gezi, gezi rehberleri, gezi rehberi, doğa, doğa sporları, dağcılık, tırmanış, kayak, snowboard, bisiklet, kano, rafting, treking, doğa yürüyüşleri, kamp kurma, kampcılık
  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/dr.emin30
  • https://plus.google.com/u/0/108934662682922126853/posts
  • https://twitter.com/eminnoyan

Emin Noyan Web Sitesine Hoşgeldiniz.

 

Bolivya

Dünyanın En Büyük ve En Kalabalık Şehirleri: Potosi ( Bolivya) ve Goa ( Hindistan)

Dünyanın hem ticaret, hem altyapı hem de nüfus olarak en büyük iki şehri Potosi ve Goa'dır. Zamanında bu cümle doğruymuş. Anlatayım.


İlk önce Goa'nın yerinden başlayalım. Aşağıdaki haritadan görüleceği üzere Goa Hindistan'ın güney batısında. Bugünlerde sadece sahilleriyle ünlü bir yer ( bkz yukarısı: Goa sahilleri) halbuki Goa'nın eski merkezi ( Velha Goa) 1600 yılında Paris ve Londra'nın toplamından daha büyükmüş. 


Doğuya baharat ticareti yapmak için gidenlerin erzak ve su molası verdiği bu şehir zaman içerisinde Çin, İngiliz, Portekiz, Japon, Arap ve Hollandalı tacirlerin uğrak yeri haline gelmiş. Ticaret şehri öylesine zenginleştirmiş ki 1600 yılında dünyanın en büyük ve en zengin şehri Eski Goa'ymış.


 Yine 1600'lerin başında Bolivya'nın Potosi şehri ( yerini yukarıda işaretledim) dünyanın en büyük şehirlerinden biriymiş. Sebebi bölgedeki gümüş madenlerini yerel halkı köle olarak kullanarak işleten İspanyol sömürgeciler ve gümüşün getirdiği zenginlikmiş. Potois bugün aşağıdaki gibi bir yer: sakin ve geri kalmış. tıpkı Goa gibi.

 Dünya hızla değişiyor, ayak uyduramayan insanlar, şehirler ve ülkeler geride kalıyor ve sadce "zamanında çok büyüktü" başlıklı yazılara konu olabiliyorlar.

Simdigezelim.com'a abone olan 5000'den fazla kişiye siz de katılarak daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgileri kaçırmayın. Abonelik için buraya gidiniz.  

Simdigezelim.com'daki içerikten yola çıkarak yazılan üç kitaba göz atıverin.

Tükürük köftesi yapmak için gerçekten tükürmek gerekmiyor ama Güney Amerika'daki bu biranın ana maddelerinden biri gerçekten de tükürük.

Güney Amerika'nın yerli kültüründe kutlamalarda alkol alınması geleneği var. Bölgenin yerlileri patates, yam, mısır ve bunun gibi nişaşta içeren değişik malzemeleri kullanarak bira yapma yöntemleri geliştirmişler. Bu yöntemlerden birinde de biranın mayalanması için malzeme olarak insan tükürüğü kullanılıyor. Kullanılan malzemeye göre bira yapılırken bazen yukarıdaki kadar koca bir leğen patatesin çiğnenip tükürülmesi bazen de aşağıdaki gibi sadece mayalık mısırın çiğnenmesi gerekiyor.

Ağızda bulunan enzimler nişaştanın biraya dönme sürecini hızlandırıyorlarmış: eski insanlar bunu nasıl keşfetmiş merak ettim doğrusu. Şimdi gelelim "eee tükürüklü bira içilir mi?" sorusuna. Bu birayı yapanların dediğine göre tükürükle mayalanan ve püre haline gelen malzeme daha sonra uzun süre kaynatıldığı için herhangi bir sorun çıkarma olasılığı yok.

Tükürük birasının geleneksel yapım sürecini aşağıdaki video kısaca anlatıyor.  

Güzel La Paz? ( Bolivya)

Bolivyalılar en büyük şehirlerine bir sıfat takmışlar, şehrin ismini söylerken sıfatıyla beraber kullanıyorlar: "Linda" La Paz. Şu La Paz manzarasına bir bakalım.

Şehrin genel görünümüne bakınca "güzel" sıfatının olan bir durumu değil de bir isteği belirttiğini düşünüyorsunuz, yeşil Bursa der gibi.


 Simdigezelim.com'a abone olan 5000'den fazla kişiye siz de katılarak daha keyifli, daha ekonomik ve daha güvenli bir gezi için gerekli bilgileri kaçırmayın. Abonelik için buraya gidiniz.
Bir şehrin ne kadar güvenli olduğunu etrafınızdaki küçük işaretlerden anlayabilirsiniz. Bu fotoğraf Bolivya'nın ünlü şehri La Paz'ın turist mahallesindeki bir dükkandan. Ne dersiniz La Paz caddeleri geceleri güvenli mi?

Puno Taquila Gezi Rehberi ( Puno, Titikaka gölü, Peru)

Peru ve Bolivya'nın ortasındaki Titikaka gölü üzerinde yer alan Taquila adası çevredeki bir çok yerleşime göre çok daha zengin. 
Ada halkı herkesi eşitleyen değişik bir yönetim kurmuş.Ada küçük topluluklara bölünmüş durumda her topluluğun başında seçimle gelen bir yönetici var.  
Kimin yönetici olduğunu giydiği şapkadan anlamak mümkün. Şapkanın renkleri aynı zamanda yöneticinin evli olup olmadığını, çocuk sayısını, mali durumunu da ele veriyor.
Adada turist olarak gecelemek istiyorsunuz. Öyle istediğiniz yerde kalmak yok. Halkın yöneticileri kimin nerede kalacağına karar veriyor. Ana ilke: herkes eşit kazansın.

Taquila'da gecelemek değil de benim yaptığım gibi günübirlik dolaşmak istiyorsunuz. O zaman da sizin hangi lokantada yemek yiyeceğinize yöneticiler karar veriyor. Maksat yine aynı, herkes eşit kazansın. 

Hemen aklıma geldi , soruverdim:
-" Eee peki yönetici herkese eşit davranmazsa, kendine / yandaşına torpil yaparsa?"
-"Yapamaz, burası küçük bir yer ne yapsa hemen farkına varılır. Hem bir daha seçmeyiz." dediler.


Yukarıda yazmamışım ama atlamayayım. Adada turist olarak yiyebileceğiniz yemekler de sınırlı. Sadece ve sadece adada yetişen ürünlerden yiyebilirsiniz: Quinoa ( tahıl) çorbası, alabalık ve çay.  Vejeteryenler için nazlanarak sebze, makarna karışımı bir yemekte yapıyorlar.  


 Taquila, oldukça dik yokuşları olan bir ada. Üzerinde olduğu Titikaka gölü zaten 3800 metre yükseklikte olduğu için tekne iskeleye yanaşı tepeye doğru yürümeye başladığınız an tıknefes oluyorsunuz. Ben tıknefes yavaş yavaş yukarı tırmanırken yanımdan teknenin getirdiği erzakları sırtlarında taşıyan Taquilalılar koşar adımlarla geçiverdiler.
 
 Adada yük hayvanı yok. Sebep? diye sorunca: "Yük hayvanlarının yiyeceği ota bizim başka işlerde ihtiyacımız var, sadece yük taşıması için hayvan besleme lüksümüz yok" diyorlar.
Tahmin edeceğiniz üzere yük taşıma işi de sıraya bağlanmış, sırası gelen itiraz etmeden tekneyle gelen erzakları evlere dağıtıyor.
Şimdi gelelim şu örgü meselesine. Aslında sadece aşağıdaki fotoğraf altına bir şeyler yazayım diye yazıya başlamıştım ama anlatacak çok şey çıktı ancak geldik. Efenim, Taquila'da örgü erkek işi.
Erkekler eşleri kızları ve kendileri için şapka, elbise vb örüyorlar. Bu işi de oldukça güzel yapıyorlar.

Öyle ki adanın el işleri kooperatifinde sergilenen ürünlerin hepsi erkeklere ait.  

 Görüldüğü gibi ördüklerinden oldukça gurur duyuyorlar.

Taquila bulunduğu çevreye uyumlu ve insanlarını mutlu eden yönetim şeklini deneye yanıla uzun bir süre içinde bulmuş görünüyor. Dileyelim ki şimdi olduğu gibi gelecekte de durumlarından memnun olsunlar.

 Tıknefes çıktığım yoldan yine yavaş yavaş ama bu kez Titikaka manzarasının keyfini çıkararak iniyorum.
Nasıl gidilir?

Peru'nun Puno şehrinden Taquila'ya her gün tekne var. Gezginlerin belli saatlerde adada olması istendiği için her tekneye turistlerin binmesine izin verilmiyor. İskelede size bu konuda yardım edeceklerdir. Adaya doğrudan gidiş yaklaşık 2.5 saat sürüyor. Sabah ilk çıkan tekne diğer adalara da uğradığı için 4-5 saatte ancak varıyor. Bilet 15 dolar civarı. Başka bir alternatifte günlük tur düzenleyen şirketleri denemek. Turun kalitesine ve içeriğine göre 40 dolar ila 100 dolar arası değişiyor. Tur ayarlamadan önce mutlaka ama mutlaka tura dahil olanları kontrol edin. Yoksa 40 dolar verdiğiniz bir turun ekstra su, yemek, giriş bileti vb ile 100 küsur dolara şişmesi olası.

Nerede kalınır? 

Adada kalmanız izne bağlı. Puno turizm bürosu sizi izin konusunda yönlendirecektir. Bu konu yıldan yıla değişiklik göstermekte. Geçen sene geceleme kişi başı 15 dolar civarı idi. Kalacağınız evde tuvalet bahçede, banyo yok, adada evlerde ısınma için sadece ek battiniye var, soba falan  kullanılmıyor. Hazırlıklı gitmekte fayda var.

Ne yenir?

Menüler sabit. Artık ne yemenize karar verilirse :) 

Yorumlar - Yorum Yaz
Saat
Hava Durumu
Anlık
Yarın
-3° 0° -4°
Takvim
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.31315.3343
Euro6.02766.0518