gezi, gezi rehberleri, gezi rehberi, doğa, doğa sporları, dağcılık, tırmanış, kayak, snowboard, bisiklet, kano, rafting, treking, doğa yürüyüşleri, kamp kurma, kampcılık
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/dr.emin30
  • https://plus.google.com/u/0/108934662682922126853/posts
  • https://twitter.com/eminnoyan

Emin Noyan Web Sitesine Hoşgeldiniz.

 

Avustralya

Avustralya'ya ne zaman, nasil gidilir ve nereleri, nasil gezilir?

Vize

Avustralya, Turklerden vize istiyor. Ankara'daki buyukelcilikten gerekli bilgiyi alabilirsiniz, http://www.turkey.embassy.gov.au/ankaturkish/Visas%5fand%5fMigration.html ta formlar ve detayli bilgi mevcut.

Ucak Bileti

Daha once yazdigim sirketleri bir bakiverin. Turkiyede http://www.ekobilet.com/, yabanci olarak http://www.kayak.com/ , http://www.edreams.com/ , http://www.expedia.com/ ucuza bilet temin etmenize yarayacak siteler. Bunlara ek olarak Avutralya'dan Singapur ve Tayland'a ucuz ucuslar yapan www.jetstar.com.au nun fiyatlari makul, eger Singapur ve Tayland'a ucuz bilet bulursaniz aktarma yapablirsiniz.

Ne zaman gitmeli?

Nereye gideceginize gore cevabi degisen bir soru: yaz aylarinda ic kesimlerde ( Alice Springs ve civari) sicaklik 40-50 derece civari, kuzeyde ise yagmur ve nem olacaktir. Sydney ve dogu kiyisi yaz aylarinda iklimi sebebiyle daha cok ragbet goren yerler.

Ne kadar harcarim?

Fazla seyahat etmez ve ucuz yerlerde kalip, ucuz yerlerde yerseniz, gunluk 45-50 dolara gecinebilirsiniz. Hostellerde gecelik yataklar 25 dolar civari, ayakustu yemek ise ucuz. Lokantalarda soyle uzun uzun oturarak keyifli bir yemek yiyeyim derseniz kis basi 30 dolardan yukariya dogru bir butce ayirmaniz gerekir.

Nasil gezmeli?

Avustralya cok genis bir ulke. Planlamanizi yaparken mesafelerin cok, ulasimin pahali oldugunu akildan cikarmayin. Diger gezenlerle beraber araba kiralamak iyi bir fikir olabilir, Sydney, Melbourne gibi buyuk sirt cantali turizm merkezlerinde buyuk hostellerde daima gezginlerin “araba paylasimi” notlarini goreceksiniz: “suraya gidiyorum, yol arkadasi olur musunuz, harcamalari paylasalim” cinsinden. Iki aydan fazla kalacaksiniz araba satin almayi dusunebilirsiniz, bazi firmalar sizden arabayi geri satin almayi garanti ediyorlar, ornegin http://www.travellers-autobarn.com.au/ . Ya da bir cesit gezi pasosu olan www.ozexperience.com ile ek bir ucret odemeden istediginiz sehirde otobusten inip istediginiz noktada yeniden binebilir ve bunu butun Avustralya genelinde yapabilirsiniz. Bu sirket ayrica kalinacak yerlerin ayarlanmasinda
yardimci da oluyor.


Nereleri gezmeli?

Ulke nufusunun buyuk kismi kiyilarda yasiyor. Sydney ve Melbourne buyuk nufuslu, modern ve gelismis sehirler. Avustralya'nin dogu kiyilari deniz ve sorf tutkunlarinin ugrak yeri. Darwin sehri tropik iklim sevenler icin ve yakindaki Kakadu milli parkina gitmek icin ideal. Batidaki Perth sehri issiz bati kiyisinda buyuk bir sehir ziyaret etmek isteyenleri ugramasi gereken bir yer. Tren tutkunlari dunyanin en uzun tren yolculugunu Perth'den baslatabilirler: Indian-Pasific tren hatti taam 4352 kilometre. Avusturalya'nin ic kesimleri ise Aborjinleri ve Outback Avustralya'yi merak edenler icin.

Iyi yolculuklar,

Zehirli orumcekler, wombatlar ve eli cifteli hanimlar: Melbourne'dan Canberra'ya ( Avustralya )

Melbourne, 3.8 milyon nufusu ile Avustralya'nin ikinci buyuk sehri. Sehrin kurulus tarihi 1835. O tarihte sadece mahkum olmayanlara yerlesme izni verilmis. 1960'lara kadar Melbourne ulkenin en onemli sehri unvani icin Sydney ile yarismis, 60'tan sonra Sydney ufak ufak liderligi ele almis. 2000 yilindan sonra Melbourne ozellikle dis gocmen alma alaninda Sydney'in onune gecmis, sehirde bugun 200'den fazla milliyetten insan yasiyor. Bugun buyuk firmalarin merkezleri genelde Sydney'de aciliyor, eskiden kalanlarda agir agir Melbourne'dan goc ediyor. Sehrin bati kismi araba fabrikalari, petrol isleme tesisleri ve limanla cevrili. Hos bir goruntu degil. Buna karsin dogu kesimi St.Kilda civarindaki temiz kumsallari ve guneye uzanan hos mahalleleri ile tam yasanilacak alanlar.


Melbourne'un merkezi alisveris merkezleri ve ofis binalariyla dolu. Sehrin en yogun ve mesgul bolgesinde sokak kafeleri var. Disarida oturmanin zevkini bilen sehirleri hep sevmisimdir, ozellikle aksamustleri Yarra caddesinde kaldirimda oturup birseyler icerken kosturan insanlari seyretmek zevkli. Melboourne Avustralya'nin spor merkezi. “Avustralya kuralli” futbolun merkezi Melbourne. “Avustralya kuralli” futbol neymis diye merak edip derby maclarindan birini televizyonda seyrettim. Ilk yarim saatte oyunculardan birinin burnu kirildi ( maca devam etti), bir baskasi sedye ile hastaneye tasindi. Oynamak biraz cesaret isi.



Sehirde yaklasik onbes bin Turk ile on kati buyuklugunde Yunan toplulugu da yasiyor, dolayisiyla Turk yemeklerine en fazla on dakika uzakliktasiniz, yakinlarda birsey mutlaka var.

Ikiyuzden fazla millet sehirde yasiyor, biz icimizddeki yuzde birden korkup hristiyan rahip oldurelim, gelismis ulkeler daha da gelismenin farkliliklari kabul edip ysatmaya calismak oldugunu anlamislar. Belediye yaptigi duvar reklamlarinda gocmenlerin, farkli etnik yapilardan gelenlerin ekonomiye yaptiklari katkilari vurguluyor.



Melbourne'dan gun agarirken cikiyoruz, ilk durak Wilson yarimadasi milli parki. Yaz aylarinda yerli turistler icin gidilmesi gereken ilk on yer listesinde mutlaka yer alan bir park. Parka girince sebebi belli oluyor, yarimada yesillerin arasina saklanmis irili ufakli kumsallarla bezenmis. Kiyi boyunca devam ederek Lake Entrance'a variyoruz. Burasi “Doksan mil plaji”nin baslangicinda kurulmus bir kasaba. Kumsal doksan mil mi bilemem ama gozle sonunun gorulemedigini soyleyeyim.Wilsons yarimadasinda sadece Avustralya'da yasayan Wombat'larla karsilasiyoruz. Sadece ot yiyen buyukce ve toplu bir chow chow kopegi andiran bu canlilarin tek dusmani dingolar. Dingolarda kendileri nden korunmak icin cekilen citin arkasinda olduklarindan Wombatlarin dusmani yok, onun icin yanina gidip basini falan oksarsaniz kacmiyor, sadece ot yerken homurdaniyor.Parkin bir baska sakini ise kirmizi sirtli orumcekler. Hemen her kayanin altinda yuvalari var. Kendilerine saygi ile yaklasalim lutfen yarim saat icinde insani oldurecek kadar zehirliler. Ve zehirlerini sinek avlamak icin kullaniyorlar, bu bir insani oldurmek icin atom bombasi atmaya denk gelen bir fazla silah kullanimi.


Melbourne'dan Canberra'ya gecerken Avutralya Alplerinden gececegiz. Alplere yakin bir bolgede harita uzerinde ilginc isimli bir yer var: Suggan Buggan. Harita uzerinde buyuk bir daire ile gosterilmis, yani nufusu buyuk gibi gozukuyor. Kasabaya gelince butun kasaba halkini buyuk bir agacin altinda goruyoruz: elli-elli be yaslarinda bayan. Jane, yani kasabanin tek sakini, elinde cifte sessiz bir sekilde bizi selamliyor.
Agaclarin arasinda kayboluyor. Sofore gore Jane buyuk sehirden ve insanlardan sikilip bu kus ecmaz kervan gecmez kasabya gelmis. Eskiden altin cikan kasaba da maden kapaninca kimse kalmamis, simdi sadece sonradan yerlesen Jane var. O da elinde cifte ile dolasiyor, belkide ugramamak en iyisi. Jindabyne kasabasi Alplere gelenlere hizmet vermek icin kurulmus bir yer: kayak malzemesi kiralayan magazalar, oteller ve lokantalar disinda ilginc bir sey yok.

Jindabyne'dan baskent Canberra'ya geciyoruz. Canberra, Melbourne ve Sydney kimin baskent olacagi konusunda anlasamayinca ortaya yakin bir yerde sonradan kurulan bir baskent. Duzenli caddeleri, sizi hemen icine alan cok genis yesil alanlari, parali her milletin yapmaya calisacagi mimari gosteristen baska bir seye yaramayacak devlet binalari ve ortada cok buyuk bir yapma golu ile yapay bir goruntusu var. Bu sehirde hemen herkes devlete calisiyor. Ortalama devlet memuru maasinin 65,000 dolar civari oldugu bu sehirde siyah takim elbiseli kadin ve erkekler ogle saati sehir merkezindeki butun lokantalari saat onikide doldurup saat birde bosaltiyorlar. Sehir pek ic acici olmasa da Canberra'daki Milli Muze harika. Avustralya'nin dogasi, gecmisi, olaylar, gelecekle ilgili planlar ve cevre sorunlari etkilesimli sistemler kullanilarak ziyaretcilere anlatiliyor. Canberra'ya sadece bunun icin bile gidilir.

Uc hafta boyunca Avustralya'da turistlerin ragbet etmedigi issiz ve sakin bolgelerinden en buyuk sehirlerine kadar sizinle dolastik. Avustralya icin simdilik bu kadar yeter. Hadi Japonya'ya gidelim.

Adelaide'den Buyuk Okyanus Yolu ile Melbourne ( Avustralya )

6 gun, 3500 kilometre ve toplam uc trafik isigi katederek Adelaide sehrine kapagi attim. Kisa zamanda fazla yol yaptigim icin Adelaide biraz yayayim istedim. Ama hava keyifsiz, devamli hafif hafif yagan bir yagmur var. Hostel'de resepsiyona bu yagmur ne zaman durur dedim, gorevli yagmura memniniyetle bakarak acikladi “ umarim en az bir ay yagar, bu aylardir ilk yagmur, barajlar sadece %35 dolu ve yagmur mevsimi bir ay sonra bitiyor ” .

Sehrin icinde biraz dolastim ama belki de havadan beni acmadi. Yakindaki sinemalardan birinde Batman'in son filmini seyrettim. Adelaide kaldigim iki gun boyunca yasadigim en buyuk heyecan bu oldu. Gerci sehir guzel, parklar genis ama kanimiz uyusmadi. Bende hem sehirden kacayim hem de yaymaya devam edeyim istedim, Melbourne'a giden uc gunluk bir sirt cantali tura yazildim. Sirt cantali turlarin digerlerine gore farki daha fazla aktivite olmasi ve gece konaklamalarin hostel yatakhanelerinde olmasi, haliyle maliyet daha dusuk oluyor.

Sabah gun isirken yola cikiyoruz. Oglenee Adelaide'den yarim gun uzaklikta Grampians milli parkina variyoruz. Otoparkta kangurular bizi karsiliyor, bol ziyaretcili bir milli parkta dogduklari icin insan varligina alisiklar. Yanlarina gidince umursamiyorlar, sadece yavrusunu tasiyan disiler biraz tedirgin uzaklasiyorlar. Milli parktaki Halls Boslugu kucuk bir derenin acmaya basladigi vadi prototipi gibi. Bir kac milyon yil daha beklemeye sabriniz varsa gorkemli bir vadi olacagindan kuskum yok. Bu haliyle de oldukca ilginc ve guzel. Yari yanmis ve seyreklesmis bir okaliptus ormaninin icinden ilk once toprak daha sonra silme tas bir patikadan yaklasik bir saat kadar agir tempoda ahmak islatan yagmur altinda yuruyorum. Zirvede milli parkin yagmurla keskin hatlarini kaybetmis guzel bir manzarasiyla keyif yapiyorum. Aksamleyin kaldigimiz hostelin yanindaki cayirlik yan gelip yatan, kasinan, bana boks yapan arana soforune gore disileri paylasmaya calisan onlarca kanguru ile dolu.


Ertesi sabah Avustralya'lilarin gurur kaynagi dogal guzelliklerinden biri, Buyuk Okyanus Yolu'na gidiyoruz. Buyuk Okyanus yolu birinci dunya savasindan donen askerlere is saglamak icin yaptirilmis. Calisanlar Gelibolu ve diger cephelerden donen askerlermis. Buyuk Okyanus Yolu yaklasik 270 kilometre boyunca yesil ile mavinin arasindaki sinir olarak kiyida uzaniyor. Avustralya'yi tanitim brosurlerinde illaki gorulen Oniki Havariler, Londra koprusu ( simdiki adi Londra Kemeri) , Grotto ve Ard magaralari ile unlu. Doganin iyi korundugunda ne kadar etkileyici ve gorkemli olabileceginin iyi bir ornegi. Londra kemeri denizin uzerindeki bir kayaya uzanan buyuk bir tas kutlesiymis. 1990 yilinda bir turist cift kopruyu yuruyerek gectikten sonra buyuk bir gurultu ile gocmus. Cift kayanin uzerinden helikopter ile kurtarilabilmis. Oniki havariler deniz kiyisindan yaklasik elli metre acikta kule gibi duran kayalar. Eskiden onikiside ayakta imis sonra dordu dalgalardan yikilmis, sekizi ayakta ama adi hala oniki havariler. Sakin ama buyuk dalgalarin devamli dovdugu kumsal bu degisik cografi sekillerle hem degisik hem guzel gorunuyor. Bolge yaz sezonunda ozellikle yerli turistlerin gezme listesinde ust siralarda oldugu icin bircok kamp yeri ve otel, hostel var. Gecelemek icin Princetown'a gidiyoruz, bu kasabacik 10-15 evden olusuyor, bu evlerden dordu ayni zamanda otel, ikisi lokanta. Turizm olmadan yasayamacak olan yerlerden biri.

Sabaha Otway milli parkindaki yagmur ormanlarinda bulunan “orman ustu yuruyus parkuru” ile basliyoruz. Ormana insa edilen yuksek metal kuleler ve aralarina dosenen yollar sayesinde agaclarin en ust dallarini gorme imkanina sahip oluyorsunuz. Bu ilginc parkur olmadan alelade bir milli park olan Otway, son iki senede bircok ziyaretciyi konuk etmis. Otway'dan kiyi yoluna geri donerken sofor yolda yavaslayip “ agaclara bakibn lutfen, koala gorunce bana soyleyin durayim” diyor. Fazla beklememize gerek kalmiyor 30 saniye icinde bes alti koalayi yol kenarindaki agac tepelerinde goruyoruz. Bir kismi uykuda, digerleri uykulu gozleriyle cok yavas hareketlerle okaliptus yapraklarini yiyorlar.Koalalar zehirli olan okaliptus yapraklarini sindirebilen ve yapraklarda gercekten cok az olan besinleri alabilen tek yaratik.Ancak az enerji almasi sebebiyle cok agir hareket ediyor, devamli uyusuk bir gorunumu var. Yapilan incelemelerde koalalarin beyninin olmasi gerekenin beste biri oldugu ortaya cikmis. Bilimadamlarina gore beyin vucutta en fazla enerji ihtiyaci olan organ oldugu icin koalalarda kucuk beyin daha avantajli. Agacta yaprak yiyen birkola cok seker gorunuyor tabi on dakika sonra iki yapragi yemegi bitirip kafasini bir kez oynattiginda sikilabiliyorsunuz. Iyi fotograf versin diye altinda bekledigim koala sabrimi sonuna kadar test etti: eline aldigi yapraga bes dakika kadar bakip sonra yemege basladi. Koalalardan sonraki duragimiz Torquay kasabasi.Torquay sorf tutkunlarina yabanci gelmeyecek bir isim. Avustralya'daki en iyi sorf plajlarindan birine sahip, ustelik Quicksilver ve Ripcurl gibi iki buyuk sorf markasinin yonetim merkezine ev sahipligi yapiyor. Torquay'da kiyidaki dukkanlarin yarisi sorf malzemesi satiyor, diger yarisi lokanta. Torquay'de sahil kenarinda biraz oyalandiktan sonra hava kararirken Melbourne'a giriyoruz. Melbourne'u bi dahaki yaziya birakiyorum. Gorusmek uzere...

 

8 kisilik kasabanin 11 kisilik kriket takimi  (Wilpena Pound, Blinman ve Parachilna - Avustralya )


Cooper Pedy'den Port Augusta'ya ulasmak alti saat kadar suruyor. Guneye indikce doga canlanip ilk once tek tuk sonra da cilgincasina yesillere burunuyor. Bugun heyecanliyi, cunku trafik isigi gorecegim. Aciklayayim. Bes gundur gunun cogunlugunu araba surerek geciriyorum, yoldaki yerlesim merkezleri o kadar kucuk ki Cooper Pedy'deki bir trafik isigindan baska hicbir trafik isigina rastlamadim. Cooper Pedy'de lokantada karsilastigim garson laf arasinda Port Augusta'ya gitmeyi sevdigini ama trafik isiklarinda beklemeye alisamadigini soylemisti.

Port Augusta yaklasik 14,000 kisinin yasadigi bizim icin kucuk fakat bolge icin devasa bir kent. Outback'ten yeni cikanlarin su gorme ozlemini gidermek icin olsa gerek deniz kenarinda uzunca bir yuruyus alani var. Yuruyus alaninin yaninda yuruyusunu bitiren outback kackinlarinin eglenmesi icin kumarhaneler ve barlar kurulmus. Ayni sokagin sonunda iki buyuk magaza ve onlarin onunde ( trampet sesleri lutfen): trafik isiklari. Hic trafik isigi gorunce sevinecegim aklima gelmemisti. McDonalds'a gitmek artik sart oldu, Coober Pedy'li garson alti saat yol yapip buna geliyorsa tadindan yanina varilmaz herhalde. Big Mac yeme gorevimi ifa ettikten sonra bolgenin en buyuk turist miknatisi Wilpena Pound'a yol aliyorum. Bir trafik isigini daha geciyorum, etti ucccc.

Wilpena Pound'da hava yagisli ve soguk. Mevsim turist mevsimi degil, buna karsin hostel tamamiyla dolu. Tam anlamiyla dag basi olan bu yerin dolu olmasi bolgenin cidden iyi olmasini gerektiriyor diye dusunuyorum. Uc kati kadar bir ucret odeyip tek kisilik bir odada geceliyorum. Sabah gun isirken kahvaltimi edip en yakindaki bana gore tepeye Avustralyalilara gore daga tirmanmaya basliyorum. Bu kadar kucuk tepelere dag demeleri Avustralya'nin ne kadar duz oldugunun bir gostergesi. Sadece kangurulara bakmak icin durdugum bir saatlik tempolu bir yuruyusten sonra tepeye variyorum. Zirvede benden erken kalkan kalabalik bir grupla karsilasiyorum, Almanlar. Bu hafta ugradigim her yerde onlara rastliyorum. Yerellere gore aslinda Almanlardan cok Amerikali geliyormus ama bu sene yoklar, malum ekonomileri gocuk. Dagdan etrafin manzarasi guzel ama oyle unutulmayacak degil.

Wilpena Pound'a en yakin kasaba Blinman. Blinman 50 metreyi gecmeyecek bir ana caddeye , eski bir bara, ayni bara ait bir otele ve nufus olarak sadece 50 kisiye sahip. Geceyi burada gecirmeye karar veriyorum. Barin tum duvarlari gelenlerin biraktigi kartlarla dolu. Bari isleten ve ayni zamanda garsonu olan bayan 23 senedir kartlari biriktidiklerini soyluyor. Kahve arkasinda Victoria Bitter birasini yudumlarken bir iki arabada barin onune parkediyor. Ingilizler Adelaida'den dolasmaya gelmisler. Gelenlerden biri bir saat mesafedeki Parachilna'dan bahsediyor. Parachilna daha da kucuk: bir otel, bir bar ve 8 kisilik bir nufus. Birden daha da kucuk bir yerde kalmak istiyorum, nedense. Outback'te doga tekduze oldugu icin farkli bir sey ariyorum, ondandir.

Parachilna'nin nufusu sekiz kisi. Bu sekiz kisi bari ve oteli isletiyor. Buraya her seyden gercekten uzaklasmak isteyenler geliyor. Barmen her sene Almanya'dan gelen musterilerinden bahsediyor. Bes sene oncesine kadar telefonlari bile yokmus, o zaman bazi musterileri daha memnunmus, simdi yeni yapilan telekom kulesiyle birlikte internet bile var.

Parachilna'nin kriket takimi bolgesel turnuvalara katiliyor. Ancak kriket takimlari onbir kisilik olmak zorunda, ama kasaba sekiz kisilik. Ne olacak? Yakindaki ciftliklerden oyuncu borc aliyorlar. Bar ayni zamanda yemekte satiyor: deve, kanguru ve emu etiyle yaptiklari “vahsi ziyafet” leri unlu. Geceleri Adelaida'deki elektrik santraline yuk tasiyan trenin gecmesi bir baska ilginclik, dunyanin en uzun treni bu: 180 vagonluk bu trenin gecmesi bes dakikayi buluyor.

Parachilna'nin tren istasyonu daha onceden bahsettigim Rabbit Proof Fence filminde set olarak kullanilmis, burada cekilen baska filmleri de soylediler ama aklimda kalmadi. Zaten aksam biraz eeee bulutlu gecti, Avustralya'lilarin cok ictigini soylemis miydim? Avustralya geleneklerinden biri “ icki bagirmak” ( shout ) , yani ismarlamak. Diyelim 10 kisilik bir gruptasiniz ve birisi size bira ismarladi, dogal olarak biranizi bitirince sizde gruba geri ismarlamaniz gerekiyor. Gruptaki herkes bir kez tum gruba ismaladiginda durabilirsiniz, ya da ikinci tura gecebilirsiniz. Verilmis sadakam varmis ki bu gelenegi ogrendigim grup 6 kisilikti ve ikinci tura katimayisimi “ icki kaldiramayan bir yabanci “ olusuma verdiler. Avustralya'lilarin icmesi efsanevi hale gelmis, hatta Outback'teki Tennant Creek kasabasinin kuruldugu yeri bile ickiye bagliyorlar.

Outback'teki tum kasabalarda telgraf istasyonu sehrin gobeginde, Tennant Creek'te ise 12 kilometre sehrin disinda. Hikaye o ki, telgraf istasyonu kurulduktan sonra etrafina yeni yerlesen insanlar kamp cadirlarini kurmuslar, hemen yeni bir cadir-bar acilmis. Istasyona bira getiren kamyon yolda kaza yapinca biralari colde tasimak yerine cadir-bar ve arkasindan butun cadirlari sokup bira kamyonunun yanina tasimislar, telgraf istasyonu tek basina ortad kalivermis. Tennant Creek icme gelenegini bugun de surduruyor, hukumet alkolizmle mucadele etmek icin icmesiyle unlu bu kasabada alkolu sinirlandirmaya gidiyor http://www.theaustralian.news.com.au/story/0,25197,24086174-7583,00.html .

Sabaha her zamankinden daha gec kalkiyorum, buna kalkmak denirse. Surunerek gittigim barda iki kahve icince gozlerimden biri acilir gibi oluyor, firsat bilip yola cikiyorum. Aksama Adelaida'dayim.

Bunlar da ilginizi çekebilir:
Yeraltinda uyumak ve gizli askeri sehir (Coober Pedy ve ...
Avustralya'nin gobek deligi: Alice Springs
Sydney'de farkli bir "hosgeldin" ( Avustralya )

Yeraltinda uyumak ve gizli askeri sehir (Coober Pedy ve Woomera) ( Avustralya )

Sabah gun isirken uyaniyorum, bu sefer herhangi bir yanim donmamis , hayret asayis berkemal. Arabaya benzin kendime kahve alip yeniden yola koyuluyorum. Yolda gorulecek bir sey yok, kilometrelerce boyunca kisa boylu agaclar, kisa cimen benzeri bitkiler ve yolda carpilip olmus kangurular. Yol boyunca kangurularin cok oldugu bolgelerde suruculerin yavaslamasi icin uyarilar var. Yinede nasil olupta bu kadar kangurunun ezildigini anlamakta gucluk cekiyorum. Daha dogrusu cekiyordum diyeyim. Kahveyi kullandiktan sonra dogaya geri vermek icin yol kenarina cekiyorum. Tam bir col bitkisine daha hayat vermenin ic huzuru ile gevsemisken “yol tren”lerinden birinin kulak zarimin sinirlarini test eden israrli kornasindan zipliyorum: bir kanguru surusu tam yolun ortasinda hizla yaklasan uc romorklu TIR kamyonuna bon bon bakip kulaklarini oynatiyorlar. Sirf kulak oynatmakla olmaz , ziplasana kardesim. Korna, daha cok korna. Aracta hicbir yavaslama egilimi yok, olsa nolur zaten bu yukle durmasi bagayi zaman alir. Kangurular yolda jilet olmalarin saliseler varken uzun atlayislar yapip yoldan kaciyorlar.

Kuzey bolgesinde trafik kazalarinin iki ana sebebi var, birincisi can sikintisi, ikincisi yoldaki hayvanlar. Yol cok duz oldugu ve yolun etrafindaki manzara hep ayni oldugu icin arada gozu dalip gidenler kendilerini bombos yolda takla atmis olarak buluyorlar. Yoldaki hayvanlara gelince ilk basta kangurular olmak uzere, basibos buyukbaslar, vahsi develer ve vahsi esekler suruculer icin tehlikeli olabiliyorlar. Arazi bos oldugu icin yolun her yani tel orguyle cevrili degil, inekler yolun ortasinda durup gevis getirmeye kalkabiliyor. Zamaninda yaslandigi icin colde birakilan yada kacan develerin ve eseklerin torunlari bugun Kuzey bolgesinin genis duzluklerinde ve bazen otoyollarinin tam ortasinda vahsi olarak yasiyorlar.

Avustralya'nin basi sonradan gelen hayvanlarla biraz dertte. 4000 sene once Endonazya'dan geldigi dusunulen vahsi kopekler ( Dingo) o zaman kangurularin basina bela olmus. Dingolar kuzeyde kangurularin neredeyse kokunu kurutmus.Simdilerde de koyunlara ayni muameleyi cektikleri icin guney-guneydogu dogrultusunda 5000 kilometrelik bir tel orgu ile koyun yetistirilen bolgenin disinda tutuluyorlar. Koyun yetistirilen bolgenin takma adi Avustralya gelenegine uyarak “ Koyun ulkesi”. Tel orgunun oteki tarafi ise dingolarin olduremedigi buyuk ciftlik hayvanlarindan oturu, ne olabilir, ne olabilir, tabii ki “ Buyukbas ulkesi”. Bir baska buyuk tel orgude tavsanlar icin var. Ulkenin bati kiyisindaki bu tel orgunun uzunlugu 3200 kilometreye kadar cikmis, ancak tavsanlarin tel orgu mantigini anlamayip altindan tunel kazip gecmelerinden dolayi insanlara yon bulmakta yardimci olmak disinda – Rabbit Proof Fence filmini seyreden? http://en.wikipedia.org/wiki/Rabbit-Proof_Fence_(film) - ise yaramamis.

Tavsanlardan kurtulmak isteyen Avustralyalilar onlari oldurmek icin tilki ve kedi getirmisler. Simdilerde ise tilki ve kediler tavsan disinda Avustralya'ya ozgu hayvanlara musallat olduklari icin bu sefer de onlardan kurtulmanin yollarini ariyorlar. Doganin dengesi bir bolzuldu mu insanlarin duzeltmesi kolay olmuyor. Bu olaydan ders cikaran Avustralya'da sinir konrolleri ve ulkeye herhangi bir canli ya da sebze-meyvanin girmesi cok siki takip ediliyor, ulkeye yeni ve yabanci tur canlilarin girmemesi icin tedbirler kati bir disiplinle uygulaniyor.

Uzun bir surus sonucu vardigim, Coober Pedy kasabasinin adi bolgesel Aborjin dilinde “beyaz adamin su deligi” anlamina geliyor. Dunyada satilan butun opalin %70'i bu 1500 kisilik kasabadan cikiyor. Ana caddedeki opal magazalari ve lokantalar disinda kasabada pek ev gorulmuyor. Cunku evlerin cogu yerin altinda. Yazin sicakligin gunduzleri 60, geceleri 40 oldugu bu bolgede yer altindaki evlerde sicaklik yaz kis sabit 21 derece. Ev yaptirmak isteyen bir Coober Pedy'li ilk once kayalik bir alanda egimli bir arsa satin aliyor. Sonra kaya delme makinasi kiralayip uc dort odali bir evin kayaya delinmesi islemi basliyor. Evin bitirilmesi genelde iki ayi buluyor ve yer uzerindeki bir evle ayni paraya geliyor.

Bu civarda kalinacak tek yer burasi, tabi isteyen 5 saat kadar daha surup daha buyuk bir yere varabilir. Ilk once yatacagim yeri ayarliyorum. Kasaba'da hosteller de yer altinda, ana caddede bir hostel seciyorum. Esyalarimi magarama, pardon, odama birakip aksam yemegi icin Yunan lokantasina giriyorum.

Yunan lokantasi deyince , laf lafi ciyor, biraz gocmenlerden bahsedeyim. Avustralya'da dunyanin hemen her ulkesinde bir gocmen bulmak mumkun. Malum herkes gocmen, ama hikayeleri ilginc. Avustralya'yi beyaz yerlesime ilk acanlar istekleriyle degilde namlunun ucunun ricasiyla gelmisler: hepsi ingiliz mahkumlar. Toplam 732 kadin ve erkek mahkum, bir de onlarin 22 cocugu 1787 yilinda Avustralya'ya eski bir kole gemisinde yola cikmislar. Hepsi bir daha asla geri gelemeyecekleri ve yabanci bir yeri hapishaneye tercih etmis. Ingiliz hapishaneleri nasil yerlerdi ki bu secimi yaptilar insan merak ediyor. Ilk gelen bu grubun suc islemek disinda baska yetenekleri olmadigi icin tarim ve hayvanciligi baslatmakta zorluk cekmisler, yillar icinde sorunlar cozulmus.

1860 yilina kadar Ingiltere'den Avustralya'ya 160,000 mahkum transfer edilmis. Bazi eyaletler ise mahkumlar degil de Ingiliz hukumetinden gocme yardimi alan normal gocmenler tarafindan kurulmus: ornegin Victoria eyaletinde oturmak icin iki sart araniyormus 1) Mahkum olmamak, 2) Iyi karakterli olmak. Ikinci maddenin tam acilimi soyle oluyor: iyi karakterli insan dindardir, kiliseye gider, tabiki de beyazdir. Yani eyalette sadece hristiyan beyazlarin oturmasina izin varmis. Ilk baslarda her milliyetten gocmenleri kabul eden Avustralya, altin bulunan bolgelerde calisan Asyalilarin sorun cikardigini ileri surerek, 1855'ten 1973'e kadar Avrupali Hristiyanlar disinda kimseyi gocmen olarak kabul etmemis. Brcok ozgurlugu engelleyen kural gibi bu da 1968 civarinda degismis. Bunlari ogrenince 68 kusagini daha bir seviyorum, ne kadar cok sey 68 yili ve cevresinde degismis degil mi? ABD den baslayarak tum dunyada yankilanan buyuk degisiklikler ve yeni ozgurlukler 68'lilerin eseri.

Evet, Yunanlilar diyordum, Avustralya'da sayilari 400,000 civari. Dunyadaki Yunanistan'dan sonra ikinci buyuk Yunan toplulugu burada yasiyor. Sehirlerde caniniz Turk yemegi cekerse yakinlarda bir Turk lokantasi ya da Yunan lokantasi illaki var, dalin birine.Hem yemeginiz yiyin, hem ' bu Turk kahvesi Yunan degil, onun adi sis canim Suvlaki olmaz, ne zamandan beri Baklava Yunan” geyigi yapin. Merak etmeyin karsinizdaki Yunanlida en az sizin kadar cansiperane Yunan yemeklerini savunacaktir. Neyse Avustralya'nin kervan gecmez gobeginde Turk asilli Yunan kahvemizi de hopurdettik, hesabi odeyip cikma zamanidir. Masama bakan garson orta yaslarinda bir Asyali, not defterime aldigim notlara bakip hangi dil oldugunu soruyor. Biraz konusuyoruz, burada dogmus, baska yere yerlesmeyi dusunmuyor. Iki cocugu varmis, arada bir cocuklar isteyince onlari McDonalds'a goturuyormus.

“ Burada McDonalds mi var?” diyorum.

“ Port Augusta'da var.”

“Ama, orasi arabayla en az alti saat mesafede.”

“ Haftasonlari burada yapacak bir sey yok, hem cocuklar egleniyor, hem de ben biraz alisveris yapiyorum.”

“ Iyi mesafe valla. Sana baska bir sey sorayim. Yarin yolda yemek icin meyva alacaktim, hangi markette bulabilirim?”

“ Coober Pedy'e taze meyva haftada bir gun Persembe oglen gelir. Bugun Carsamba aksami, ya yarin ogleni bekle ya da Port Augusta'dan al”

Coober Pedy'de ogleni beklemek mi? Bosversenize, arabada oturup kaidemde nasir olusturmaya calismak daha eglenceli. Lokantadan cikip inle cinin top oynadigi ana caddeden cocuk parkina sapiyorum salincaklarin yaninda icen Aborjinlerin yanindan gecerek hostelime variyorum. Demin gocmenler diyordum, devam edeyim. Son yillarda ekonominin giderek iyi gitmesinden oturu giderek daha cok elemana ihtiyaclari olmus. Simdilerde herkese esit muamele ediyorlar, ozellikle Avustralya'da yatirim yapacak ve is saglayacak kadar paraniz varsa daha da “esit” oluyorsunuz. Ulkede Asyali nufusu 1973'ten sifirken simdilerde milyonu bulmis.

Etrafiniza bakinca bir cok kucuk isyerinin sahibi olduklari icin sanki daha da coklarmis gibi duruyor. Bugun Avustralya'lilarin yaklasik beste biri yabanci bir ulke dogumlu, Avustralya her sene ikiyuzbin gocmen almaya devam ediyor. Avustralya is ve tatil programi ( http://www.immi.gov.au/media/fact-sheets/49awhp.htm ) katilan yuzbinlerce yabanci genc isci olmasa Avustralya'nin mahsulleri kaldirmasi mumkun olmayacak. 15-30 yas arasi Avustralya'da hem tatil yapmak hem calismak isteyen gencler icin bu bulunmaz firsat. Yolda bu sekilde Avustralya'yi dolasan pek cok kisiyle karsilastirm. Ozellikle Almanlar ve Ingilizler programa katilmada onder. Alan da satan da memnun: Avustralya ihtiyaci olan ucuz emegi aliyor ve ustelik emekciler paralarini tatil icin harcadigi icin ulkeden para cikmiyor, emekciler memnun bir sene tatil yapiyorlar ve ceplerinden para cikmiyor.

Sabah magara-odamda uyaniyorum. Pencere olmadigi icin zifiri karanlik. Hicbir sey goremiyorum. Isigin dugmesi kapinin yanindaydi, bulmak icin kapinin oldugu yere yuruyorum. Hatirladigim yerde kapi yok. Duvari yoklayarak kapi arama calismama devam ederken ayak parmaklarim iki kere orada olmamasi gereken yataklarin ayaklarini hizli ve aci verici bir sekilde buluyorlar. Odada isigi hemen bulamiyorum ama farketmez acidan gozlerimde simsekler cakarken bu garip halime gulecegim geliyor. Oturacagim ama simdi gider keskin bir seyin uzerine falan otururum, neme lazim bu sabah iki parmaga bir de kaide eklemeyelim.

Kapiyi bulduktan sonra muzaffer bir sekilde ve parmak acisindan hafif topallayarak yine uzun bir surus icin esyalarimi arabaya tasiyorum. Bes saat sonra Woomera'da duruyorum.

Woomera, ikinci dunya savasindan sonra askeri amacli gizli bir kasaba olarak kurulmus. Rusya'nin kendilerine ulasacak nukleer roket yapmasindan cekinen Ingilizler, uzun menzilli roket yapmay girismisler ancak topraklarinda uzereinde insan yasamayan buyuk toprarklar olmadigi icin Avustralya hukumetine roket arastirmasini beraber yapmayi onermisler. Sonucta colun ortasinda varligi gizlenen 6000 kisilik bir kasaba insa edilmis. Calisanlar ulkenin guvenligi icin herkesten uzakta yasamayi ve calismayi kabul ettigi icin hicbir luksten kacinilmamis. Kasabanin kriket/futbol sahasi, yuzme havuzlari, tiyatro binasi, tenis kortlari, buyuk parklari, hayvanat bahcesi halen ayakta. Bugunlerde nufusu sadece 250 ve tiyatrolari halen acik. Gorunen o ki kasabada artik sadece siviller yasadigi halde eski askeri aliskanliklar devam ediyor, kasaba cok temiz ve bakimli. Arada bilimsel ve ticari amacli uzay roketleri halen Woomera'dan gonderilmeye devam ediliyor.

Woomera'dan firlatilan nukleer roketlerin kimseye zarar vermemesi icin uzerinde sadece Aborjinlerin yasadigi Maralinga bolgesinde karar kilmislar. Bu bolgede yapilan yuzlerce deneme sirasinda Aborjinlerin bolgede dolasmasina engel olunamamis, zaten o siralar Aborjinler hayvan sayildiklari icin pek kimse umursamamis.1967'de Aborjinlere insan ve vatandas statusu verilmesi ile bolgenin temizlenmeye baslanmasi ayni zamana denk geliyor. 1980'lerde bolgedeki Aborjin nufusta ve temizlemede calisan askerlede yuksek derecede kanser ve radyasyona dayali sorunlar gorulmeye baslanmis. Avustralya hukumeti 1994'te radyasyona maruz biraktigi Aborjinlere tazminat odemeye mahkum olmus.

Woomera'nin buyuk turist merkezinde biraz vakit gecirdikten sonra Flinders Siradaglarinin guzel bir kosesi olan Wilpena Pound'u gormek icin direksiyon basina geciyorum.






Kings Canyon, Uluru ve Kata Tjuta ( Avustralya )



Avustralya, federal bir “sey” oldugu icin eyaletlerden olusuyor. “Sey” diyorum cunku Avustralya'lilarin bu konuda kafalari karisik. Tam adlari “ Commonwealth of Australia”. Halen kagit uzerinde kralice'nin yonetimi altindalar. Londra tarafindan atanan bir Avustralya valileri var. Hukumetle ilgili bir kriz cikarsa valinin hukumeti feshetme ya da bazi yasalari geri cevirme hakki var. Vali bu hakki 1975'te bir kez kullanmis. Avustralya'lilar bu karar karsisinda cildirmislar, ic islerine karistigi icin cok agir suclamislar. Sonra da gidip valinin kararinin aynisini iki ay sonra secimlerde vermisler. Simdilerde arada “cumhuriyet” olmak icin tartisip sonra unutuyorlar.

Alice Springs'in yer aldigi Avustralyanin ortasini ve kuzeyini kapsayan bu bir milyon kilometrekarelik alan eyalet degil, “bolge”. Resmi adi , evet bildiniz, Kuzey Bolgesi.
Kuzey bolgesinde yasayanla senelerse baskent Canberra'dakilerin basinin etini yemisler “bizi de eyalet yapin. eylaettt” diye. Avustralya hukumeti de bu cagrilara sessiz kalmamis ve bu istegi sadece Kuzey bolgesindekilerin katildigi bir referanduma koymuslar. Kuzey bolgesinde yasayanlar da bu ilgi ve destek karsisinda dogal olarak eyalet olmayi reddetmisler. Bir daha yazayim, belkianlasilmamistir: reddetmisler. Kuzey bolgesinde diger eyaletlerde oldugu gibi genel secimlerde oy vermek sart. Insanlar kimi zaman yuzlerce kilometre yol yapip oy veriyorlar, bolge milletvekillerini secip meclise gonderiyor. Milletvekilleri meclisin her oturumuna katiliyor, yalniz kucuk bir eksiklik var: oy verme haklari yok, cunku eyalet degiller. Sizi bilmem ama benim kafam karisti. Demokrasi ama cumhuriyet degil, genel secimde oy atmak sart ama sonucu onemli degil, mecliste milletvekili var ama oy hakki yok, vatandas ama ne dusundugu mecliste dikkate alinmasa da olur. Kuzey bolgesinde vatandas olmak biraz karisik bir is galiba.



Kings Canyon (Krallar Kanyonu), hosteldeki konuskan gorevliye gore, “hemen surada”. Arabanin kilometre sayacina gore ise 550 km otede. Burasi buyuk bir ulke. Krallar kanyonu cevreyi tepeden gormek icin iyi bir firsat. Dik ama kisa bir tirmanistan sonra kanyonun ust kismina variyorum, tepe kisimlar duz ve daha fazla tirmanmak gerekmeyecek. Patikanin kenarindaki koca taslardan birinin uzerine kurulup cevreyi seyrediyorum. Kanyonun icindeki kaynagin cevresinde oylesine bir canlilik var ki, bitkiler cildirmis olmali denebilir. Kirli sari, kirmizi kayalarin ortasinda yemyesil, canli, guclu bitkiler. Kanyonun cevresinde yerustunde su yok. Suyun yeraltindan akmaya devam ettigi yerler uzerindeki agaclardan belli oluyor: kirmizi toprak uzerinde kivrila kivrila uzanan bir bitki nehri. Bu kucuk ve dar bitki diliminden baska goz alabildigine kirac toprak, kisa cali ve toz. 40-50 kilometrelik bir alan icinde hicbir bina yok. Kanyon bu issizligin ortasinda oldugundan daha da buyuk duruyor. Haritaya bakinca Avustralya'lilarin pratik ve duz dusunen insanlar oldugu izlenimini ediniyorsunuz. Haritadaki bzi cografi sekillerin isimlerin soyle: “Takdire Sayan dag” , “Issiz” siradaglar, “Arada bir gorulen” nehir, 70 mil kumsali, 80 mil kumsali, 90 mil kumsali ( hayir 100 mil kumsali yok), “Umutsuz” gol, “Camur tanki” kasabasi. Kings Canyon'da da bu gelenege uyarak arkadaki vadiye “arka vadi” adi verilmis.

Arka vadinn en ust noktasinda cokuyorum, o kadar yoldan sonra ayaklarim kalkmayi reddediyor. Ben otururken milli park gorevlilerinden biri soylene soylene gelip yakinimdaki bir kayaya yon gosteren oklardan cakmaya basliyor. “ Birisi kaybodugu icin mi yeni isaretleme koyuyorsunuz?” diyorum.
“ Hayir, turistler hediyelik esya olarak bunlari sokuyorlar. Nasil yapiyorlar anlamadim, ben sokmeye kalktim. Imkansiz. Ama sokuyorlar iste. Arkalarindan gelenler yanlis yone sapiyor, bunlari sokenlerde hic beyin hucresi yok. Hic mi dusunmuyorlar?”
Soylene soylene isini yapiyor. Soruyorum “ Hediyelik esya sokumu disinda turistlerle ilgili sorununuz var mi?
“ Bir suru var. Insanlar sorun makinasi, burada bile kacis yok.” Gozleriyle etrafi arastirip kisa dikenli bir caliyi gosteriyor. “ Aborjinlerin kullandigi bir suru ilac bitkisi var, tabi baska amacla kullanilan da. Mesela su bitki esrar gibi, hangi yapraklardan ne kadar yiyecegini bilirsen ayni etkiyi yapar. Yalniz etkisindeyken herseyden uc-dort tane gorursun, oturman lazim, yurursen dusup bir yerini kirarsin. Gecen ay iki Fransiz turist bu parkta kanyonun tepesinde bu bitkilerden yemisler, tabi birden kanyon sayisi dorde cikiyor. Kanyonun ust koseleri 125 metre yuksekliginde, dort ayri patika gorurken yanlis birine girme sansin %75. Sans eseri bizim park gorevli arkadaslardan biri garip davrandiklari icin yanlarina gitmiste baslarina bir sey gelmedi.”
“ Ilginc. Peki bitkinin etkisini sen denedin mi?”
Gulerek cevap veriyor.
“ Park koruculari yapmaz oyle sey. Ama bilmek lazim tabi, yoksa turistlere nasil kullanma bunu dersin? Tabi park koruculari yapmaz.”

Parktan gun batiminda ayrilip geceyi yakindaki Yulara'da geciriyorum. Yulara, bu issiz bolgeye gelen turistlere hizmet etmek icin kurulmus bir yer. Turistlerle nufusunun besbine ciktigi oluyormus. Yulara o kadar sapa bir yerdeki elektrigini kendi jeneratorunden uretiyor, milli sebekeye baglanmasi icin cok uzun bir hat gerekiyor ve besbin kisi icin degmez deyip yapmamislar. Outback'teki cogu kasabanin elektrigi jeneratorden zaten. Yulara'da geceligi 340 dolarlik bes yildizli otelden 15 dolarlik acik kamp yerine kadar butun butcelere uygun konaklama imkani bulmak mumkun. Kamp yerini tecih ediyorum. Gece sicaklik sifirin altina iniyor, uyku tulumu icinde sorun yok. Sabaha uyandigimda bir eksiklik var, sanirim ayaklarimi arabada falan bir yerlerde unuttum , uyku tulumu icinde olduklarini zannetmiyorum. Tulumdan cikiyorum, iyi haber ayaklarim yerinde, kotu haber acik mavi renkteler, gece sandigimdan daha sogukmus. Arabanin isiticisini en yuksege getirip gun dogumu icin Uluru'ya dogru suruyorum.

Uluru'yu birden karsinizda bulup sasirma sansiniz yok. Gun dogumundan az once bile silueti kilometrelerce oteden butun heybeti ile karsiniza cikiyor, ufukta yavas yavas buyuyor. Uluru, dunyadaki en buyuk tek parca kaya. Diger ulkelerde gorebileceklerinizden farkli. Avustralya'nin simgelerinden biri, turist brosurlerinde Uluru fotografi olmazda olmazlardan.

Uluru, Avustralya'da yasayan 250 kadar Aborjin kabilesinden 5'i icin kutsal bir oneme sahip, digerleri icin bir sey ifade etmiyor. Bes kabile ise kendilerinin ortaya cikislarini, goclerini, efsanelerini kayaya addetmisler. Kayanin yuzundeki her magaranin, her rengin, her bozulmanin Aborjinler icin bir anlami ve dolayisiyla bir hikayesi var. Aborjinler Uluru'yu kutsal saydiklari icin uzerine tirmanilmasini istemiyorlar, milli parki yoneten devlet ise “parayi veren dudugu calar” dusuncesinde: kayaya tirmanmak icin gelen turistlerin kacmasindan urktukleri icin su anda tirmanmak serbest. Ancak Uluru'daki Aborjin kultur merkezinde ve bilgi panolarinda niye kayaya tirmanilmamasi gerektigi anlatiliyor, hatta “ Uluru'ya geldim ama kayaya tirmanmadim” tisortleri satiliyor. Bir sey yapmadan iyi bir sey yapmis oluyorsunuz, iyi bir taktik. Belki dort-bes sene sonra herkes tirmanmanin iyi bir sey oldugu fikrine katilinca tirmanis yasaklanabilir.

Uluru'nun cevresindeki kirac arazide yaklasik yedi kilometre yuruyerek kayanin cevresinde dolasiyorum. Bu kadar yakindan buyusu bozuluyor, alelade bir tas haline geliyor. icimden “ Uluru, seni uzaktan sevmek asklarin en guzeli diyorum”. Sonrada adalardan bir yar geliyor, kalamista dolasiyoruz, camlicaya cikiyoruz derken sarkilarla Istanbul turumun sonu ile Uluru turunun sonu ayni ana denk geliyor. Simdi yakindaki Kata Tjuta'ya geciyorum.

Aborjin adiyla Kata Tjuta yada Ingilizce adiyla Olgas, Krallar Vadisi gibi genis bir yuzeye yayilmis kayalik bir alan. Kendime verdigim konserin ikinci bolumune burada devam ediyorum. Sarkilari soylerken bilmedigim yerler gelince bildigim yerleri tekrar ediyorum, boylece tek kelimelik onlarca sarki ortaya cikiyor, bu yetenekle pop sarki yazari bile olurum. Ama once onumdeki “ruzgarlar vadisi”nin sonunu gormem lazim. Vadinin isminin neden ruzgarlar oldugunu ayaklarim yerden kesilmesin diye agaclara tutunarak tirmanirken dusunuyorum. Derin ve gorkemli vadinin icinde govdeleri son yangindan dolayi siyahlasmis agaclarin arasindan gecerek, dik ama uzerinde yurunebilir buyuk kayalara tirmanarak ve kuru dere yataklarinin uzerinden atlayarak uc saat kadar yuruyurum. Bu keyifli yuruyus boyunca sadece bir kisi ile karsilasiyorum. Arabaya donunce biraz dinlenip gun batimini gormek icin yeniden Uluru'ya gidiyorum.

Gormeye deger yerlerin guzel gorulmek icin illa da gun batimi ya da gun dogumuna ihtiyaci olmadigini dusunuyorum.Uluru'nun gun batiminda ya da dogumunda cok etkileyici gozuktugunun soylenmesini Uluru'nun aslinda o kadar da etkileyici olmamasina bagladim. Tabi bu beni gun dogumu ve batiminin ikisine birden gitmekten alikoymadi. Benim icin esas seyredilecek olan gun batimini seyretmeye gelenlerdeki “gun batiminda Uluru hayranligi oldu. Gun batimi seyredilmesi icn yapilan ozel park yerine sadece otobusler girebiliyor, biraz daha ileri parkedip yuruyorum. Zannedersem Yulara'da kalan herkes otobuslere dolusup buraya gelmis: 80-100 civari otobus parkta yerlerini almis. Hemen otobuslerin onune kurulan masalarda sampanya ve cerezler ikrami yapiliyor. Herkesin derdi Uluru'yu gun batiminda en iyi sekilde fotograflamak oldugu icin parki ceviren citin onunde yer kapma telasi var. Geride kalanlar uzgun onde olanlar sevincli, ayni kareyi -dijital kameralar sagolsun- tekrar tekrar cekip duruyorlar. Ozellikle erkekler bu konuda iddiali, fotograf cekmek icin parktaki en yuksek noktayi kapmaya ugrasiyorlar. Birbirlerine kibar kibar gulumseyip sonra omuzluyorlar. Seyretmesi eglenceli. Tabi gelmisken bende bos durmuyorum, zira rehber kitabima gore “ gun batiminda Uluru'daki renk degisimleri dunyanin baska hicbir yerinde bulunmaz”. Ne yani, eksik mi kalayim? Hem birbirimizi omuzlayip spor yapmak icinde iyi bir firsat. Gunes son isiklarini verip alacakaranlik basinca otobusler masalarini kaldirmaya basliyor, fotograf cekenlerde son bir poz daha cekip gun batiminda cektikleri fotograf sayisini yuze tamamlayip otobuslerine donuyorlar.

Gecelemek icin Yulara'ya donuyorum. Uyku tulumunun dun aksamki performansindan sonra bu kez tedbirimi aliyorum: uc cift corap giyiyorum. Sanki ayakkabimlarim halen ayagimdaymiscasina sicak uykuya dalıyorum.

Avustralya'nin gobek deligi: Alice Springs



Yeni Zelanda'da karsilastigim bir Avustralya'li “eger gercek Avustralya'yi gormek istiyorsan. Alice Springs'egitmelisin” dedi. Bu tavsiyeden sonra Alice Springs'e ugramak farz olmustu. Soyle ki simdiye kadarki tecrubelerime gore bir ulkenin “gercek” kisimlari akli basinda kimsenin yasamayacagi ve ugramayacagi yerler. Demek ki gormek lazim deyip sabah altida havaalaninda kahve kuyrugundaki yerimi aldim. Sydney- Alice Springs ucusu uc bucuk saat kadar suruyor. Colun uzerinde hava acik ve gunesli. Arada rehber kitabimi okuyarak arada asagiyi seyrediyorum. Ucagin penceresinden gordugum kadariyla ay yuzeyinde devamli yasamak icin bir us kurulacaksa uzun sure astronot secip egitmeye gerek yok, uctugumuz bolgedeki herhangi bir aile egitime gerekmeden bugun bile gidebilir: kuru, susuz, tozlu, fazla yuksek olmayan yeryuzu sekilleri ve bu yukseklikten hayat izinin kesinlikle gorulmedigi yerler. Benden soylemesi, gerisi sana kalmis NASA'cigim.

Avustralya'da nufusun yuzde altmistan fazlasi kitanin kiyisindaki bes buyuk sehirde: Sydney, Melbourne, Perth, Brisbane ve Adelaida.Nufusun geri kalaninin cogu deni kenarindaki yerlesim merkezlerinde. Sadece 600 bin Avustralyali su kaynaklarinin az oldugu, sicakligin insani deli edecek kadar yuksek, sineklerin israrli ve sayica asiri fazla, zehirli boceklerin ve yilanlarin gereksizcesine fazla oldugu, issiz ve Turkiye'nin on kati buyuklugundeki bir alana dagilmis yerlesim birimlerinde yasiyorlar. Bolgeye “Outback” yani “disarida arkada” denmesi bosuna degil. Bolgede mesafeler uzun, yerlesim birimleri kucuk ve yalniz. Bugun indigim Alice Springs'i merkeze koyup yaklasik 2000 kilometre yaricapinda bir daire cizersek dairenin icindeki en buyuk yerlesim merkezi ve tek hatiri sayilir su kaynagi Alice Springs olur. Bolgenin en buyuk sehri Alice Springs'in nufusu , siki durun, tam tamina 26000. Nufusun bu kadar delicesine (!) yukselmesine sebep son on senede artan turizm olmus. Bugun Alice Springs duzenli ve sikici caddeleri, uluslararasi markalarin satildigi alisveris merkezleri ile modern bir yer. Tabi bu kentin outback'te oldugunu degistirmiyor.

Alice Springs'te Aborjinler beyazlar gelmeden once uzun sure yasamislar, kimilerine gore yaklasik kirk bin yil kadar. Beyazlar Avustralya'ya gelince ulke kuzey-guney gecis yolu uzerindeki bu su kaynaginda ufak bir yerlesim birimi kurmuslar ama uzun bir sure cok ufak bir yer olarak kalmis.

Melbourne ve Sydney onemli ticaret merkezleri haline gelip Ingiltere'ye ozellikle koyun yunu ve eti gondermeye baslamislar. Londra'daki fiyat degisimleri Melbourne ve Sydney'i yakindan ilgilendirmeye baslamis. Ingiltere'ye gonderilen bir mektubun cevabinin gelmesi en az alti ay suruyormus: deniz yoluyla uc ay gidis, uc ay gelis. Ticaret icin cok uzun bir sure. Bundan dolayi Avustralya-Ingiltere telgraf hatti dosenmesine baslanmis. O zamanin telgraf teknolojisi gonderilen mesajin belli aralarla tekrarlanmasini gerektiriyormus. Belli aralarla outback'te telgraf tekrarlama istasyonlari kurulmus. Alice Springs bu yol uzerindeki istasyonlardan biriymis, o zamanki ismi baska. Adelaida'da gorevli telgraf mudurunun buraya tayini cikmis, ancak mudurun esi Alice Springs'e yerlesmeyi reddetmis. “Bu Istanbul'dan Hakkari'nin kucuk bir mezrasina tasinmaya benziyor” diye, tabi mudurun esi tam bu kelimeleri kulllanmamis olabilir ama fikir ayni. Mudur esini kandirmak icin telgraf istasyonunun ismini esinin adi olan Alice olarak degistirmis. Gel zaman git zaman isim tutulmus ve Alice Springs olarak kalmis, ama esi sehre adimini atmamis. Yani sehrin adi kenti hic gormemis ustelik gormeyi reddetmis birine ithaf.

Sehir haritasina bakarsaniz Todd nehrinin mahallelerin ortasindan gectigini goreceksiniz. Ama nehrin yanina bir hevesle giderseniz ( hevessiz gitsenizde bir sey degismiyor) benim gibi sizde su goremeyeceksiniz. Nehir yatagi haritadaki yerinde ama su yok. Sadece yagmur yagdiginda ,ki nadir bir olay, nehir birkac saatligine akiyor sonra kesiliyor. Her sene Temmuz ayinda burada “ Todd nehri yat yarislari” yapiliyor. Kuru nehirde yat kullanmak zor oldugundan dolayi olsa gerek katilimcilar kendi yaptiklari yat, bot ve kayiklarin altini delip Tas devrindeki Cakmastaslarda oldugu gibi araclarini ayaklariyla suruyorlar. Gecen sene yagmur yagdigi icin Todd nehri yat yarisi iptal edilmis. Su oldugu icin iptal edilen tek yat yarisi olarak kayitlarimiza alalim lutfen.

Ogleden sonra Todd nehrinin kuru yataginda ,“burada icki icmek hapisle cezalandirilabilecek ciddi bir suctur” tabelasinin altinda biralari kafaya diken yirmi kadar Aborjin disinda, hayat belirtisi yok. Aborjinler Avustralya'lilarin uzun sure yok saydiklari karin agrilari. Avustralya'lilara bugun Aborjinleri sorarsaniz cogunlukla kacamak cevaplar aliyorsunuz. Hani politik olarak ters bir sey soylemek istemiyorlar ama cogunun Aborjinleri pek sevdikleri soylenemez.

Aborjinler kimi kaynaga gore kirkbin, kimi ne gore altmisbin seneden beri Avustralya'da yasiyorlar. Dunyanin en uzun kesintisiz kulturu Aborjinlerin. Beyazlar geldiginde nufuslari ( degisik kaynaklara gore) ucyuz bin ile bir milyon arasinda imis. 20.yy baslarinda ellibinlere kadar dusmus. Nufuslarinin dusmesinde beyazlar tarafindan oldurulmeleri yaninda yeni gelen bulasici Avrupa hastaliklarina dayanikli olmamalari da etkili olmus. Aborjinler 1967 yilina kadar “ Bitki ve Hayvanlari Koruma” kanunu ile idare edilmisler. Avustralya vatandasi sayilmamislar. Hatta 1967'ye kadar arabanizla bir Aborjine carptiginizda acisina son vermek icin silahla vurma hakkiniz varmis ve bu hak kullanilmis. Bu 19. yy.la karsilastirilinca hafif kaliyor, o zamanlar avlanmaya cikan beyazlar sikilinca Aborjinleri de avlarlarmis. Ulkenin bir cok bolgesi Aborjin katliamlariyla unlu. 1908'den 1970'lere kadar devlet beyaz babadan olan, ya da oldugu dusunulen herhangi bir Aborjin cocugun ana babasina sormaksizin alip yetimhanede buyutme hakkina sahipmis. Simdi yetiskin yasta olan Aborjinlerin cogu bu sekilde yetistirildigi icin kendi degerlerine yabanci, beyaz degerlerine de oyle. Bu nesle “calinmis kusak” deniyor. Bosuna degil. Alkol, aile isi siddet ve issizlik en buyuk Aborjin sorunlari. Alice Springs'te gordugum hemen her Aborjin sarhostu. Aborjinler sehir disinda kendilerine ait mahallelerde beyazlardan ayri olarak yasiyorlar. Kendi baslarina colde dolasarak gocebe yasayan Aborjinler en son on sene once devlet tarafindan yerlesim birimlerine yerlestirilmis, eskisi gibi yasayan hicbir Aborjin kalmamis. Aborjin yerlesim birimlerinde icki satisi ve tuketimi yasak. Icmek isteyenler sehir merkezine gitmek zorunda, dolayisiyla sehir merkezinde ayik Aborjin bulmak kolay degil.

Son on senede Avustralya'nin kendine Ingiliz kimligi disinda kendilerine ozgun, farkli, milli bir kimlik arayisina girmesi sonucu Aborjinlere daha bir iyi davranilmaya baslanmis. Alice Springs, Kraliyet Ucan Doktorlarinin bolgesel merkezi. Bolgedeki yerlesim merkezlerinin cogu bir doktorun yerlesmesi icin yeterli nufusa sahip degil. Doktor ihtiyaci olanlar telsiz ya da telefonla Kraliyet Ucan Doktorlarini ariyor, uzaktan teshis konabilirse ne ala. Teshis konamazsa ya da ilac gerekirse doktor ucagina atlayip hastanin yanina gidiyor.

Avustralya devlet memurlarina gercekten iyi maas oduyor, bir ogretmenin ise baslama maasi 65,000 Avustralya dolari. Alice Springs gibi issiz bir bolgede ogretmenlik yapmayi kabul ederseniz, ikramiye olarak 50,000 Avustralya dolari daha maas odeniyor. Darisi bizim ogretmenlerin basina.

Uzun bir giristen sonra sira geldi yola cikmaya. Kings Canyon, Uluru, Coober Pedy, Parachilna, Wilpena Pound, Port Augusta uzerinden Guney Avustralya'nin baskenti (hani su Alice'in terketmedigi) Adelaida'ya gececegiz. 6 gun, 3500 kilometre yol ve toplam 3 trafik isigi. Hadi simdi gezelim.

Sydney'de farkli bir "hosgeldin" ( Avustralya )

Auckland'dan Avustralya'nin gobek deligi Alice Springs'e gitmek icin sabahin korunde ucaga biniyorum. Gozlerim hafif aralik , uyanik taklidi yaparak, arada Avustralya gezi rehberine goz gezdiriyorum, bir yandan da kahve servis arabasinin yolunu gozluyorum. Bakalim Avustralya'nin neleri unluymus: dunyanin en zehirli yirmi yilan cinsinin onu burada yasiyor, en cok kobekbaligi olumleri, en zehirli baliklar, en zehirli orumcekler burada, zehirli bitkilerde onder, bilinen en buyuk aciyi veren deniz analari bu sularda bol. Himm ilginc olacak bu ulke. Colde acik havada kamp yapacagim, acaba gezi rehberini okumadan ayarlamasamiydim? Nedense kahveye gerek kalmadan uyku acilmaya basladi. Devam edelim goz gezdirmeye: Nick Cave, Mel Gibson, Nicole Kidman, Eye of the tiger ( Survivor), Kylie, Komsular dizisi, sinirli bay Russel Crowe Avustralya'nin dunya medyasina hediyeleri. Bizimle tanisikliklari 1914 Canakkale bogazina kadar geliyor. Turkiye'nin tam on kati buyuklugunde, nufus 20 milyon.Eee biraz bos bir yer. Evet farkli olacak burasi. Iyice gezmeli.

Auckland'dan Alice Springs'e dogrudan ucus yok, Sydney'de aktarma yapmak gerekiyor. Alice Springs ucaklari sabah erken kalktigi icin bugunu Sydney'de gecirecegim. Sydney havaalanindan sehir merkezine trenle on dakikada geliyorum. Hostel tren istasyonunun yaninda buyuk bir bina, 8 katli, 700 yatakli dev bir sey. Avustralya sirt cantali turizm altyapisinda iddiali bir ulke, bu aralar Avrupa'da yaz tatili oldugu icin Avustralya'nin bircok kenti ve ozellikle dogu kiyilari Avrupali turist dolu. Resepsiyona vardigimda yer olmadigi icin geri donen diger sirtcantalilarla karsilasiyorum, neyseki onceden yer ayirmistim. Cok fazla turistin oldugu yerlerde dolasmamak icin dogu kiyilarini pas gecip issiz ic kesimi dolasmayi tercih etmistim, hosteldeki kalabaligi gorunce dogru karari verdigimi anliyorum. Esyalarimi yatakhaneye birakip sokaga firliyorum. On dakika kadar kalabalik caddelerde yurudukten sonra yaya bolgelerinden birine cikmak icin haritaya bakip kestirme kucuk bir sokaga daliyorum.

50-60 sumo hizla uzerime geliyor. Avustralya? Ne sumosu yaaa? Sumo'nun burada ne isi var? Sokakta ne yapiyor? Herseyi birak niye uzerime yuruyorlar? Ustelik 50'si birden. Saskinlik. Merak. Panik.Beni ayaklarinin altinda almaya iki metre kalmisken birden duruyorlar. Sonra donup gidiyorlar.

Hani bu ulkenin farkli olmasini beklemistim ama sumolar tarafindan ezilmek planlarim arasinda yoktu. Yaa bi daa sorayim Sumo- Avustralya ikilisinde hata yokmu yaaa?

Ben icimden bunlari derken megafonlu biri bagirmaya basliyor“Martin neredesin? sokaktan gelenleri durdursana. Martin, neredesin?” . Sozkonusu Martin kaldirima yerlestirilmis portatif tuvaletten aceleyle cikiyor, “pardon, gitmem lazimdi”. Megafonlu devam ediyor “ sokagi temizleyin, bastan aliyoruz”. Film cekimi.

Sydney'de dolasmak guzel, Avustalya'yi ogrenmek harika, askeri nizamda yuruyen 50 sumonun ortasinda kalmak ise, paha bicilemez.

Bugunluk daha fazla heyecan istemez, tipik turistligimizi yapalim. Ilk once Opera binasi ve civarini tavaf ediyorum, arkasindan yakindaki sakin sahil mahellesi Manly'e gecmek icin vapura binip elimde cay geminin acik kismina cikiyorum. Sydney'in opera binasi ve Liman koprusu arkamda ufalirken karsi kiyidaki yesillikler buyuyor. Manly, Sydney'e cok yakin ve iyi korunmus bir sayfiye kasabasi. Hem okyanusa hem korfeze kiyisi var, sorfculer tarafindan tutulan bir yer. Denize uzanan iskele uzerindeki lokantada bir seyler atistirirken gunesin son isiklarini ve korfezde zarif bir sekilde limana donen yelkenlilleri seyrediyorum. Sumolar, opera binasi, gunbatimi, yelkenliler, korfez, dunyanin en zehirli yaratiklari, bos alanlar, uzun yolculuklar: bu ulke farkli, gezmek ilginc olacak.... Alice Spring's geliyorsunuz degil mi?




Yeni Zelanda Vizesi Nasil Alinir?

Ankara'daki Yeni Zelanda Buyukelciligi postayla vize basvurusu kabul ediyor, vizeniz hazir oluncada size geri postaliyor. Detayli bilgiler ise soyle.

YENI ZELANDA Ziyaretçi Vizesi Başvuruları İçin Gerekli Belgeler

Vize Bölümüne sunulan belgelerin orijinalleri veya noter tasdikli kopyalari getirilmelidir.

Başvuru yapan tüm şahıslar aşağıdakileri temin etmek durumundadır:

1. Eksiksiz olarak doldurulmuş ve imzalanmış vize başvuru formu (NZIS 1017 Application for Visiting New Zealand) Formu buradan indirebilirsiniz (Dış Bağlantı).

2. Yeni Zelanda’yı ziyaret tarihinin bitişinden itibaren en az 3 ay geçerli pasaport.

3. 1 adet vesikalık resim (son 3 ay içinde çekilmiş)

4. Yeni Zelanda’da kalınacak her ay için en az 1000 Yeni Zelanda Doları tutarında para. Bunlar (en az son 6 aylık işlemlerinizi gösteren ve güncelleşmiş) banka hesap cüzdanlarınız, kredi kartları (kredi limitinizi ve mevcut birikiminizi gösteren bir banka mektubu ile birlikte veya hesap dökümleriniz ile birlikte ibraz edilmelidir).
VEYA
Halen Yeni Zelanda’da bulunan bir Yeni Zelanda vatandaşı veya oturma izni bulunan yakınınız tarafından sponsor edilecekseniz, bu formun (Sponsorship Form NZIS 1025) ilgili tüm dökümanları ile birlikte Yeni Zelanda’da bulunan yakınınınız tarafından eksiksiz olarak doldurulması gerekmektedir. Formu buradanindirebilirsiniz (Dış Bağlantı).

5. Gidiş-Dönüş Bilet Rezervasyonu. (Vize Bölümü vize alacağınızı taahüt ettikten sonra biletin aslını görmek isteyebilir ancak önceden biletinizi almanızı tavsiye etmiyoruz)

6. Kalınacak yer detayları örneğin: Otel rezervasyonları veya kalacağınız arkadaş veya akrabaların adres bilgileri.

7. Türkiye’deki durumunuzu gösteren diğer belgeler, örneğin: Sahip olduğunuz mülklerin tapusu, askerlik durumunuzu gösteren belgeler, üniversite diploması, emeklilik cüzdanı, v.s.
Onemli Not: Sponsor ediliyor olsanız dahi (yukarıya bakınız) kendi durumunuzu gösteren belgeleri sunmak durumundasınız. Bunlar (en az son 6 aylık işlemlerinizi gösteren ve güncelleşmiş) Banka hesap cüzdanlarınız, kredi kartları (kredi limitinizi ve mevcut birikiminizi gösteren bir banka mektubu ile birlikte veya hesap dökümleriniz ile birlikte ibraz edilmelidir)

İlave Belgeler-
A. Eğer bir işyerinde çalışıyorsanız (Memurlar dahil)
1. Maaş bordronuz.
2. İşveren tarafından şirketin antetli kağıdına bu şirketteki göreviniz, ne kadar süredir burada çaliştığınız, kullanacağınız onaylanmış izin günü ve seyahat sonrası aynı işyerinde tekrar çalışacağınızı belirtilen resmi bir yazı.
3. SSK işe giriş bildirgeniz.

B. Serbest calışıyorsanız veya ortağınız varsa:
1. Şirketin Ticari ve Sanayi odasına kayıt belgesi
2. Şirketin vergi levhası
3. Şirketin resmi imza sirküleri
4. Şirketin Resmi Gazete duyurusu

C. Yeni Zelanda’ya iş görüşmeleri için gidiyorsaniz:
1. Yeni Zelanda’da toplantı yapacağınız firma veya firmalardan antetli kağıda, beklenen ziyaretçilerin detayları ve davet ediliş nedenlerini belirten resmi bir davet mektubu.
2. Kendi firmanızın veya çalıştığınız işyerinin antetli kağıdına; firmadan kimlerin gideceği, görevleri ve ne amaçla gidileceğini belirten resmi bir yazı. Bu yazı seyahat ve sağlik sigortası dahil seyahat edecek tüm şahısların masraflarının karşılanacağına dair garanti vermek durumundadır.
3. Yukarıda B. bölümünde bahsedilen tüm şirket evraklari.
4. Maaş bordrosu ile birlikte SSK işe giriş bildirgeniz.

D. Yeni Zelanda’ya konferansa katılmak için gidecek olanlar:
1. Konferans kayıt belgeleriniz. (Vize Bölümü vize verileceğini belirttikten sonra konferansın kayıt parasının yatırıldığına dair belge görmek isteyebilir)
2. Konferansa davet ediliyorsanız, resmi davet mektubu.
3. Konferans masrafları çalıştıgınız işyeri veya başka bir kurum tarafından karşılanıyorsa bununla ilgili tüm resmi belgeler.

E. Yeni Zelanda’da 6 aydan daha uzun süreyle kalacak olanlardan bazı detaylı sağlık koşullarını yerine getirmeleri istenecektir. Bununla ilgili detaylı bilgi için lütfen, Sağlık Prosedürleri sayfamıza bakınız.

ÖNEMLİ

Yeni Zelanda Büyükelçiliği Vize Bölümü yukarıdaki belgelerle birlikte ilave belgeler temin etmenizi isteyebilir.

Sunduğunuz tüm belgeler incelenmeye tabi tutulabilir.

Ziyaretçi vizesi başvurunuzun kabul edilmesini sağlamak için istenilen tüm evrakları tam ve eksiksiz sunmak zorundludur. Bunu yapmadığınız takdirde, başvurunuz kabul edilmeden size geri gönderilecektir.

Vize başvurularının incelenmesi, tüm belgeler eksiksiz ve tam sunulduğu takdirde genellikle 1 hafta sürmektedir.

 


Yorumlar - Yorum Yaz
Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
-3° 0° -4°
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.31315.3343
Euro6.02766.0518