuruluşlarından oldukları için Kosova'yla ilgili son haberleri ve en gidilesi lokanta/kafe önerilerini de sadece mutfakta takılarak öğrenebilirsiniz.
Bunlar da ilginizi çekebilir:
Makedonya'nın Başkenti: Üsküp
Podgorica, Karadağ'ın Başkenti
Tiran: Arnavutluk'un Başkenti

Makedonya'nın Başkenti: Üsküp

Her üç Makedonyalı'dan biri başkent Üsküp'te yaşıyor. Nüfusu bugünlerde 650,000 olan bu şehir 4000 sene önce kurulduğundan beri   bölgenin merkezi olmuş. Bizim içinse Balkanlarda Osmanlı yönetiminden çıkan en son yerlerden biri olması sebebiyle eskinin halen hatırlandığı ve ülkelerarası bağların daha bir sıkı olduğu yerlerden biri olmuş. 

Nasıl olmasın ki şehrin sembolü olan taş köprü, Üsküp kalesi, eski pazar ve bit pazarı 

halen bizlerden izler taşıyorlar. Şehrin en büyük meydanı olan Makedonya meydanında etrafa şöyle bir bakınca bugün bile devam eden bağlantıların izleri hemen göze çarpıyor. 


Üsküp'ün eski pazar bölgesinde esnafın ya da yoldan geçenlerin Türkçe konuşması normal karşılanıyor. Yol kenarlarında da sık sık Türkçe ilanları görüyorsunuz.



 Vardar nehrinin batı kısmında ise -eski şehrin uzantısı hariç- pek Osmanlı izi kalmamış. Eski şehrin olduğu dar bir alan dışında tarihi eser aramak zaetn boşuna: 1962'deki büyük deprem sonrası yıkılan tarihi binaların çoğu  yeni yeni restore edilmeye başlanmış. Eski şehrin dışına çıktığınızda sadece sosyalist mimarisinin fonksiyonel ve gri beton eserlerini görebiliyorsunuz. 




 Bu arada eski şehire hazır gelmişken buranın ünlü köftecilerinden birine uğramadan geçmeyin. Çarşıdaki "Destan" kebapçısında damağınıza ziyafet çekin. Destan'da köfteler taneyle satılıyor, "normal bir porsiyon getirin işte yav" deyince kocaman 10 köfteyi sığdıracak yer arıyorsunuz ona göre.



Makedonya ekonomisi bağımsızlıktan bu yana iyi durumda değil. İşşizlik resmi olarak %20lerde olsa da gerçekte çok daha yüksek olduğundan ve okuyan kesimin ülkeden göç ettiğinden şikayet ediliyor.
Diğer Balkan ülkelerinde olduğu üzere burada da çok sayıda kafe var; iş bulamayanlar kafe açmış,açamayanlar müşteri olmuş. Gece oldu mu Makedonya meydanına çıkan yollarn ve Vardar civarındaki kafeler dolmaya başlıyor.


Gece yaşantısı şaşırtıcı derecede canlı ve ucuz. Hani öyle ki İstanbul boğazında mükellef bir ziyafet yerine buraya uçakla gelip bir haftasonu geçirseniz herşey dahil aynı paraya çıkabilirsiniz.
Bir sonraki durağım Kosova...
Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
-3° 0° -4°
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.78805.8112
Euro6.50886.5348